31 Ocak 2011 Pazartesi

yok yok değilim

yok yok değilim ben kış insanı değilim kesinlikle olamam olmayacağımda !
bu ne soğuk böyle ya ben ilkbahar yazı özledim.güneşim kemiklerimi ısıttığı o günleri özledim.
sıcaktan hasta olduğum günleri özledim.serin havaları sevgiliyle yürüyüşleri yeni yerler keşfetmeyi çimlerde yürümeyi converselerimi giymeyi özledim.
hava soğuk ben lahana gibi kat kat giyindim. bu sefer yanıma az kıyafet getirdim ve çoğu ince.
çok fena oldu şaştım kaldım.
ilk bahar gelsin rüzgar ve güneşin bir arada olduğu o günler gelsin.sonrada yaz gelsin ısınalım yine arka odaya kaçalım.
İzmir'i özledim sıcaktı en soğuk gününde bile buradan daha sıcak oluyor.
battaniye altında filmler ve dizilerin uçuştuğu günlerimi özledim :(

hastalıklı bünye

İstanbul soğuk hatta buz.grip olmakla olmamak arasındayım bademciğimin biri şişiyor iniyor ardından biri c vitamini takviyesi yapmak şart oldu.

gidilecek,görüşülecek bir sürü insan var ama ben yataktan kalkamıyorum vücudum biraz pes etti sanırım.en yakın zamanda toparlanmayı planlıyorum.

işletme hocamın o kıvırcık sarı saçlarını cımbızla tek tek yolmak istiyorum sanırım işletmeden kaldım.anlatmadığı işaretletmediği yerlerden sordu uyuz cadaloz.dilimde ne küfürler var susuyorum.

izmirden birkaç arkadaşım istanbulda onlarla görüşeceğim.biriyle çılgın alışveriş günü yapacağız izmirde pek kolay olmuyor çok çeşit ve uygun kıyafetler bulmak.bu yüzden taksimi altına üstüne getirmeyi planlıyoruz :)

kedimin gözü rahatsızlanmıştı ama 1 günde iyileşti sanırım hemen önlem almak hayvanlarda da insanlarda da işe yarıyor.

dizilerimi izleyemiyorum İstanbuldaki internet sınırlı İzmir'e gidince dizilere boğacağım kendimi,

gidilecek çok yer görüşülecek çok insan var ama vücudum iflas eşiğinde :/
siz grip arkadaşlarınızın sizede bulaştırmasına izin vermeyin uzak durun, kızın, kaçın.
iyi haftalar güzel,sıcak,mutlu,tatlı günler. :)

28 Ocak 2011 Cuma

Bugünüm sensiz geçti

sabah erken kalkıp Frida'ya gittik.birçok insan beğenmemiş olsa da ben çok sevdim.ayrıca Çarlık Rusyası ressamlarının ve İstanbul'un başka ressamlarca resmedildiği 3 sergiyide gezdik.Çarlık sergisi gerçektende iyidi ama benim aklım Frida'da. girdiğinizde güneş gibi sapsarı duvarlar üzerine rengarenk Frida resimleri konmuş öyle güzel ki. bir sürü fotoğraf çektim flaşsız olduğu için biraz bulanık ayrıca kablom olmadığı için koyamadım ama söz paylaşacağım sevdiklerimi.
en çok Fridanın günlüğüne yazdıktan sonra bir anda üstlerine resim yapmasını sevdim.yazılar kaybolduğu için hayatını tam kronolojik olarak sıraya koyamamışlar.sergide bu anlarında fotoğrafları var.

ordan kadıköy'e geçtim.sanırım hayatımın Blues'unu dinledim. mızıka saksafon ve akustik gitar 3 lüsü ve müthiş bir ses enfesti.tatlı insanlarla dolu samimi bir yer Yeşil Ev. barlar sokağının bir üst sokağı kesinlikle gidin.

en heyecanlısı da modellik teklifi aldım.çok heyecanlıyım aksesuarlar için modellik yapacağım sanırım ama kesin değil tabiki haber gelecek telefonlar alındı.ardından fotoğraflar sergiye çıkacakmış.

Eylül tarafından resmedilip sergilendikten sonra bir de fotoğrafla sergilenirim bir de ne güzel olur :)

bugünüm böyle geçti. ama en önemlisi hep özledim onu. öyle alışmışım ki sokaklarda bir yarım eksik bir yanım güvensiz gittim. annem gece dışarı çıkacağım dediğim zaman İZmir'de ona öyle güvenirdiki bir kere arar ardından ertesi gün konuşurduk.bugün heralde en az 6 kez falan konuştuk. o da sanırım diğer yarım olmadan sokakta olmamdan korkuyor.
sahiplenilmek kötü şey değil koruyup kollanmak.sevilmenin tadı çok ayrı.herkes soruyor 4. seneniz olacak bunun sırrı ne diye aslında bende bilmiyorum bunun sırrı ne ama bozulmaması için hep dilekler diliyorum. bu benim hayatımın en güzel masalı ve sen benim kıytırık beyaz atlı prenslerden çok daha fazlam herşeyimsin...

