27 Haziran 2010 Pazar

her kadın biraz geyşadır.



aslında tam geyşalık dememek lazım buna yanlış kelime olabilir hatta bazı çevrelerce yanlış bile anlaşılabilir. ben birazdan daha açıklayıcı bir şekilde anlatayım size.

bu başlığı görenler şok geçirebilir ve hatta kıyametler kopabilir :) ama yanlış anlamayın çünkü birkaç yıl öncesine kadar tek idealim iyi bir iş,ben ve köpeğim olan bir hayatken şimdi her kadın biraz geyşadır diyorum.nasıl yani ? diyebilirsiniz
şöyle;
yıllar yıllar önce tam bir feminist denilebilecek kadar psikopat olan ben şuan nasıl böyleyim.
çoğunluk adına konuşmayayım ama kendi adıma şunları diyebilirim.
birkaç yıl önce tanıştığım hayatımdaki sayılı süper erkeklerden yeri apayrı biri sayesinde bunları düşünüyorum.
daha detayla anlatmak gerekirse.bir erkeğin hayatınızda gerçekten de özel biri olduğuna inandığınız zaman başlar bu hisler.
benimki mi ?
ilk olarak benden onlar için otel ayarlamamı istediği zaman ortaya çıktı. açıkçası benden bunu istediğinde çok mutlu oldum ve çok özel hissettim kendimi belki çok saçma gelebilir size. birkaç saat içinde onlara iyi ve uygun bir otel ayarladım neyseki otelde iyi çıktı da utandırmadı beni :)
şimdiyse eylülde 3 yıl olacak ilişkimizde çoğu zaman onun adına bir şeyler yapmak çok hoşuma gidiyor. ne gibi mi ?
mesela kısa süreli bir yere gidecekse onun bavulunu hazırlamak,birlikte bir yerlere kalmaya gideceksek onun diş fırçasını ve birkaç özel eşyasını çantama atmak,eve geldiğimizde onun eşyalarını yerleştirmek,onun için bir yerleri aramak ya da onun için program yapmak hatta bazen ilginçtir ki ona tatlı ya da yemek yapmak bile beni mutlu edebiliyor.
sanırım bu birazda yılların getirdiği "biz" olma duygusu olabilir veya aramızdaki güçlü bağda olabilir bilemiyorum bunada siz karar verin artık.
kısa bir özet haliyle işte bu yüzden her kadın biraz geyşadır dedim ama dediğim gibi geyşa tam bunlara oturmayan bir kelime olabilir bu yüzden affola diyeyim ve ufaktan bitireyim yazımı.
işte böyle bunlar hoş duygular ben şimdi size anlattığım bu hoş sevgilimin yanına gidiyorum. aman maşşallah deyin -batıl inançlarım olmasada nazara inanırım- ilişkime nazar değdirmeyim kıyameti koparırım ehehhe :D

neyse şimdilik görüşmek üzere öpüldünüz.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Bodrum Bodrum

şuan diğer evim diyebileceğim bi yerdeyim. evettt Gölköy'e gelmiş bulunmaktayız. güneş batmakla batmamak arasında pek de hoş bir hava var baya serin burası. minik dalgaların sesi ve hafif rüzgar.sanki hayatımda hiçbir sorun yokmuşçasına huzurluyum. özlediklerini görünce insan daha bi hoş oluyor. şimdilik fotoğraf yok ama en yakın zamanda denizde ordan oraya fırlatıldığım fotoğraflardan birkaçını koyarım :)

bu huzurlu yerden selamlar size öpüldünüz :)

24 Haziran 2010 Perşembe

23 Haziran 2010 Çarşamba




bir insanın başına bir şey gelecekse her şey üst üste gelir ya da gelmek zorundadır. kimisi buna Tanrıdandır der,kimisi murphy,kimisi evren... ne derse densin yaşadıklarımız hep bi tarafımıza girer,yıpratır zayıf düşürür.çoğu zamanda yalandan umudunuz vardır ya da göstermelik veya olmak zorunda olduğu için vardır umudunuz.her şeye rağmen bi anda bombardıman misali gelir sorunlar,bakakalırsınız.çünkü anlayamazsınız bir anda n olduğunu. kötü günler geçicek diye şartlandırırsınız bazen geçer bazen geçmez. geçse de geçmese de hayata devam etmek zorunda kalırsınız ne acı. insan bazen koyvermeli kaçıp gitmeli uzaklara belki de, ama bunlar yapılmaz hiç lafta kalır unutulur gider. ve yine biz onlar giderken sadece arkalarından bakmakla yetiniriz.
ne yazık!

