31 Ocak 2010 Pazar


Kar dolayısıyla çok fazla alışveriş yapamadan dönecek olmamın acısını annemin dolabından çıkarıyorum :)
onun bir sürü gençliğinden kalma sakladığı kıyafetleri,giymediği hırkaları,yelekleri ,atkıları.. hepsini gizlice tıktım bavuluma.bu tırtıklama operasyonunda bir de çok güzel bir elbisemi buldum kadife hoş bi elbise ne kadar da beğenerek almıştım ama bi köşede kalmış yavrucağım :D. ama hepsini aldım artık hepsi izmir yolcusu elbet orda giyerim,giymesem bile fotoğraf çektiğimiz zamanlarda giyerim.o anlarda farklı kıyafetler farklı düşünceler çıkarıyo.
bulduklarımı ve bulacaklarımı izmir'de giyebilme ya da onlarla yeni şeyler üretebilme hevesiyle doluyum :)

24 Ocak 2010 Pazar

istanbul ve kar

kimbilir ne zamandır bu kadar tutan bir kar yağmadı istanbula'a.tam hatırlayamıyorum ama iyi hatırladığım şey ışığa bakıp karın yağışını kontrol ederek okul tatil olsun duaları ettiğim zamanlar.hava biraz soğuk ama kar oynamaya başladığınız andaki kahkaha çığlıkları,koşuşturmalar ve ciğerlerininz patlayacakmış gibi hissettiğiniz o anlar unutturur soğuğu. sanırım bizim sitedeki herkes artık büyüdü.eskiden bahçe kardanadamlarla dolar taşardı,ilk günden bozulurdu bütün kar örtüsü.ayak izleri,kelebek şekilleri ve eskimo gibi giydirilen çocuklarla dolardı bahçe. yan tarafa kaymaya giderdik annelerimizin özenle sağladığı o kalın torbaları aşırıp :) şimdi bakıyorumda yarın işe gitmek zorunda olanlar arabalarını temizliyo yanlarında da kar oynayan çocukları.artık kayanda yok poşetlerle.belki de karın birikmesini bekliyolardır. ama ben kararlıyım inip kar oynıycam :)

17 Ocak 2010 Pazar

güven(il)mez !

2 çeşit güvenilmez insan türü vardır.

1.tanıdığın halde güvenmediğin
2.tanımadığın ama güvenilmezim diye bariz bi şekilde bağıran.

1. tür insanı kazık yiye yiye öğrenir ve sonunda gözüne bakıp tanıyabilecek kıvama gelirsin.bu dünyanın en doğal öğrenim sürecidir.

2.tür insandaysa bazen önyargıların çok da kötü olmadığını anlarsın.zaten bir insanın dış görünüşü(istisnalar dışında ki bu oran %1 i aşmayacaktır.) birçok şeyi belli eder. bir insana güvenip güvenemeyeceğini o insanın görünen karakterinden anlarsın.

*eğer bu kişi erkekse gözü fıldır fıldırdır.alanına yeni giren her şeyi gözleriyle tarar ve tanımladığında onu koleksiyonuna katmak ister.

*eğer bu kişi kadınsa anlamamam pek de mümkün değildir.tecrübelerini önemseyen bi tipsen(ki bu ayakta kalmanın gerekliliğidir.). kadınsa tabiri caizle g.tü başı birbirinden bağımsız olan kadın tipidir.o da aranmaktadır ve bir kadın hemcinsini genelde çok iyi tanıdığından bu kadın tipini farkedip hayatından fırlatıp atmakta zorluk çekmez.

15 Ocak 2010 Cuma

keşke burda olsan eylül.
ilkyardım çantası kadar etkili o güzel kalbine o kadar ihtiyacım var ki.
burda olsan da tek kişilik yatağa sığışıp ağlaşıp dursak peçetelerde bize eşlik etse.
güzel olmaz mıydı?

ta uzaklara

aslında en çok istediğim şey bu tatilde herkesten uzak bir yere gitmek,biraz kafa dinlemek. bazen çığlık çığlığa ağlamak bazen de kendi kendime gülümsemek istiyorum.bi yanımda deniz bi yanımda çimenleri istiyorum ki çıplak ayaklarımla her kum tanesini hissedebileyim.tüm duygularım ayaklarımdan toprağa akmalı.çimenlerde koşmalı ve yeşilin içinde dans etmeliyim. akşamları hırçın dalgalara karşı sıcacık bi çay içmeliyim ki sıcaktan mayışıp huzurlu uyuyayım. kimbilir ne zamna böyle bi tatile çıkıp rahatlama fırsatı bulucam.

içimde atom bombasından da tehlikeli bi duygu topağı var.çıldırtıyo beni.ve o gün ışığına çıktığında eminim ki etrafımdaki herkese zarar vericem.insanların bana verdiği zararı ben onlara vermemek için çok uzağa gitmeliyim.yalnızca ben...

tatil istiyorum,rahatlamak istiyorum ve insanlardan bir süreliğine kaçmak istiyorum..

