30 Kasım 2010 Salı

ben mi dağınığım dikkatim mi?

şu 2 haftalık vize dönemimde dikkat sorunumu desem,odaklanma sorunu mu desem yoksa tamamen ders çalışma isteksizliğimi desem bilemediğim bir şey farkettim kendimde.bu hafta her gün sınavım var.sınavdan çıkıp eve geliyorum ve malak gibi uyuyorum kendime gelene kadar.ardından da bilgisayar,tv falan derken zaten neredeyse akşam oluyo.sonra notların altını çiziyorum akşama hazırlık hemde ders çalışır görüntüsü.akşam yemeği falan derken ders çalışma vakti gelip çatıyor. ders çalışmadan önce dur bi maillerime,twitter'a,bloga,ff'e falan bakıyorum.bazen blog yazıyorum bikaç tweet atıyorum ardından derse başlama yoluna doğru giriyorum.birkaç sayfa okuduktan sonra çay içiyorum evde dolanıyorum 10 dk mola veriyorum.bugün ders çalışmaktan sıkılıp diş fırçalamaya gittim.bir dee aklıma gelen bir şeyi yapmazsam hayatta odaklanamıyorum.üstelik ufacık bir seste tamamen kopuyyorum.
bu nedir bilemedim.ya odaklanma sorunu var bende ya da ders çalışmama isteği.
üstelik en geç 1 gibi falan uyuyorum.öyle gece ders çalışmıyorumda.ona rağmen tek berbat geçen sınavım işletmeydi sanırım diğerleri kötü değil gibi.bu kadar çalışmama rahatlığıma rağmen sınavlarda pek bir sakinim pek bir garip.
yarından sonra bu haftalık 2 vizem kaldı.

perşembe günü tarifleri aksatmadan yeni bir çok kolay 2 renkli tatlı tarifi paylaşıcam.vize döneminde kolay tariflere kaçtım sanırım.belki haftasonu ekler denerim kimbilir :)

vizesi olanlara başarılar projeleri olanlara kolay gelsin.

öpüldünüz.

29 Kasım 2010 Pazartesi

I love Donuts


Donut yemek benim hayati zevklerimden biridir.İzmir'de donut bulabildiğim ( en azındna benim bildiğim) bir tek ikea var.oranında cidden çok güzel özellikle çikolatalı ve çileklileri.ike çok yakın olmadığı için pek sık yiyemiyorum maalesef. bir de eğer paketletip eve taşımaya kalkınca güzelliği kaçıyor.siz siz olun donutu aldığınız yerde yiyin.
işletme sınavımın hüsranından kendimi biraz kurtarabilmişken bir karar verdim.vizelerim bittiğkten sonra donut tarifi bulursam yapmayı denemeyi planlıyorum.

donut yiyelim mutlu olalım.


yaşasın çikolatalı ve çikolatasız tatlılar :)

28 Kasım 2010 Pazar

vize patlaması

bir öğrenci vize döneminde intihar etmezse başka hiçbir zaman etmez diye ın düşünüyorum.resmen psikoloji bozmak üzerine planlanmış 2 haftadan başka bir şey değil.ne kadar çalışırsanız çalışın asla yetmiyor.özellikle de bayram tatilini size vize çalışma süresi olarak verdilerse olay daha çıldırtıcı boyutlara ulaşabiliyor. işletmedne nefret ediyorum hatta daha da fena duygular besliyorum.diğer sınav vize mi final mi hiç bilemiyorum ama eğer onda da bir şeyler yapamazsam sonum yaz okulu o da olmazsa 1 dönem boşa uzar. düşünmesi bile sinir bozucu.hayatım boyunca asla işime yaramayacak hatta o derste okuduğum kelimeleri hayatım boyunca hiçbir yerde okumama gibi bir olasılığım olacak.sağlam kafayla söyleyemiyorum bile bazı kelimeleri bir de benden bu derste başarılı olamamı bekliyorlar.pardon ama malsınız sevgili hocalarım.
hocam yazdığı güya işletme kitabı olan kitapta her paragraf sonunda alıntı olduğuna dair işaretler görüyorum.sanırım tüm kitap boyunca toplasan 5 sayfa zor yazmıştır.kendisi bile bu konuda bir şeyler yazamazken benden test bile olmayan bir sınavda başarı bekliyor kelimelerle tarif edemediğim sevgili cancağızım hocacım!
eğer olurda yaz okuluna kalırsam bu demektir ki kıyametler kopacak.ne var bu kadar be noluyo diyebilirsiniz elbette.sanırım uzun yıllar sonra ilk kez sevgilimle bir yerlere gidip gezebileceğim hatta yeni yerler keşfedebileceğim bir yaz geçirebilme olasılığımı hatta hayalime çomak sokan ve yarın ki sınav yüzünden sinir sistemimi boza işletme hocam.bu gece kabuslar gör uyuyama.her saat başı uyan tam o havanın aydınlanmasına 10-15 dakika kala o tatlı uykundan uyan e mi ? :)

ps. yarınki vizeden sonra son 4 vizem kaldı bu hafta.yani her an böyle yazılar okuyabileceğiniz 4 gün daha :)

