29 Temmuz 2010 Perşembe

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Bugün güzel bir gün oldu.

eveet bu yazıda neşem yerimde.depresif şeyler yazmayacağım hatta çok hoş ve mutlu şeyler yazacağım.arada gelip gidiyor işte bende tepe taklak gelip hayata sırt çeviriyorum. her neyse.

bugün yoğun bir günoldu bizim için. ben Bornova'ya okuldaki bir takım işlerimi halletmeye gittim sevgilicağızımda staj yapacağı yere.işlerimi halledip Konak meydan'da buluştuk.birkaç bir şey baktık ardından Garanti yolları taştan.paraları çekince hurraa Burger'a gidildi tabiki.uzun zamandır Burger'a gitmemiştik bu yüzden vakti gelip geçiyordu nerdeyse.her zamanki fix menümüzden yedik.ben chicken whooper sevgilicağızım da steakhouse. vee işte en önemli an sarımsaklı mayoonezz! böyle bir tat yok yaa.aman kaloriymiş,yanlara simitmiş,selülitmiş peeeh kimin umrunda aldım 2 tane sarımsaklı mayonez yedim hapur hupur.ohh iyiki de yemişim.pek severim kendisini burger'ın patatesiyle birleşince oh mis.neyse biz midemizi tıka basa doldurduktan sonra hadi kentkart dolduralım diye gittiğimiz vapur iskelesinde otobüse binmekten vazgeçip vapura bindik.otobüsle 20 dk süren bu yolculuğu biz 20 dk vapur bekleyerek 30 dk da yolda geçirerek 50 dk'ya tamamladık.ama değmedi mi? derseniz değdi hemde çok güzel oldu.zaten çok kalabalık değildi sürekli ordan oraya bir aşağı indik bir yukarı çıktık pek eğlendik.en süperide biz üst katta fotoğraf çekerken gelen dalga resmen sırılsıklam etti bizi.bizim eğlence çığlıklarımızla inleyen motorun üst katında bize gülümseyerek bakan bir de yaşlı teyze vardı.bir sürü fotoğraf çektik abidik gubidik bilgisayara aktarınca hemen bir tane koyucam,gülelim eğlenelim.
tabi biz bundan sonra bayada bir yol yürüyünce eve gelir gelmez bir bitkinlik çöktü.hemen duşlar alındı.ben en sevdiğim pijamamı (xl erkek tişörtü) giydim.ardından cup yatağa.ev tabi öyle bir esiyor ki bir ara üşüdüm pike örttüm üstümüze. en güzeli de bu huzurlu serinlikte yüzümü yasladığım o özel sırta sarılarak şahane bir uyku çekmek oldu.

akşamı da anlatayım da güldüreyim sizi biraz :)
bizsağlıklı beslenelim diye hoppala meyve salatası yapalım dedik.(gündüz Burger King de yiyip akşam sağlıklı besleniyoruz bizimki sıkıntıdan napıcağını şaşırmak biraz :) )
gözümüz mü açmış ne anlamadım doldurduk meyveleri yarısını bile yiyemedik tabaklarımızdakilerin.heves bizimki de işte naparsın.
üstüne kakaolu kek yedim valla meyveyle olmuyor sırf canım tatlı istedi biraz şimdi aradan yarım saat 45 dk falan geçti ve ben hafiften acıktım.ama yiyecem banane yesemde selülit yemesemde peh çok umrumdu beğenen beğenmiş napiyim.kışın spor yapıp düzelicez artık napalım başka çaresi yok bunun :)

pek mutluyum sevgiler,öpücükler :)

26 Temmuz 2010 Pazartesi

The Last Airbender





cnbc-e izleyen birçok kişi bilir bu çizgi filmi.haftasonu nickelodeonkuşağında verirlerdi Avatar'ı.benim favori çizgi filmlerimden biriydi.şimdi filmini yaptılar çok da süper yaptılar.bu film 1.kitap su olarak başladı.tahminimce 3 filmden oluşacak bir seri çekmeyi planladılar. ilk film yani The Last Airbender gerçekten tam bir görsel şov olmuş.gerek efektler gerekse sahnelersüperdi.kesinlikle tavsiye ederim gidin izleyin.çizgi filmini izlememiş bile olsanız film en baştan başladığı için zorluk çekmeyeceğinizi düşünüyorum.
normalde kitapları olan ya da çizgi filmleri olan filmleri izlemeyi pek sevmeyen biri olarak çok beğendim.
sizde gidin eminim beğenirsiniz :)

sonum hayrola


sanırım uzun bir süredir ilk kez gelecek kaygısı yaşıyorum.okuduğum bölümü isteyip istemediğim konusunda emin olamadım bir an hatta ne yapmak istediğimdende emin değilim bazen kamera arkasında çalışmak istiyorum bazen fotoğrafçı olmak istiyorum bazen organizatör olasım geliyor bazen de modellik yapayım ya da editör falan olayım diyorum.tabiki sadece sürekli diyorum kafamda bunca şey varken hangisi asılmesleğimolacak bilmiyorum.hazırlığı bitirmişken bu gelecek kaygısı pekfena vurdu beni.daha öğrenmem gereken birkaç dil var ve ben biraz güvensiz ve gelecekten eminsizim.
sanırım gelecek planlarımın hepsi bu gerçekle bir anda altüst olmuş durumda.
panikledim,içim sıkıldı bunaldım yine.