çok mu şey istiyorum?

14 Ocak 2010 Perşembe

kendime yeni bir ben lazım!


"Günler güzel geçmedi unutmam lazım
Asıp yüzümü kalmışım azcık kırtmam lazım
Hep içime atmışım anlatmam gerek
Hepsini bir kazana atıp toptan kaynatmam gerek

Yeni bir duruş yeni dokunuş
Tek tek keşfetmem lazım
Yeni bir hayat gerisi bayat
Kendime yeni bir ben lazım"

sertab erener'in de dediği gibi bunların hepsini yapıp kendimi yenilemem ve yeni bir
ben yaratmam lazım :)

aslında kafamda bikaç tilki var. saçlarımı daha da kısaltıp ucundan bi yerini de mavi mi yapsam?
istanbul'a gider gitmez taksim ve kadıköye koşucam.her pasaja girip bikaç bir şey alıcam.
kendimi yenileyip dönücem izmir'e.

bunları yapabilmek için biraz gaza ihtiyacım var sanırsam :)

yolun sonuna doğru

ilk kez "ölüm" korkutucu geldi kulağıma.düşünürken bile sanki bi el gırtlağımı sıkıyo bi el kalbimi. keşke hiç ölmesek,sevdiklerimizle beraber yaşasak sonsuza dek.keşke hiç o uçurumun ucuna gelmesek ve bu nefesimi kesen duyguyu hissetmesek.tanrı ya isyan ediyorum bazen içten içe ve her defasında eminim bana yukardan gülümseyip "daha çok küçücüksün,anlayamazsın." diyodur.
her biri bir parçam olan o insanları kaybetmek istemiyorum asla!

13 Ocak 2010 Çarşamba

akışkan zaman

ben mi farketmiyorum zaman mı çok çabuk geçip gidiyo anlayamadım bi türlü.küçükken de bu kadar çabuk mu geçiyodu zaman? hayır diyemiyorum ama evet de diyemiyorum. sanki o zaman daha zevkliydi her şey,daha renkli ve de daha kolay.belki de sorumluluklar arttıkça hızlandı zaman.bir şeyleri yetiştirme,bir şeylere yetişme ve bir şeyleri beklentilere göre yapabilme zorunlulukları yüzünden anlayamadan akıp gitmeye başladı zaman. daha yeni gelmiştim yepyeni bi hayat,yeni insanlar,yeni otobüsler,yeni yerler! alışmaya çalışırken akıp gitmişim bende her geçen gün biraz daha fazla.ders programıma baktığımı anımsıyorum sanki dün gibiydi şimdiyse 1 hafta sonra dönem bitiyo.nasıl geçti,ne yaşadım anlayamadım ki. ben ne zaman büyüdüm de ne zaman daha da hızlı akıp gitti her şey aklım almıyo.
geleceğimin daha da hızlı akıp gitmesinden korkuyorum..

9 Ocak 2010 Cumartesi

hormonlar

yine malum zamanlar,yine patlak veren hormonlar ve yine dengesiz bir ruh hali.nefret ediyorum
bu durumdan.resmen hayata küsüyorum bi süreliğine oturumu kapatmak gibi bir şey bu.sanırım bu durumlarda en iyisi maxaljin,dino'nun karnıma yatması,bütün gün film-dizi-tv izlemek birde bitki çayları.beni agresif ergene çeviren hormonlar bir an önce gidiniz lütfen.

bu durumun en sevdiğim yanı dinonun karnımda uyuyup ağrılarımı alması.

6 Ocak 2010 Çarşamba

özledim seni blogum :)
yazmayalı kimbilir ne kadar oldu! halbuki çok rahatlıyorum sana beynimin posalarını yazmayı hem resim ve fotoğraflarla eğlendirici oluyo.uzun bir aradan sonra sana merhaba.seni unutmadım sadece sınav faktörü bizi ayırdı :) artık seni ihmal etmiycem.
I love my blog :) (kalp)

o malum gün

sanırım bu yıl ki tantana hayatımın en sıkıcı gecesiydi.normal bi günmüş gibi pijamalarımı giydim, yemek yedim,kağıt ve kültür oyunu oynadım,nianlara gittik ve nianlar geldi sonrada uyuduk .evet tam özet tek farkı o gece victori secret defilesi olması ve herkesin televizyona
kitlenmesiydi.hayatımın en sıkıcı ve berbat gününe bu yılbaşı fotoğrafını hediye ediyorum (:
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...