28 Şubat 2010 Pazar

biz bugün keşfe çıktık





güzergah: inciraltı-3kuyular iskele

bugün emekliler arasında sürdürdüğümüz hayatımızın jelatinini yırttık sanırsam dönüm noktamız 1 mart :)

yeni haftasonu aktivitesi bulduk kendimize. inciraltından başladığımız yürüyüşümüzde 2 köprüden geçtik,sineklerle savaştık,çamurlara girdik,yeri geldi düştük,yeri geldi yıktık tepeleri :)

ama çok güzel fotoğraflar çektik,yeni yerler keşfettik ve kaybolduk :)

dayanılmaz ayak ağrılarımız başlayacakken çıkış kapısını gördük ve güvenliğe rezil olduğumuz o soruyu sorduk "pardon burası neresi ? tamam o zaman. yaa bi de abi balçovaya biz nasıl gidebiliriz?" :)

ardından iskeleye yürüdük.25 dk sonra otobüsün geleceğini sanarken 35 dk faln bekledik.üşüdük,sıkıldık,fotoğraf çektik,cıvıklaştık :)

çok eğlendik ama çok yorulduk,acıktık.

teker üstünde mide bulandırıcı ve sarsıcı yolculuktan sonra eve vardık.merdivenleri tırmandık ve koltuğa yığıldık :)

hepsine değerdi (çamura bulanan çizmelerime de)

artık her haftasonu eve kapanmak yerine farklı şeyler yapmaya karar verdik.

iyi bir insna olursanız bir gün bizi TepeHome da girişteki yaşlı heykellerle fotoğraf çekerken görebilirsiniz :)

26 Şubat 2010 Cuma

istiyorum istemiyorum


*bütün gün oturduğum yerden kalkmamak istiyorum
*Dino'yla beraber film izlemek istiyorum
*blogumla uğraşmak istiyorum
*saçımı düzleştirmek istiyorum üşenip dağınık bırakmayı tercih ediyorum
*arka odada oturmak istiyorum


**ama okula gitmek istemiyorum!

25 Şubat 2010 Perşembe

"Vitrinler Kansız Olsun"









Katliama Dur De!


Kürkü için öldürülen ya siz olsaydınız?

Fıs delikanlılar





bugün otobüsde gördüğüm sinir bozucu olay yüzünden şu delikanlıyım diye geçinen erkek kurularını katletmek istiyorum!
dünyanın kendi etraflarında döndüğünü düşündüklerindne olsa gerek bu aptalca hareketleri.

"bugün -oturduğum için göremedim ama sesleri duyabiliyordum- birkaç kız otobüsün körük kısmında duruyorlardı.bir grup çakma! delikanlı grubuda kalabalık otobüste kızların yanında tarzanca sesler çıkararak ilgi çekmek için çabalıyorlardı.otobüs arada bir dur kalk yapmak zorunda kalsada insanlar birbirine çarpacak kadar sert fren yapmıyordu.sanırım çocuk kızın üstüne abandı ki kız tepki gösterdi.biraz tartıştılar ama kız pek de rahatsız olmamıştı.saçma sapan cevaplar verdi.şaşkınlığımı bir an gizleyemedim açıkçası.onun yerine kendimi koydum ben olsam kıyameti koparırdım sanırım bu yüzden başıma böyle şeyler pek gelmiyor."

delikanlıyım diye geçinen bu beyin gelişimi tamamlanmamış oğlancıkların ironik hareketlerini görünce sinirden çıldırıyorum. kendi anneleri,kardeşleri ya da kız arkadaşlarına böyle bir şey yapılmış olsa hır gür çıkarırlar,keserim biçerim öldürürüm namus tirplerine girerler ama başkalarının ailelerindeki kadınlara gelince sıra unuturlar namus! dedikleri o zımbırtıyı.

işte ben böyle ironik hareketleri olan gelişememiş tarzanlara fıs delikanlı diyorum.