27 Kasım 2010 Cumartesi

Yok Böyle Dans


bilmeyenler için ; her cumartesi gecesi yine acunun yapımcılığını yaptığı bir dans yarışması bu.ayrıca yarışmanın ödülü 500 milyar (eski parayla yeni parayı çözebilmiş değilim) ile duyma engelli çocuklar için anaokulu yapılacak.
içinde dans olduğundan mıdır nedir bilemiyorum resmen seviyorum her hafta kaçırmadan izlemek istiyorum bu programı.ne zaman izlesem bu programı hemen başlıyorum ben dansçı olucam,hadi dans kursuna gidelim,hadi dans edelim gibi cümleler kurmaya başlıyorum.resmen izlerken yerimde kıpır kığır bende dans ediyorum kendimi kaptırıp.tabiki yarışmada 2 favorim var biri Azra Akın ki cidden performansları profesyonel dansçı kadar iyi diğeri ise Pascal Nouma.Nouma o kadar tatlı ki bu yarışmayla onu daha da sevdim.hareketleri ve azmi çok sevimli hale getirdi onu gözümde. diğer yarışmacılarda iyi fakat bu iki kişi cidden baya iyi bu yarışmada.
tabi bu ikisi ayrı bir yere Eda Taşpınar ayrı bir yere.sanırım bu yarışmayla birlikte aslında onun ne kadar sade,sevecen ve burnu havada olmayan biriymiş bunu anladım.bazen medya insanları katı ve olduğundan farklı gösterebiliyor.
neyse bazen giydikleri kıyafetler o kadar müthiş oluyor ki o stüdyoya sızıp kıyafetleri deneyesim geliyor birde ayakkabıları tabiki :)

şimdi söyleyeceğim cümle herkesin ilgisini çekebilecek bir cümle olacak. Bedük bu yarışmaya girdiğinden beri 4. dans performansı ve 8 kilo vermiş.dans vücudu tahmin edemeyeceğiniz şekilde sıkılaştırıyor ve hatta esnetiyor.

eğer bir cumartesi yapacak işiniz ya da programınız yoksa bu programı izlemenizi tavsiye ederim.

maldivlerde hayat başkadır


böyle bir yere tatile gitsem heralde sınır dışı edilene kadar oradan ayrılmazdım.gelgitle yok olacak olsa bile son ana kadar orda kalırdım heralde.bu fotoğrafa bakmak bile bu kadar huzur veriyorken orda olmak huzur patlamaları yaşamama neden olurdu heralde.
bir gün yatak odamın duvarına bu fotoğrafın dev bir posterini yaptırıp asabilirim :)

25 Kasım 2010 Perşembe

rengarenk


renk renk oje sürmeyi çok seviyorum.hem kendimi daha neşeli ve mutlu hissettiriyor hemde kış mevsiminde gri tonlarındaki hayatımı renklendiriyor. o gördüğünüz kuzularsa benim pijamam.bu saatte mi diyebilirsiniz ama ben o altı aslında her yere giyiyorum.aslında tam pijama sayılmıyor bu yüzden.ama çok rahattır sanırım pazardan almıştık.hatta 3 farklı renk 3 farklı arkadaş aynı kuzular :) farmville oynadığım zamanlarda bu pijamam,inekli çoraplar(ki desenli çoraplarım pek meşurdur)tam bir çiftçi ruh haline bürünürdüm.
yine tamamen konudan koptum.işte böyle renk renk oje kombinasyonları yaparım ben hep.maviyle pembede çok güzel oluyor.
karnım aç ama yalnız yemek yemekten nefret ediyorum.çok mutsuzum şuan hemde açım.şimdi ders çalışmak zorundayım malum vize haftası öğk.
benim gibi bayram sonrası vize mağdurları için başarılar. :)

ps: ellerimi hiç beğenmem hep yaşlı eli gibi olduğunu düşünürüm.