20 Haziran 2010 Pazar

saçım ama yaa!



fotoğraflar arasında gezinirken bu fotoğrafı gördüğüm an içim cız etmekle kalmadı coss etti resmen. ne de güzelmiş saçlarım ne de uzunmuş ne akla hizmet kısacık kestirmişim küt yaptırmışım ahh ahh :/ şimdi şekil almıyorlar çünkü uzama evresindeler o kadar sıkıldım ki.sürekli düzleştirmem gerekiyo ve ben düzleştirirken çok üşeniyorum :( naparım ne ederim bu yaz hiçbir fikrim yok umarım deniz suyunu görünce yine hoş dalgalarına kavuşurlar diye ümit ediyorum.yoksa her gün düzleştirmem gerekicek off! ben uyuyim uyanıyim saçım uzamış olsun ya off ama ya :( çok üzüldüm eski saçımı görünce belki de herkes bu dönemlerden geçiyordur ne bileyim canım sıkıldı bu işe kökünden kesesim geliyor bazen.
toplamayı da sevmem saçımı hiç, bazı kompleks mi denir kuruntu mu denir ne denir bilmem ondan var bende de işte.naparım ne ederim yaşayarak görücem.
off sıkıntılar bastı :(

18 Haziran 2010 Cuma

İstanbul haftası

İstanbul'u özledim diye tutturuyodun da niye hiçbir şey yazmıyosun diyebilirsiniz tamamen üşengeçliğimden her gün yarın yazarım derken bir de baktım 1 hafta kalmış gitmeme otur yaz dedim kendime her neysee.

gelir gelmez ertesi gün kadıköye gittim hemen giyime dayalı bir alışveriş yaptım tabiki.ama böyle dediğime bakmayın müthiş paralar harcamadım ya da mangodna zaradan alışverilş yapmadım onlar her yerde var zaten. ben her zamanki istikamet eski salı pazarı sokağındaki dükkanlar da ve benim her geldiğimde gittiğim kadıköydeki üniversite öğrencilerinin yaptıklarını satan kampüs oldu. her biri ufacık dükkanlar olmasına rağmen çok güzel şeyler aldım üstelik çoğu da marka ihraç fazlası ve ben en fazla bir tişörte 10 tl verdim üstelik birkaçı bershka malı çıktı hahayt :D
bir de 2 tane tayt aldım çok değişikler yazlıklar ve kot görünümündeler ama ben İzmir' de hiç karşılaşmamıştım o tarz taytlarla.belki yarın terkosa da giderim.


alışveriş dışında sevdiğim 2 arkadaşımla buluştum uzun zaman sonra.biraz kırgınlıklarımız vardı ama o an kimsenin aklına gelmedi ordan oraya koşuşturup gülüşürken. insan eski temel arkadaşlıklarını özlüyor ve ben bu sefer onları geçmişimden geleceğime taşıdım.artık daha sık gülüp eğlenicez :)

İstanbul 2 haftalığına gelmiş olmam birçok yeri gezememem ve birçok arkadaşımı göremememe neden oldu :/ ama hayatımda hiç bu kadar dolu 2 hafta geçirmedim sanırsam.neredeyse her günüm dolu bir yandan para biriktiriyim biraz derken bir yandan harcıyorum pek komik oldu doğrusu :)

tüm ailemi o kadar özlemişim ki iyi geldi bu iyiki İstanbul'a geçmişim ilk bir hasret gidermece,eğlenceli akşamlar,gülüşmeler ve Mert'in (yani tıfıl ) komik sözleri mutlu etti beni.

diğer bir gelişme ise Dino :) büyümüş deli oğlan.suratı tüyleri biraz daha kararmış ama yinede karnı bembeyaz pamuk oğlumun.burda bayada uslanmış. havlusunu önüme serer sermez geliyor kendini taratmaya üstelik hiç de gıkını çıkarmıyo.eskiden öylemiydi kıyamet kopardı evde Dino taranıcak tırnakları kesilecek diye. annemle de pek iyi anlaşıyorlar hadi hayırlısı birbirlerine iyice arkadaş olmuşlar içim rahat etti.yaramazlıkta yapmıyor buralarda. İstanbul onada yaramış anlayacağınız :)

kesin unuttuğum bir şey vardır anlatmak için zaten bu ara kafam pek dalgın.seneye Beril'in yöntemini uygulamam gerektiğini düşünüyorum.bu arada Beril'in yöntemi de ajanda tutmak gibi bir şey günlere o gün ne yapılacağını yazıyorsunuz yaptığınızda da siliyorsunuz çok iyi değil mi ? umarım lafta kalmaz da yaparım bende :)

pazar günü alpitim i görmeye gidicem haftaya komik şeyler yazarım. bu arada alpitim de ne dersenin onlar Alper ve Timur benim ikiz olan erkek kardeşlerim :)

neyse şimdilik hoşçakalın haftaya yeni şeyler yazarım :)