25 Temmuz 2010 Pazar

evim evim güzel evim.


nerede olursanız olun eviniz gibisi yok bunu bilir bunu söylerim.üstelik sancılı geçen bir tatilden sonra evinize ayak basmak paha biçilmez bir huzur veriyor .şuan evde hafif bir esinti,ben masa başında blog yazıyorum sevgilicağızım tv izliyor.tıpkı eski günlerdeki gibi bir tek Gül annem eksik o da bir süreliğine Gölköy'le hasret giderip gelecek nasılsa kışın yine hep beraber olucaz.

tatilde çok süper olanaklara sahip olsanız bile huzur olmayınca pek bir anlamı olmuyor.
İzmir'i gerçekten özlediğimi ve sevdiğimi bir kez daha anladım.daha otobüse biner binmez farketti duygu halim.üstelik şuan gerçekten iyi olduğumu hissediyorum.buradaki koşuşturmayı özledim birçok eksiğimbile olsa huzurlu sakin bazen tatlı karmaşık hayatımı özlemişim.

23 Temmuz 2010 Cuma

yok böyle bir şey!

artık kosmos mu desem murphy mi desem ne desem bilmiyorum.tek bildiğim hayatımın en kötü 1 ayını geçirdim Bodrum'da.geldiğimden beri bi hastalığım iyileşiyor öteki nüksediyor.bir gün elim yanıyor bir gün bacağım çiziliyor.bugün de arı soktu.hemde motorlagiderken.birkez olsun hadi geziyimdiye atladım motora mutlu mesut giderken,gülüp şarkı söylerken arı geldi ve burnumla dudağım arasından sokuverdi.bir feryat figan. happy happy happy DIN! durumu yaşadım resmen. hayatımda ilk kez bir arı tarafından sokulmakla kalmayıp tüm dudağım çenem hatta ön 2 dişim bile uyuştu,baş ağrısı derken sağlık ocağına koşturduk.neyse ki alerjim yokmuş.şuan yalnızım sıkılıyorum.sanırım tek başıma kaldım koca restaurant da.her neyse daha neler neler.eskiden koşa koşa geldiğim Bodrum'dan şuan gitmek için gün sayıyorum.kendimi biraz mutsuz,huzursuz,gergin ve tükenik hissediyorum. sanırım şu tatil boyunca tek iyi günüm dün gece 1.5-2 saat bile olsa Mert'in yanına gidip bir şeyler içmemiz oldu.
Cosmopolitan'ı hayatımın içkisi ilan ettim Yasak Elma'ya bayıldım.kesinlikle öğrenip evde de yapmaya kararlıyım.
İzmir'e gidip gevşemek istiyorum.evimi,huzurumu özledim.

20 Temmuz 2010 Salı

bu yazıyı okuyacak herkes belki bana nankör diyebilir ama ben nankör değilim tek istediğim sevgilimle bir tatil. evet bodrumdayız evet beraberiz ama sanmayın tatil yapıyoruz. onun sırtına yüklenmiş binlerce iş ve sorumluluk var üstelik bunları ondan başka yapabilecek pek kimsede yok gibi.her neyse bu yüzden otel sınırları içinden pek çıkabilmiş değiliz.neredeyse 1 ay olacak biz buraya geleli belki 2 kez falan keyfi dışarı çıktık onun dışında hep otel işleri için çıktık.28 inde İzmir'e dönüyoruz 2-3 gün sonra onun stajı başlayacak bende İstanbul'a dönücem o 2-3 günlük süre zzarfında İzmir'de kendi kendimize tatil yapabilmeyi umuyorum.belki havuza gideriz,publara,yemeğe,kordona. aslında yer farketmez sadece bi yerlere çıkmak istiyorum sanki tatildeymişiz gibi.çok değil sadece sevgilimle 1-2 gün BİZim keyfimiz için bir şeyler yapmak istiyorum.