Perşembe Tarifleri 4

uzun süredir perşembe tariflerini ihmak ettim ama bugünkü tarif hem hafif hemde tatlı krizlerini bastırabilecek cinste üstelik pratik bir şey :)

Çikolatalı Parfe

Malzemeler

  • 2 paket kakaolu krem şanti

  • yarım paket kakaolu gofret (şu kocaman paketlerde 20li falan satılıyor ince küçük tahtaları andıran gofretlerden)

  • yarım paket cici bebe bebek bisküvisi

  • 2 portakal kabuğu rendesi ve portakalların suyu

  • çikolata sos (paketlerde satılıyor ama hangi markanındı hatırlamıyorum koloay pişiriliyor)

  • fındık ya da ceviz


    Önemli Not: eğer kalabalık değilse eviniz az kişi için yapıyorsanız malzemeleri yarı yarıya indirerek de yapabilirsiniz.

    Hazırlanışı

    2 paket kakaolu krem şantiyi 2.5 bardak sütle (kıvamına göre sütü arttırabilirsiniz.) hazırlayın. gofret ve bisküvileri küçük küçük kırdıktan sonra hazırladığınız krem şantiyi üzerlerine dökün.iyice karıştırdıktan sonra eğer sulu gibi kalırsa üstüne ilaveten biraz daha gofret ya da bisküvi kırabilirsiniz.eğer kremşanti az gelirse biraz süt katıp karışıma iyice karıştırın.isteğe göre fındık ya da cevizleri de içine karıştırın.biraz büyük kalırsa boğazınızda kalabilir dikkat !benim son sefer yaptığımda fındıkları kırmadığım için boğazıma kaçtı hep :)
    neyse bütün malzemeleri karıştırdıktan sonra isteğinize bağlı borcama ya da şekilli bir kaba koyun.eğer çok fazla ilginç kaseleriniz varsa onlara da koyabilirsiniz.kalıba koyduğumuz karışım 1 gün buzdolabında bekleyecek.1 günün ardından hazır çikolata sosunu üzerindeki tarife göre pişiriyoruz.pişirmeye başlamadan önce karışımı dolaptan çıakrın ki hem o oda sıcaklığına döndün hemde çikolata sosu dökmek için ılınmasını bekleyin bir kaza çıkmasın :)
    2side ılındıktan sonra çikolata sosunu üzerine dökün ve tataam.tatlı oldu :) tekrar dolapta biraz bekledikten sonra yenmeye hazır.

    ben üstüne hiçbir şey koymuyorum ama isterseniz siz meyvede koyabilirsiniz ya da karışımın malzemelerini robotta çekip sıkı bir kalıpta şekil verip üstüne hazır kutu çikolata soslarından döküp de yiyebilirsin.dediğim gibi yazdığım tatlılar hem damak zevkine göre üstünde oynama yapılabilecek tarzda şeyler.
    Emin olun bunları herkes yapabilir.hatta bu tariften çok daha güzel bir hale siz getirebilirsiniz :)

    Afiyet olsun

    öpücükler

23 Kasım 2010 Salı

üstümden medya toplum kalktı

nedendir bilmiyorum ama vizesinden en tırstığım dersti medya ve toplum.aslında belki de korkmamalıyım sadece yorum yapıyoruz sorularda ama hoca biraz ürkünç biri.herkesi bırakmış üst sınıftan.ondan olsa gerek bende biraz saçmaladım allı pullu korku filmleri vari bir cümle yazdım sınav kağıdıma.sonum hayrola :)
daha önümde bir sürü vize var ama rahatlamış durumdayım garip biraz nedense pek sakinim.
neyse vizeleri boş veriyorum.öyle özledim ki bloguma yazmayı şu birkaç günde.
izleyici sayımın artmasıyla da keyiflendim açıkçası.insanların yazdıklarımı merak edip okumaları fikri sevindiriyor beni.
perşembe tariflerini aşırı aksattım.çok kzııyorum söyleniyorum kendime hiç merak etmeyin.perşembe tariflerinde değişik ve çok kolay bir parfe tarifi vericem.eğer bol çikolata sevenlerdenseniz kaçırmayın yapın derim.
hafta sonu için denize karşı planlarım var ama bakalım günler ne getirir ne götürür.
çok uygun ufak bir mağaza bulmuştum kendime birkaç gündür gitmeyi planlıyodum.bugün gittim ve kapalı dıdııt ! cidden hüsranlardayım bu konuda.
her neyse bloga döndüm demek istedim.
biraz saçmaladım çünkü uykusuzum ve kafamda garip kelimeler dans ediyor gibi hissediyorum.
öpüldünüz.