12 Haziran 2010 Cumartesi

bir İstanbul yolcusu




İstanbul'dan İzmir'e gidişim sanki dün gibi geliyor ama koca bir sene geçti neredeyse üstünden ve ben hazırlığı bitirdim.ne çabuk geçti anlamadım ya neyse :)
öyle böyle derken İstanbul'u özlemedim değil her şeye rağmen.Kadıköy burnumda tütüyor desem yeridir. Kadıköy kalabalığını özledim,her şeyin elimin altında olmasını ve istediğim her şeyi bulabileceğim hayatımın geçtiği Kadıköy'ümü özledim yahu.kendimi bildim bileli Kadıköy'deydi kurslarım,dershanem,sosyal ortamım.
yarın İstanbul'a gidiyorum ve yorgunluğumu atar atmaz koşarak Kadıköy'e gidicem sanırsam :)
İstanbul'un her yerini özledim tıklım tıklımlığına,trafiğine ve sapıklarına rağmen :)
ve en önemlisi arkadaşlarım ve ailemi bir de Dinocuğumu pek özledim doğrusu.
haydi bakalım İstanbul yarın beni hoş karşıla da hasret giderelim :)

11 Haziran 2010 Cuma

2 yıl uçtuu gitti bende arkasından bakakaldım



ne desem nasıl başlasam hiç bilemiyorum.açıkçası kızgınım biraz hatta birazdan biraz daha fazla .
noluyor diyeceksiniz hemen anlatmaya başlıyorum.

ilk darbe lisenin 4 yıl olmasıyla geldi.tamda benim liseye başlayacağım sene.haydi dedik tamam başladık derken son seneye geldiğimde farkettik ki aslında boşa uzatılmıştı.doğru düzgün ders kitapları çıkarılmamıştı bu yüzden öss ye katkı adı altında kimya,matematik,fizik görmeye başladık ki ben sözelim :)

ikinci darbe ise üniversite hazırlığından geldi .yine hazırlığın zorunlu olmadığı zamanlardı ki ben üniversiteyi kazandım ve bilin bakalım ne oldu tataaam hazırlık zorunlu hale geldi.üstelik bölümde hocalar takmıyomuş bile notları veriyolarmış sınava giriyomuşun falan filan.

şimdi kızgınlıklarımın nedenini söyleyeyim.bugün öğrendiğim haberler ciddi sinir bozukluğu yaptı bende.sanırım şuan içime attığım için pek belli olmuyor.
neyse bekletmedenl söyleyeyim.bugün öğrendim ki bölümümde hazırlık kalkmış benim yarın finalim var.ben neye yanayım 1 sene boyunca bok gibi bir ortamdan birkaç iyi arkadaş bulsam bile sıkıntı dolu bir yılıma mı,birinci sınıfın derslerinin daha eğlenceli olmasıyla onlara özlemle bakmama mı yoksa bir sene boş yere geç mezun olacağıma mı söyleyin dostlar ?

aa durun daha bitmedi 2. haber ise liseden geldi tokat gibi.liseler 3 yıla iniyormuş. ben yine boş yere okudum 1 sene.nedir benim bu kaderim yahu.dünyanın sonu geliyor diyolar benimse ömrümden 2 yıl boşa gitti bile. o 2 yıl boşa gitmemiş olsaydı belki de şuan üniversite 2. sınıfı bitirmiş olacaktım. maksimum 22 yaşında mezun olup belki de 30 uma kadar ciddi bir kariyer yapıp çok önemli yerlere gelebilirdim.

neyse - ebilirimdimli cümleler kurmayı bırakıyorum.kurdukça sinirim tepeme çıkıyor.

sürekli karar değiştiren YÖK'ünde MEB'inde ortasına çomak sokiyim.hepsine tüküreyim. kendi canları sıkıldığı için binlerce öğrencinin hayatını değiştiren sisteminde içine tüküreyim.

terbiyesiz olmak istemedim siz tüküreyimlerin,çomak sokayımın yerine kelimeler koyarsınız ;)