23 Şubat 2010 Salı

kadın olmak



bu zamanda kadın olmak zor !
birden fazla işi aynı anda yapmak gerek :)

21 Şubat 2010 Pazar

İstanbul'lu olmak ?


-nerelisin?
-İstanbul.
-aa tamam o zaman.

benimle bu diyaloga giren herkesin saçını başını yolmak istiyorum şiddetle!

ilk tanışma sırasında bana nerede ve kimle kaldığım sorulduğunda bende gayet açık yüreklilikle gerçeği söylüyorum erkek arkadaşımla diye.ardından bir soru nereliydin? "İstanbul" anahtar kelime oluyor zaten.aa tamam o zaman.
(bu daha ilk olay)

ikincisi ise ;
bazı konularda kendine ve sevgiline güveniyorsan
birçok şeyi açıkça konuşabiliyorsan
ve birlikte birinin giydiği şeye(iç çamaşarı bile) bakıp yorum yapabiliyosan.
"İstanbul" yine anahtar kelime. çat yapıştırıyolar "ama o İstanbul'lu!"

İstanbul'lu olmak tahmin ettiğimden de başka bir şeymiş farklı bir şehire gidince.

insanlar İstanbul'lu olmayı ne sanıyor hiç anlamış değilim. biz sokaklarda çırılçıplak mı geziyoruz,herkes sevgilisi veya herhangi biriyle mi yaşıyo,İstanbul'da çok rahat midesiz aileler mi var ya da herkes çocuğunu sokağa bırakmış ahlak'ı unutmuş mu ?
artk sanıyolarsa İstanbul'u yavrucaklar!

bunlara çok gülüyorum ve gülmekle birlikte bunu diyenlere acıyorum açıkçası. bahsettikleri yer 600-700 km uzakta ki bir yer ama öyle bir adı çıkmış ki sanırsınız farklı gezegen İstanbul.

ne insanlar görüyorum her gün herbir tarafını kapamış,ailesiyle yaşıyor güya ama ooh kimin eli kimin cebinde belli değil.

bankaya gidersin abaza veznedar kız,mağazaya gidersin aynısı,doktorlar,hemşireler,asistanlar daha kimbilir neler var neler. bunlar aileleriyle yaşıyo da noluyo tutuşmuş bi tarafını doğuya sergiliyo bir tarafını da batıya ! ama hepsi görünüşte pek bir muhafazakar pek bir iyi aile kızı.

bunlar gibi olmaktansa ben İstanbul'lu diye sürüden ayrılmaya gönüllüyüm!

20 Şubat 2010 Cumartesi

2010-2011 favorileri :)


TopShop 2010-2011 kış modasında bu sene ağırşık olarak orman teması var.kıyafetlerde farklı ama sade hayvan figürleri var.genel tonlama grili karakalem vari bir şeyler ama çok hoş.bu kış bile birçok kez karşıma çıktı hayvan figürlü tunikler ve tişörtler. şimdiyse bu figürler dar tulumlarda,uzun elbiselerde ve tunik tarzı bluzlerde kullanılmış.farklı ve sade ama itici değil.çok hoşuma gitti.

montlarda fena değil hani.vücudun üst kısmına tam oturan belden 10-20 cm kadar aşağıya inen fırfırlar ya da kahve tonundaki sade kürklü deri montlar.

umarım burayada ulaşır çoğu bende onları dolabıma katabilirim :P :)

http://www.vogue.co.uk/fashion/show.aspx/full-length-photos/id,8757


bunlarda benim favorilerim :)

7 -9 -11 -14 -18 -19 -20 -31 -39 -40 -42 -43

17 Şubat 2010 Çarşamba

en özel organizasyon :)

koskoca 4 yıl onların ki ;mutlu,mutsuz ve bazen de tartışmalı. eminim ki hayatlarının en özel 4 yılını yaşadılar ve yaşayacaklar da.onları aşağı yukarı 2 yıldır tanıyorum ama gördüğüm en özel çiftlerden biri.birbirlerinin en büyük destekçisi ve çoğu zaman belki de ailelerindende yakın.
onlar artık birbirinden ayrı düşünülemeyen bi ikili oldular gözümüzde.