18 Kasım 2010 Perşembe

huzurlu buluşma


bugün çok güzel ve huzurlu bir buluşma yaşadık Eylül'ümlee.o benim pasifloram çünkü onunla ne zaman buluşşsam mutlu ve huzurla ayrılıyorum yanından.her zaman keşke diyorum hep aynı şehirde kalsak.kırıldığım anda koşşam kollarına ağlasam o da beni teselli etse peluşkam diye.birbirimize hediyeler alsak,fotoğraflar çeksek,o bana resim çizmeyi öğretse gülüp eğlensek.
bugünümüzün kısa bir fotoğraflı özeti için Eylül'ümün blogu 'nda her şey.
fotoğrafı merak edenler için bu Şeker ve ben.Şeker Eylül'ün kedisi.pek sevdik birbirimizi o tam bir pamuk prenses.ayrıca bugün heyecanla beklediğim Rezzan Teyze'yle ve blog yazılarından iyice tanıdığım anane ile tanıştım.
bugünüm Eylül'lü,sanatlı,fotoğraflı,huzurlu ve kedili geçti.
seni seviyorum pasifloram iyiki varsın.
hep güçlü ve mutlu kadınlar olmamız dileğiyle öpüldün :)

17 Kasım 2010 Çarşamba

duramadım yazdım



duramadım yazdım özledim blog yazmayı resmen.acaba daha kaç gün olmuştu bilemiyorum.malum kurban bayramındayız açıkçası bu bayramı hiç sevmem.etraf et ve kan kokar,haberlerde kaçan ve eziyet edilen hayvanlar vardır hep.çok hüzünlenir kızarım.ben zaten kırmızı et tüketen biri değilim ayda yılda bir derler ya o da köfteden ibarettir. bu bayramda hayvanlar ve 2 bacaklı insna bozmalarının kanlı savaşını izledik.hayvanların kesilmediği bir kurban bayramı olamayacağına göre sanırım uyutulup kesildiği bir bayram dileyebilirim hepimiz için.

cumartesi İzmir'e dönüyorum.döner sönmez pazartesi ve salı vizelerim var.salı günü olan vizem konusunda kendime bir zerre kadar güvenim yok.çünkü en zor dersim.hoca ot vermiyo anlattıklarının da pek bir yardımcı yönü yok.internetten konu başlığını aradığımda bile doğru düzgün yazı bulamıyorum.bulduklarmında daha özetini çıakrıcam.hiç çalışmadım tüm bayram boyunca oley.afferim bana.salı ağlarım belki.genelde böyle yapıyorum, çocuk gibiyim bazen sınavlardan düşük alınca ağlayabiliyorum :D şapşalım yaa.

aldığım eşofmanın aynısı bana hediye olarak geldi.sanırım yaşadığım en komik şey bu bayramda :D size söylediğim taksimdeki butiğe gidemedim sağlık sorunum dolayısıyla ama o butik hakkında bir post hazırlıycam hatta siz bana anlatın gidince nasıl bi yer olduğunu fiyatlarını.
kurtköydeki şu outlet mağazalarının olduğu viaport'taki mangoya gittim ucuz ucuz birkaç şey buldum.oraya gidin genelde kimsede görmediğim şeyleri orda görüp buluyorum.farklı şeyler olabiliyo ve gerçekten ucuz olabiliyo.15 tl ye güzel bir etek aldım değişik bir şeydi.

perşembe tariflerini fena boşladım farkındayım.bu yüzden size kendimi affettirmek için perşembe günü parfe tarifi vericem süper güzel tadı.denedim burda :)

salı'ya kadar blog yazamam büyük ihtimalle.
bu yüzden iyi bayramlar ve hepinizi mutlu ve pazartesi sendromsuz bir hafta diliyorum.
öpücükler :)

12 Kasım 2010 Cuma

İstanbul molası

bu aralar ne blog yazabiliyorum ne de okuyabiliyorum.uzun süre sonra İstanbul'a gelmemin keyfiyle bugün alışveriş yaptım.yarın da taksim'e gitme planlarım var bakalım hayırlısı.uzun süre sonra gelince pek internete girmiyorum.evde olduğum zamanların çoğunu kedimi mıncıklayarak geçiriyorum.öyle özlemişim ki keretayı :)
İzmir'e döndüğümde söz bolbol anlatıcam her şeyi.yarın yeni bir butik keşfetmeye gidicem.eğer uygun çıkarsa fiyatlar.İstanbullu bloggerların gözü aydın :)
öpüldünüzz.