6 Haziran 2010 Pazar



şunun tatlılığına amanda amaan :)
ehehhe noluyor bu kıza diyebilirsiniz aslında ben tam bir Jennifer Lopez fanatiğiyimdir :) yıllardan beri çılgınca takip ederim onu hatta neredeyse tüm şarkılarını ezbere bilirim ve birçok albümü almışımdır.abarttığımı düşünebilirsiniz ama J.Lo parfümüm ve onun fotoğraflarını yapıştırdığım bir defter vardı :) çok severim hem kendini,hem şarkılarını hemde oyunculuğunu.
fotoğraflarına bakarken bu fotoğrafı buldum saçları çok güzel değil mi ? benim saçalrım ne zaman böyle olur ki acaba diye düşündüm.yarın saçımı böyle yapmayı deneyebilirim sanırım :)


neyse asıl konuya gelelim :)





bugün izledim The Backup Plan 'ı . başrolünde Jennifer Lopez ve Alex O'Loughlin var.konusuysa erkeklerden umudunu kesen bir kadının sperm bankası sayesinde hamile kalması ve ardından hayatının erkeğiyle tanışmasıyla ilgili. genelde komik bir film.bu yüzden çok sevdim.

bu ara romantik komedi filmlere sardım yine. aslında haksız sayılmam genelde onları renkli ve eğlenceli yapıyorlar.yeterince huysuz ve sorun sahibiyken ders çıkarılacak ya da beni hüzünlendirecek filmlerden kaçıyorum.
yeni bir site buldum sürekli yeni filmler izliyorum.bu yüzden sık sık filmler paylaşacağım. şimdilik benden bu kadar.

sinekler ölsün istiyorum!




ben ki börtü böcekten ödü kopan,iğrenen hatta adını duysam ya da şakası yapılsa bile deli gibi kaşınan biriyim.
bu aralar pek bir sıcak izmir!
şuan kollarım 7 yerinden ısırılmış durumda.çok sinirliyim ve deli gibi kaşınıyorum,kollarım kıpkırmızı ve küçük kırmızı sivilcemsi şeyler oluştu.sanki her yerdeler gibi hissediyorum.kanatları kopasıcaları bir bulsam ne işkenceler yapıcam.kollarıma sürekli limon kolonyası sürüyorum kaşınmamak için sonuçsa sadece buram buram kolonya kokmam.

aklınızda bulunsun böyle durumlarda kesme şeker ıslatıp ısırıklara sürmek kaşıntıyı alıyor.ben öyle yapıyorum üşenmediğim zamanlarda.şuan kendimizi odaya kapadık ve sinek kovucuyu taktık.psikolojik olarak mıdır nedir sanki beni ısırıyolarmış gibi hissediyorum.
kanatlılara kin doluyum bu ara.işte yazın en sevmediğim özelliği börtü böceklerin hortlaması :(

bir dizi repliğiyle bu yazımı bitiriyorum.
sineklerden nefret ediyorum,sinekler ölsün istiyorum.

5 Haziran 2010 Cumartesi

eyvah! yatak sığırı mı oldum ?


okulumun bir süreliğine bittiği günden beri nedense her geçen gün daha da çok uyumaya başladım. 11 de kalkarak kendime şaşırdığım geçen günlerde, bugün 12 ye çeyrek kala kalkınca şaşırdım kendime :) noluyor bana diye. sanırım vücudum kış ki uykusuzluğumun acısını çıkarmaya başladı. aslında şikayetçi değilim bundan. uyandığımda kendimi iyi ve güne hazır hissetmek hoş oldu yahu :)
gerçi sabahları ara ara uyandığım oluyor ya da tuvalete kalktığım ama yatağa döndüğümde uykumun hiç dağılmamış olması ve hemen uykuya dalmam sevindiriyor beni :)
uykularımın bu kadar uzun sürmesini sağlayan çift perdeye teşekkürlerimi sunarım :)

haydi herkes uykuya :)

3 Haziran 2010 Perşembe

">



bu videoyu izledikten sonra çocuğum olduğunda nasıl yetiştireceğime karar verdim.çocuğum 3-4 yaşlarındayken yavru kedi ve köpek alıcam.2si olmasa da kesinlikle birini almayı planlıyorum.zaten ikisi aynı evde olmaz demeyin.
ben küçükken bir kedimiz ve köpeğimiz vardı.üstelikte koyun koyuna yatarlardı.birbirlerinin bebekliklerinden beri beraber büyümüşlerdi tabiki bende onlarla :) sonra şartlar değişti falan filan...

ama inandığım bir şey var ki bir çocuğun kesinlikle bir evcil hayvanla büyümesidir.bazen insanların yapamayacağı dostluğu yaparlar size,karşılıksız severler ve ne olursa olsun her zaman sizin yanınızdadırlar.
bir çocuğun bir evcil hayvanla büyümesinin kişiliğini etkilediğini düşünüyorum. umarım çocuğumun alerjisi falan olmaz da bende çocuğumu benim büyütüldüğüm gibi büyütebilirim :)

2 Haziran 2010 Çarşamba

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...