onlarla birlikte olmak her zaman çok eğlenceli ve unutulmaz.bazen evde bazense dışarda ama nerede olursa olsun onlarla birlikte bir şeyler yapmak her şeyden çok farklı.

bazen yorgun gelirler bize,yemek yer ve birbirlerine sarılıp şekerleme yaparlar :) bazen sadece Nian gelir birlikte bir şeyler içeriz,dizi izleriz,eleştiri yaparız ya da yapışık üçüz gibi korku filmi izleriz :) bazen de Ali gelir arka odada dinlenir,keyifliyse Hasanla ya da Dinoyla uğraşır. her durumda onlarla olmak inanılmaz keyifli bundan şüphem yok.

bugün 17 şubat onların 4. yılı ve onlar yemeğe çıkmışken biz gizli bir operasyon yapıp eve sızdık :) itinayla evi toparladık. gülleri,mumları,gül yapraklarını ve onlara özel hediyemizi yerleştirip bir de not iliştirdik kapıya hsnplş imzalı :) ve kesin olduğunu düşündüğümüz bir şey vardı ki ikisininde inanılmaz mutlu olacağı hatta Nianın mutluluktan ağlayabileceği :).onları mutlu etmek ve onlara özel bir şeyler yapmak çok keyifliydi bunu farkettim.umarım onları seneye de çok hoş bir süprizle-bundan çok daha özel ve güzel olur- mutlu ederiz.

onları çok seviyorum ve her daim yanlarında olmaktan mutluluk duyuyorum. daha nice yıllara iyi varsınız dünyanın en özel Ali & Nian çifti.

(A)li (N)ian gelir biz mutlu oluruz :)

13 Şubat 2010 Cumartesi

14 Şubat tantanası



sorarım 14 şubat olmasa ;
sevgililer birbirine hiç hediye almıycaklar mı ?
birlikte yemeğe çıkmıycaklar mı ?
hiçbir erkek hiçbir kadına kırmızı gül almıycak mı ?
hayatımızda hiç kırmızı olmıycak mı ?
insanlar sadece o gün mü romantik olucak ?
sevgiliyle birlikte olmak sadece o gün mü özel ?

yok böyle bir şey! insanlar bunların hepsini normal hayatlarında da yaparlar.14 şubat olunca yapılan aynı şeylerin farkı ne ki? saçmalıktan başka bir şey değil. tek değişen normalde 3-5 tl olan gülün 10 tl ve üzerine çıkması sanırım.

ille de kutlıycaz diyorsanız tavsiyem; ya 14 şubat'tan önce ya da sonra kutlayın.hem daha ucuz hemde daha az kalabalık olur her yer :)

hazır olmamak !


tatilin başladığını anlamadan bittiğini anlamak! sanırım en berbat his olsa gerek.3 hafta kadar olan tatil süresinin 1 gününü bile deşarj olamadan geçirmek de bir yetenek . fiziksel faktörler tarafından sabote edilmiş bu tatiliminde sonuna gelmiş bulunmaktayım.bi günlük bile olsa tatil yapmak istiyorum. okula gitmek istemiyorumm!! tekrar kitaplar,kağıtlar,uçlar ve silgi tozları arasına girmeye hazır değilim.
s.o.s. veriyo beynim. rahatlamam gerek çığlık atmak,ağlamak ve rezene içmek istiyorum,belki birazda çikolata...
rahatlamak ya da tatil sayılabilecek her türlü seçeneğe açığım.
belki bir haftasonu neden olmasın :)

8 Şubat 2010 Pazartesi

dünyanın en kötü reklamı


herkes tarafından bilinen bi reklam bu;sinir bozuculuğu tavan yapan siyahlar için yumuşatıcı reklamı.