11 Kasım 2010 Perşembe

kanım kaynadı derler ya işte öyle


Barbaros Şansal hep medya sayesinde tanıdığım ama çok fazlada hakkında bir şey bilmediğim biriydi ta ki yemekteyiz'e katılana kadar.normalde bu programı izlemiyorum ama bu hafta Nur Yerlitaş ve onun olması izlemeye çekti beni.
Barbaros, aslında dışardan bakınca biraz sert ve soğukmuş gibi duruyor ama izlediğim kadarıyla süpersonik bir insan.o kadar sevdim ki.tam bir doğa ve hayvan sever.süper bir evi var ve grüp görebileceğiniz en mütevazi insnaların başında gelir.2 köpeği var.ikiside bildiğim kadarıyla trafik kazasında bir bacağını kaybetmiş.Barbaros,sokaktaki engelli hayvanlar için müthiş bir inançla çalışıyor.sırf engelli olanlar değil hepsi için.
çok takdir ettim.ve şu programda ilk kez bir amaç uğruna gerçekten gönül vererek yarışan ve düzgün konuşan biri oldu.
keşke bir kez daha İzmir'e gelse ve ben onu bize kalmaya davet etsem.böyle davetleri de kabul edebilecek kadar da büyük kalpli biri.
Helal olsun Barbaros böyle insanların olduğunu bilmek bile beni rahatlattı bir nebze.umarım bir gün bir yerde onunla karşılaşabilirim :)

10 Kasım 2010 Çarşamba

İstanbul

evet dün akşam İstanbul'a gelmiş bulunmaktayım.ailemle ve kedimle güzel bir gün geçirdim.kedimle oynadım uyudum.geçr sefer ki gibi küsmemiş bana sabah hemen koynuma girdi minik karaburunlum.iyice büyümüş biraz göbişide çıkmış ama o yinede benim bebeğim :)

neyse böyle güzel şeylerin üstüne benim hayatımda kötü bir şeyler olmazsa olmaz genelde :)
hayatıma yeni sağlık problemleri ve yasaklarla devam etmem gerekiyormuş. artık toprakta yetişen ıspanak tarzı sebzeleri yemem yasak böbreklerim kum üretmeye çok müsaitmiş.zaten her şubatta ben bir kum dökme ritüeli gerçekleştirirm.herkes çok gülerdi ama gerçekten kum dökmek deyince traji komik oluyor biraz.o da yetmezmiş gibi alerjik bir geniz akıntım varmış.sanırım ilaçlar sersemletebileceği için sonsuza dek benimle yaşayacakmış :) tabi bunlara üzülmüyorum da çilek yememem gerekiyormuş.yersemde yıkamaktan aşınmış birkaç tane peeh.
sağlık sorunlarımı pek umursamıyorum artık bu aralar sağlık kelimesindne dahi bıkmış durumdayım. 2. kötü şeyse dedmin işleri hakkında ama bunu pek açıklamayı planlamıyorum.

neysee İstanbul'da 10 günüm kaldı ama eminim ki birçok işimi halledemiyceğim.ve yine görüşemeden gideceğim insnalar olcak.daha babama gidicem kadıköye ve taksime alışverişe gidicem sanki yetmiycekmiş gibi geliyor ya hayırlısı.
off en kötüsü de döner dönmez vizelerim var.özellikle döndükten sonra 2. hafta çok ağlycam buna inanıyorum.ben hep yumurta kapıya dayandı mı yetiştiremezsem ağlarım.çocuk gibiyim dimi? :D

bu arada bugün bir şey farkettim.sanırım aşırı duygusal zamanlarımdayım.haberleri izleyemiyorum bu alışılmış bir şey zaten benim açımdan ağlıyorum genelde de bugün 10 kasım dolayısıyla Atatürk'ü her ekranda gördüğümde gözlerim doldu ağladım.çok duygulanıyorum bu anlatamayacağım değişik bir duygu.bir de Anıtkabir'e falan gitsem mazallah bayılırım ağlamaktan ben.

işte böyle bu hassas ötesi dönemimdeyim.kedim etrafımda oldukça şapşal bir şekilde mutluyum.
seni seviyorum karaburunlum :)