13 Temmuz 2010 Salı

hey siz ucubeler!

hey siz ucubeler! diye başladım aslında ben çoğunluklainsanları seven onları aşağılamayan biriyimdir fakat gel gelelim bazıları her türlü lafı hakeden tarzda insanlardır.

sadece birilerinin huzrunu bozmak için ağızlarındaki yumruk kadar sakıkla tam bir kaşar edasıyla salınır ve travesti kahkahaları atarlar.
farkındayım pek bir bozdum ağızımı ama sinirliyim biraz.
nasıl bir ezikliktir ki kuyruk acısına,terkedilmeye ya da bir yaz eğlencesinden öteye gidememenin hırsınıa yenilip kendince çocuksu bir yolla intikam alma amacı güdersin. sen nasıl bir şeysin böyle? daha çocukluktan çıkamadın mı ya da beynin ilkokulda mı kaldı?
bazı şeyleri kabullenemeyen insanlardan nefret ederim.hala o ceviz beyinleriyle bir şekilde intikam amacına kendini rezil eder,insanlar tarafından acınılası bir hal alır ve ona rağmen dünyanın kendi eteafında döndüğünü sanarlar.
bunlar için büyü de gel çocuk büyü de gel
bana bu yolları yürü de gel
diyorum.

ve siz ucubenin kraliçesinin soytarıları hep bir yalaka olarak kalıp 2.planda kalmaya mahkumsunuz.
size acıyorum.

11 Temmuz 2010 Pazar

biz kudurmentolar

uzun zamandır hiç bu kadar çok iskeleden atlamamıştık.tam anlamıyla kudurduk.birbirimizin üstünden atladık,bombalama atladık,garip şekillerle atladık,o beni taa uzağa fırlattı derken kazasız belasız bitmedi tabiki bu kudurukluğumuz.şuan boynumu sağa çeviremiyorum tam sırtımın ortasından giriyor kramp! ah kafama tüküreyim diyorum da yine olsa yine o kadar kudururdum.
Hasan mı? tabiki onunda ufak tefek zedelenmeleri var ama ben panik biri olduğum için pek söylemez bana ya da belli etmez.çünkü hemen pimpiriklenip "naptın sen,off hiç dikkat etmiyosun,dur bir bakayım,masaj yapayım mı,ilaç mı içsen v.s. " diye bir anda ortalığı yıkıveririm :) bazen kendimi unutup onun üstüne sanki çocukmuş gibi çok düşüyorum ama ne yapayım ben böyleyim o da bunu biliyor.her seferinde kızar sakin ol ben senin gibi değilim acımaz benim canım desede kıyamet koparırım ben.
sanırım bir gamaflex içmem gerekecek.
fotoğraf yok çünkükimse bizi çekmedi o an sadece gülümseyerek izlediler sanırım öylesi daha eğlenceliydi.zaten poz verecek durumda değildik. ara ara cilveleşen foklardan farksızdık :)
olur da fotoğrafımız olursa hemen koyacağım söz.
öpüldünüz.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

...



ne farklıdır dışardan her şey.
herkesin bildiği kadarıyla toz pembe.
ilişkiler,hayatlar,karakterler...
aslında hiç kimse çok da memnun değildir
dışardan süpersonik görünen o boktan hayatından.
benimki de o misal içi beni yakar dışı sizi.

9 Temmuz 2010 Cuma

biz bu aralar güneş banyosu yapıyoruz

sanırsam ilişkimizden bu yana bu aralar birkaç kez keyfi iskeleye çıkma alışkanlığımız oluşmaya başladı. İstanbul'daki fırtınaların etkisinden olsa gerek bugün rüzgardan uçmak üzere olduğum zamanlar oldu. her neyse bugün iskelede pek kimse olmadığından sevgili sevgilim ile iskeleye çıkıp bir minderi paylaştık.biraz yattık,biraz oynadık,biraz cilveleştik birazda fotoğraf çekildik.şuan fotoğraflar makinede olduğu için koyamıyorum ama küçültürküçülmez paylaşacağım birkaçını.
gel gelelim bu iskeledeki eğlenceli dakikalaraslında başbaşa tatile çık güzel vakit geçirebileceğimizi farkettirdi bize.bazen insan ne deniz ne de başka bir şey arıyor. sevgilinin koynunda akşam güneşinde üstelik de rüzgar eşliğinde yatmak gibisi yok sanırım.
umarım en kısa sürede ikimiz içinde tatil olacak bir yerlere gider hoş vakit geçirir rahatlarız.
şimdilik hoş hayallerimiz var. kimin yoktur ki hemhayal kurmak başarmanın yarısıdır.
umalım ki hepimizin hayalleri gerçek olsun.
pek huzurluyum öpüldünüz.