ateşli bi tango dansçısı simsiyah gömleğiyle dans eder.ağzının suları akan kız yanındaki kadına
( ki bu kadın o adamın ya annesi ya da ablasıdır!) bariz bir şekilde belli eder adama olan hayranlığını.
kadın birkaç litre olan o dev yumuşatıcıyı bir anda çantasından çıkarır,konuşur ve ağzının suları akan kadın utanır vs. vs...

en saçma olanda kadının 1 litreden fazla olan o yumuşatıcıyı her yerde çantasında taşıması ve konuşmanın ortasında çantadan çıkarmasıdır.!

bu reklamı kim yaptı ya da yaparken kimse ona bu saçmalıktan veya sinir bozucu komik durumdan bahsetmedi mi?
ve en komiği marka sahibi reklamı izlemedi mi ?
kadın erkek herkes "ateşli" çocuktan başka bir şey düşünemedi herhalde ki böyle bir reklam ortaya çıktı.

reklamcıların hayal dünyasının hep şaşırtıcı ve üretken olduğunu düşünürdüm ama her reklamcı için böyle bir genelleme yapmak doğru değilmiş. bunun bilincine acı bir şekilde vardım :)

6 Şubat 2010 Cumartesi

modern bebek sallamaca :)

modern beşiğin hazırlanışı :) :

Timur ve Alper'i birbirinin ayakucuna yatırdık.zaten dev beşiklerinde uyurken pek bir mutlular. beşiğe uzun bir kurdela bağladık. anneleri içerde iş yaparken ben bir yandan bilgisayarda işlerimi hallediyorum bir yandan da uzun kurdela yardımıyla beşiği sallıyorum.onlarda mışıl mışıl uyuyo şuan herkes mutlu ama uykularını alamazlarsa o zaman fena bir canavara dönüşüyorlarmış :).bu yüzden dikkatle sallıyorum.çok eğlenceli bi iş.özellikle de beni gördüklerinde ki dev sulu gülümsemeden sonra :)

4 Şubat 2010 Perşembe

garip hobi


sanırım garip bi hobim var belki de bunu bana ben farketmeden sevgili sevgilim aşıladı :) daha tespit edemedim. canım sıkılınca google'da görsellere değişik kelimeler yazıp aratıyorum ve fotoğraflara bakıyorum.bugün "ev" yazdım(evimi gerçekten özledim). yazdım ve kendimden geçtim. onler ne güzel evler yareppim ! istediğim evi birkaç parçaya bölmüşler bir sürü istediğim ev olmuş gibiydi. bi ara ekrana bakıp hayallere dalmışım ta ki annem seslenene kadar :)

(aralarında en beğendiğim ev buydu.)

çok güldüm kendime ya,daha da gülmeye devam ediyorum.hayalperestim ve hayalperest olmayı seviyorum. bazen gördüğüm en komik şey bile bana hayal kurdurup gülümsetiyo (genelde inatla metroda ya da otobüste).

sanırım seni sanal arkadaş belledim küçük,tatlı blogum :)

3 Şubat 2010 Çarşamba

patlama

insan olmak bazen çok garip şey!
üzgünsünüzdür çığlık çığlığa ağlamanız gereken durumla karşı karşıyasınızdır ama ağlayamazsınız.sanırım ağlayamamakta bir şok olsa gerek. olur bazen bunlar herkese. içinize atarsınız birikir birikir birikir ve boom! işte o zaman bir yanardağdan hiçbir farkınız kalmaz.

ben fazla duygusal bi insanım bu yüzden farklı ve saçma tepkilerle bu patlamaları yaşayabiliyorum. bazen gülme krizi bazende ağlama...
ve bu ara bazen hızla yükseliyorum bazen de yavaş.
maksimum dolma sınırına yaklaşıyorum. sanırım yakınlarda gözüken bir patlama var ve çok güçlü olucak...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...