8 Kasım 2010 Pazartesi

radyodaki ilk günüm

tahmin ettiğimden daha eğlenceli ve sakin geçti.kendi okulumun değil de ekonominin radyosuyla bu kadar içli olmam biraz ironik gelebilir.ama ekonominin şuan bana iyi geliyor alternetifleri.
neyse bugün bir sürü yeni insanla tanıştım.radyo programı kayıtları,edit'ler yaptım vee bir radyo programına katıldım.en eğlencelisi de buydu aslında.erkek arkadaşımla birlikte bir radyo programı yaptık.tabi düzenlemelerden sonra perşembe belki yayına girebilir.ayrıca her perşembe canlı yayını olan erkek arkadaşımın da teknisyeni olacağım.sanırım boş zamanlarımı yemek yapmak dışında da değerlendirebileceğim bir hobi daha buldum.üstelik bölümümlede çok alakalı :)
bakalım vizelerden sonra fikirlerim var.belki baya ciddi ciddi çalışırım radyoda.şuan kesin bir şey yok ortada ama olası bir şey. üstelik bölümün dekanıda pek hoşnuttu çalışmamızdan.
bakarsınız bende bir program yapmaya başlarım bir gün :P şaka şaka.o baya ilerki zamanlarda belki.şimdilik böyle güzel öğrenmek.
yeni gelişmeler oldukça radyo maceralarımı sizinle paylaşacağım.fotoğraflarla :)

7 Kasım 2010 Pazar

ben-radyo? / radyo-ben?


sanırım yarın ilk kez radyo programlarıyla ilgili bir şeyler öğrenip,kayıt alıp,programa katılıcam.aslında hangisini yapıcağımı bende bilmiyorum.biraz endişeli olabilirim ya da heyecanlı karar veremiyorum.umarım rezalete dönüşmez.eğer güzel olduğuna inanırsam sizle linki paylaşırım salı günü.bu arada salı sabahı İstanbul'a gidiyorum.salı'dan sonra yazılarım karman çorman konular olacak haberiniz olsun.alışveriş,dostlar,ailem,kedim,alpitim,taksim,kadıköy ve İstanbul'da aradığımı bulmanın verdiği mutluluklar hakkında şeyler yazarım çoğunlukla.bolbol fotoğraf çekiyorum artık.ne olduğu önemli değil.kedi,köpek,çiçek,böcek,deniz,insan aklınıza gelen her şey.sanırım yazılarım artık daha bir eğlenceli olacak.

ben bir deli hayvanseverim


sevmeden önce bende biraz çekindim çünkü bu cins köpekler baya kıskanç oluyor.üstelik onu sevmeden birkaç dakika önce yavrusunu sevip onunla oynamıştım.yanına gittiğimde yavrusuyla oynuyordu belki bana kızıp ya da beni tehdit olarak görür diye sahibine sorma ihtiyacı duydum sevmeden önce çünkü her şeye rağmen o bir anneydi ve koruma içgüdüsüyle yanından ayırmak istemediği yavrusu vardı.sahibi sadsece yalar yavru ısırır deyince hurra sevip mıncıklamaya başladım.sanırım uzun zamandır gördüğüm en uysal rottweiler'dı.şapşal ellerimi bileklerime kadarf yaladı kocaman diliyle bende sevdim onları sonrada anne-kızın fotoğrafını çektim :)



birkaç kedi de gördüm bugün ama sevdirmediler.genelde onlar sokakta olmaları ve insan bozması varlıklar tarafından hırpalandığından ürkek olmalarını normal karşılıyorum.


ps. bence sokak köpeklerinin hepsinden korkulmamalı.

ben küçükken şu ufak hiç korkmadığınız ev köpekleri tarafından sevmek isterken 2 kez elimden ısırıldım.4 yaşıma kadar collie ilkokuldan sonrada doberman la büyüdüm.sokak köpeklerini koca koca köpekleri sevdim hiç ısırılmadım.belki onlara sevgiyle yaklaştığımı hissettikleri içindir.ben sevmeden önce ilk elimi koklatırım onları rahatlatmak için.
neyse asıl konuya gelelim.olabilir herkes kedi köpekten hoşlanıcak diye bir şey yok tabiki.ama size durup dururken saldırmadıkları sürece onları kovalamayın,hırpalayıp korkutmayın.
eğer bunları yapıyorsanız umarım kıçınızdan ısırılırsınız!

6 Kasım 2010 Cumartesi

ben bugün

dün tavuk gibi erkenden uyuduğum için güne baya erken başladım.güzel bir kahvaltıdan sonra bir de cheesecake yiyip biraz magazin izledim.aslında çok fazla magazin meraklısı değilimdir.sadece ünlülerin evi kısmını seviyorum.dekorasyonları ev döşemelerini izlemek hoşuma gidiyor. neyse işte biraz pinekledikten sonra erken kalkmamında verdiği etkiyle öğle öncesi uykusuna yattım.
uyumayı her zaman çok sevmişimdir.uykusuzluğa asla gelemiyorum resmen.bir de uykuma eşlik eden bir sevgili olunca günün her saati uyuyabilir hatta battaniye altında yaşayabilirim.
uyku sonrası ikimizde biraz bilgisayarda oyun oynadık ardından hurra sokağa.sanırım uzun zaman sonunda geçirdiğim eğlenceli ama sade günlerden biriydi.rahatlamama ve huzur bulmama yetti ya önemli olan o şuan benim için.