8 Temmuz 2010 Perşembe

ilham

rüzgar insana ilham verirmiş bunu anladım geçenlerde.ama nedense bunu yazmak için günlerce bekledim.pek üşeniyorum,kafamdakileride toparlayabildiğim söylenemez.bir sürü tilki koşuşturup duruyor ne yazsam bilemiyorum onca düşüncenin içinde.
bir hafta falan oldu mu bilmiyorum ama ilk kez bodruma indik bu sene yarı gezme amaçlı olarak.
pek çekilmez bir sıcak vardı gündüz işiniz yoksa inmek delilik gibi bir şey. her neyse asıl yazı konuma gelirsek rüzgar. bodrumdan gelirken minibüste cam kenarında oturdum. rüzgar yüzüme yüzüme vururken yarı kapanık ve mayışık gözlerimle etrafı izledim.ve içimi dinledim.
yeni bir yönümü keşfettim sanrısam ama kullanmış değilim. rüzgar yüzüme vurduğun aklıma gelen sözler.kısa kısa düz yazılar ve şiirlerin haddi hesabı yoktu. ne yazık ki yanımda
kağıt kalem olmaması düşüncelerimin boşa gitmesi durumuna engel olamadı.
ama artık yanımda ajanda taşıma konusunda kararlıyım. benim ilham hiç belli olmuyo çat kapı gelip gidiyor.bu yüzden yanımda kağıt kalem taşımam şart oldu.hem düz yazı,hem şiir,hem de fotoğraf konusu aklıma gelir. bir daha ki seferde aklıma çatkapı gelenleri ya aklımda tutmam gerek ya da yazmam. yoksa ilham suratıma tokatı patlatıp gidecek bi daha gelmiycek her yönden çöküşe gireceğim.
ama anladım ki saçlarımı uçuşturacak kadar rüzgarın olduğu bir yerde ilhamım benim asla bırakmayacaktır. sakin kişiliğimden de kaynaklanabilir bu durum belki ama değerlendirmezsem salaklık ederim. o günden aklımda kalan rüzgarla ilgili o şiirimsi kelimeleri toparlarsam yazarım diye ümit ediyorum.
şimdilik hoşçakalın size hoş bana rüzgarlı günler :)

*bu arada ilhamla ilgili ayrı bir yazıda yazmayı planlıyorum.

6 Temmuz 2010 Salı

Pucca okumak bi silkeletti beni. sanırsam yakın zamanda zehir zembelek söven bir yazı yazacağım,pis ağızlı bir anlatımla sonra rahatlayacağım.varsın bilsin herkes kime neden sövdüğümü pek de umursamıyorum. sövdüklerimde okusun onlarda kendilerine gelsin.
sonra kafa dinlemeye nerelere kaçmak lazım bilinmez.
haydi hayırlısı.
öptüm

2 Temmuz 2010 Cuma

kaç gün geçti üstünden artık bie sitemkar yazıo yazmanın zamanı geldi çattı dedim kendime ve hurra başlıyorum.

aslında çok önemsemem bu doğum günü kutlama olaylarını ama yine de insan bekliyor biri kutlasın diye. sonuçta hatırlanmak güzel şey.
ben doğum günümden birkaç ay önce doğum günü tarihimi facebooktan kaldırdım bakalım kimler hatırlıycak diye. iyi mi ettim kötü mü ettim bilemiyorum ama baya şaşırdığım kesin. ailem ve erkek arkadaşm,onun ailesi dışında toplasan 10 kişi belki daha bile az kişi hatırlayıp mesaj attı. kalanlar ise bir kişinin hatırlayıp facebook uma doğum günü mesajı yazması üzerine görerek yazanlardan. ki bunların arasında en yakın arkadaşım hatta dostum kardeşim deyip laf söyletmediğim "O " kişi yok. her yerde yazmasına rağmen 2 gün geçmesine rağmen gecikmeli de olsan yalandan bile kutlamaya çalışmaması üzerine ikince şoku yaşadım. herkese o benim dostum de o senin doğum gününü bile hatırlamasın ne denir ki buna ben sövmeyeyim de kimler sövsün?
şimdi dost dememek lazımmış her dost gibi görünene bunu öğrendim.
üstelik bu dediğim insan zamanında arkasından sövdüğü insanla can ciğer kuzu sarması. ben böyle anlarda şakasına "insanoğlu çiy süt emmiş" derdim ama buna ne denir karar veremedim doğrusu.
şimdi tek tek ayıklamayı planlıyorum böyle insanları hayatımdan ne kadar mümkün olursa.
hatırlayınca yine sinirlendim şeytan diyor ki "aç söv" ama tutuyorum kendimi umursamıyormuş gibi görünüyorum.
bir sürü insanla görüştüm birçoğu fazla değişmişti bi garipleşmişti. nedendir bilemedim ama herkes değişiyor.bense beklentilerimle öyle kalakalıyorum.
çok kızıyorum kendime bende böyle sıçsam insanların ağzına,kırsan döksem. ama yapamıyorum fazla duygusallığım dolayısıyla.
daha neler neler yazardım ama yeter bunu buraya yazıp hem içimi dökeyim hemde konuyu kapatayım istiyorum.
son olarak
fak yu ona!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...