öğle yemeğimiz burger'dandı.sanırım fast food dendiğinde ilk aklıma gelen burger king.aslında favori menüm chicken whopper ama bugün farklı bir menü yedim.içinde patates kızartması ve sarımsaklı mayonez olması en önemli tercihim.patlıycağımı bilsem ya da beni hasta ediceğini bilsem bile sarımsaklı mayonezden vazgeçemem.ben bir sarımsaklı mayonezkoliğim. sabahtan akşama kadar yiyebilirim hatta şuan olsa yine yerim acımam.

yemekten sonra Tim Burton'ın kitabını sorduk yayınevlerine hiçbirinde yokmuş sanırım İstanbul'a gidince sahaflara sormak en doğru yol olucak.
ve beklenen oldu spor üyeliğimi dondurdum bir süreliğine yani 1 ay kadar zaten 2 hafta İstanbul'da olucam diğer 2 haftada vizeler falan derken hayatta gidemezdim.boşuna günlerim gitmesi öyle değil mi?



yürürken kestaneci gördük.hadi kestane alalım dedik ama almasak da olurmuş yani.kestaneler hem tatsız tuzsuzdu hemde aşırı yanmıştı bu yüzden kestane kabukları ayıklayan sevdiceğimin elleri kömürle oynamış gibi oldu :)

ve en eğlenceli kısmı şimdi geliyor.yürürken kenarda çocuk parkı vardı.beni çekebileceğine emin olduğum bir salıncak bulur bulmaz hemen sallanmaya başladım.çocukluğumdan beri çok severim sallanmayı.sanırım artık daha sık o çocuk parkına gidip sallanıcam.sallanmak bende hep bi özgürlük hissi uyandırır.neden bilmiyorum.küçükken hep uçmak istemiştim belki uçar gibi olmak o anlarımı hatırlattığı içindir kimbilir.




parkta sallandıktan sonra kipa extra'ya gittik bir de orda oyalandık aylak aylak gezindik.bayram dolayısıyla şekerlerde gelmiştir diye kipaya girdik.kipada şeker yedik bir sürü plazmalarda tv izledik.şimdi düşünüyorum da çok şapşalız ya.reyonların arasında dans ederek gezdik.cansınsbeybi okyanus kokulu kolonyasından sürdüm.evcil hayvanların malzemelerinin olduğu reyonda ses çıkaran oyuncaklarla oynayıp çıktık.o kadar dolandıktan sonra bi çıktık hava karamış bile sabahtan beri sokaklarda gezmişiz.otobüs durağına yürümek işkence gibi geldi resmen.o kadar yürümüşüz ki ayaklarımız ağrımış bir de durakta otobüs bekledikten sonra neyse eve gelebildik.ama çok güzel geçti bugün hem eğlenceliydi hem de uzun süre sonra burger yedim.





çok çok mutlu bir cumatesi geçirdim umarım sizin cumartesinizde sizin için güzel ve mutlu geçmiştir :)

3 Kasım 2010 Çarşamba

Perşembe Tarifleri 3

bu böreği hem yemeyi hemde yapmayı cidden çok seviyorum.üstelik ilk yapışımda çok beğenildi.tarifi ben ordan burdan toplama oluşturdum biraz.yine bu tarifte de başıma gelenlerden ders çıkararak ben yaptım siz yapmayın bunları noktalarına değinicem.


Tavuklu Garnitürlü Börek


tarifin bir kısmı mantarlı böreğinkiyle aynı o yüzden yanlış anlamayın o tarifi kullanıyorum bende hep alıştığım için.el alışkanlığı oldu sanırım hem ezberlemişim hemde pratik yapıyorum.


Malzemeler


4 tane yufka

1 su bardağı yoğurt (yoğurdunuz yoksa aynı işlemi 1 bardak sütle de yapabilirsiniz)

1 su bardağı sıvı yağ

1 yumurta

2-3 adet tavuk göğüsü

1 adet ufak kavanoz garnitür


Ön Hazırlık

bizim ev nüfusumuz çok fazla olmadığı için ben bu kadar melzemeyle yapıyorum hatta daha az yufka kllandığım bile oluyor.ama bu börekde az yufka kullanmayın 4 iyi.ama isteğe bağlı tavuk ve garnitür hatta yufka miktarını arttırabilirsiniz.
önce tavuk göğüslerini haşlayın.haşlanan tavukları aceleniz yoksa soğuyana kadar bekledikten sonra didikleyin.eğer yok benim acelem var bekleyemem derseniz birkaç kez soğuk su da yıkadıktan sonra büyük bir bıçakla ince ince boyuna kesip didikler gibi yapabilirsiniz.
ardından didiklenen tavukları biraz yağda kavurun.hatta kavururken birazda karabiber atabilirsiniz.börekde karabiber çok hoş bir tat bırakıyor.o yüzden eksik etmeyin derim ama fazla da kaçırmayın dikkat.her neyse kavanozdaki garnitürü süzün.suyunun kalmaması gerek ve sakın yıkamayın.tamamen süzdükten sonra tavukların içine garnitürü katın ve biraz hepsini birlikte pişirin.

Sos için

aslında şu yoğurtlu yumurtalı ve yağlı sos için ikinci bir alternatifim var.eğer evde yoğurt yoksa (bilmeyenler için ) aynı işlemi sütlede yapabilirsinz.yukarıda da yazdığım gibi 1 bardak yoğurt yerine 1 bardak süt.aman iyice çırpın.

1 bardak süt ya da yoğurt
1 bardak yağ
1 yumurta

yazı arası dipnot: mümkünse bir ölçü bardağı edinin.yani ölçü derken evdeki bir su bardağını ölçü bardağınız yapın.bütün tarifleri onunla uygulayın daha sağlıklı oluyor.


Yapılışı


önceki tarifleri takip edenler bilir börekteki mektup stilini :) ama yinede tekrar anlatıcam elbette.
tepsiyi yağladıktan sonra ilk yufkayı tepsiye yayın ama fazlalıklarını dışarı taşırın çok da germeyin bol bol kalsın mektup gibi kapıycaz :) neyse ilk yufkayı yaydıktan sonra hazırladığımız sosu 4 yufkaya yettirecek ölçüde ilk yufkaya koyun.ardından 2. yufkayı koyun ama bu sefer
bütün yufkayı tepsinin içinde kalacak şekilde tepsiye sığdırın ardından yaptımız tavuklu garnitürlü harcın hepsini boşaltın.3.yufkayı yine tepsiye sığdıracak şekilde koyun.üstüne sosu tekrar dökün.son yufkayıda üstüne koyduktan sonra taşan yufkaları da üstüne kapadıktan sonra kalan tüm harcı döküp üstüne yayın.artık çörek otu mu susam mı ekersiniz sizin zevkiniz orası.

böreği 170 ile 200 derece arasında pişirin.dediğim gibi dakika veremiyorum bu börek konusunda belli olmuyor o yüzden sürekli başına gidip kontrol etmek gerek aman dikkat yanmasın.
bu arada olurda garnitürler suyunu bırakırsa böreğin dibinde kaynayan biraz su görürseniz sakın korkmayın.eğer susam ya da çörek otu ekmediyseniz piştikten sonra böreği ters çevirip öyle kesip servis edin.ben birazcık ğstğnğ yakmıştım hemen ters çevirdim kimse görmeden.öyle servis ettm ona rağmen çok beğenildi. bu da itirafım olsun :)

umarım seversiniz.
afiyet olsun
öpücükler :)

2 Kasım 2010 Salı

DinDanDon


dün izlediğim blogların birinde bir yemek kursu ilanıyla karşılaştım. ekonomi de yapılacak olan bu kurs aralık ayında başlıycakmış yazana göre.sertifika falan veriyorlarmış baya bi aklıma yattı doğrusunu söylemek gerekirse.annemlere de bir danıştıktan sonra yolladığım maile gelen cevaba göre bu kursa katılıp katılmayacağım belli olucak.
sizede bir danışayım dedim.kursun benim gitmeyi planladığım bölümü "Pasta ve Çikolata".içinde çikolata kelimesini görmemle baya bi ısındım zaten kursa.
benim ilanda gördüğüm kadarıyla her cumartesi sabahı saat 10 dan 1 de kadarmış.saati çok güzel tam benim dikkatimin en yoğun zamanları.4 hafta sürüyormuş kurs ücreti 300 tl sonunda da sertifika alıcam.
kesin karar vermiş değilim ama bakalım zaman ne gösterecek.eğer öyle olursa artık perşembe tariflerinde coşucam coşturucam ama söz kilo aldırmıycam :)

bu arada ben pin up resimlere çok taktım.hem çok hoş gözüküyor gözüme hemde renkli renkli seviyorum.bir süre sanırım pinuplardan devam edicem gibi gözüküyor şimdilik.

ayrıca perşembe tarifinde tavuklu garnitürlü börek mi limonlu turta mı?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...