26 Ocak 2011 Çarşamba

100 olmuşum meğersem

oooo i love bloogg :)

100. izleyicimi de gördüm ya pek mesudum print screen yapıp bu anı saklamak istiyorum.mazallah biri izlemeyi bırakırsa kaydetmeden bozulmasın o 100 :)

İstanbul'a gelindi.bana yapılan yemekler yenildi ve yeniliyor.kedimin fotoğrafları çekiliyor,yüksek bel eteğim örülüyor ve bende yarın fosforlu yünler alıp saç bandı örmeye başlayacağım. örgü örmek nasılda stres attırıyormuş bunu unuttuğum için kızdım kendime.
İzmir'e gidince de devam ettirmeyi planlıyorum bu uğraşı :)

cuma frida'ya gideceğim.eğer gitmezsem arkadaşım son boş zamanında da frida'ya gitmezse beni frida yapıp izleyecekmiş :)

yarı paralı yarı parasız durumda olduğum için alışverişi biraz minimuma indireceğim.

görüşecek bir sürü insan var ama önce paramın cüzdanda bölünerek çoğalmasını bekliyorum :)

kedim öyle güzel ki tam bir sütlü kahveye dönüşmüş şapşal evladım.renginin sürekli değişmesi çok ilginç :)

şimdilik bu kadar pek sık yazıp okuyamayacağım sanırım ama izmire gidince aduket gibi postlar yağacak :)

100 oldum ya hani o yüzden tüm izleyicilerime teşekkürler.bu yazıyı okuduğunuz zaman umarım hayatınızda sizi mutlu edecek bir şey olur.

24 Ocak 2011 Pazartesi

olası hayaller vol 1





hayallerimin bir kısmını yükseklerde uçmadan olası huzurlu bir biçimde kurarım. mesela bunlardan biri ;
ufak bir ev bahçeli mümkünse 2 katlı.üst katta 2 yatak odası ve bir banyo alt katta ise açık mutfak salon ve bir banyo.
huzurla döşenmiş asla bıkmayacağım ve ölene dek ev değiştirmek istemeyeceğim benim evim olacak. bahçeli olduğu için 2 köpeğim olacak ve bir de kedim.hepsini ufakken evlat edineceğim ki birbirlerine karşı sevecen olsunlar.
ve tabiki sevgili burada başrolde.
televizyonun karşısında büyük rahat bir kanepe her zaman bir köşesinde battaniye olacak.film izlerken üstümüzü örteceğiz saatlerce izleyeceğiz.
her zaman özendiğim evlerdeki gibi camların kenarlarında şu ince uzun yılbaşı ağacı ışıklarını yapıştırmışız.karanlık ama ışıl ışıl.soğuk havalarda kalabalık bir aileyiz.köpekler içeride 3 yaramaz sele serpe uyuyor.
mutfakla salonu ayıra ince uzun tezgahta benim denediğim yeni tatlılar var.muffinler,cupcakeler bir sürü.
hepsinden umarsızca yediğim ve yaptığım onca güzel yemeklere rağmen inceciğim
(çünkü bu bir hayal ) :)
hoş döşenmiş huzur ve mutluluk saçan bir ev.
rahat bir hayat için yetecek kadar para.
sevgilimin çok geç saatlerde gelmesini gerektirmeyecek bir işi belki de kendi işi olur o zaman kimbilir :) bense evden çalışayım çok sık işe gitmeme gerek olmasın.
haftanın birkaç günü bir barınakta gönüllü çalışayım.internetten sipariş üzerine tatlılar yapıp satayım kalan zamanımı da küçük yaramazlarım ve sevgilime adayayım.
sevdiğimiz insanlar gelsin onlara yemekler yapıp masalar hazırlayalım.güzel büyük kahkaha dolu yemekler yiyelim.ben şarap içebiliyor olayım.
bu hayalde böyle sürüp gitsin...

umarım hepimiz hayallerinizdeki hayatları yaşarız..

23 Ocak 2011 Pazar

...




sevişmeyen ve içki içmeyen bir politikacıdan, sevişen ve içki içen insanları anlamasını bekleyemeyiz.

kırmızı alarm



neyse ki hastalık final haftamın bitiminden sonra kapımı çaldı.dün gece grip + sinüzit aduketiyle aniden uyandım.zehirlendim ya da ölüyorum sandım.
başım deli gibi ağrıyor.ilaçlarda işe yaramayınca tek çare anane yöntemi oldu. bir fuları kafama sımsıkı bağladım.şaka maka baya işe yarıyor ilaçlardan daha etkili.
yarınki istanbul yolculuğumda ertelendi bir gün sonraya aslında daha uzatsam mı diye düşünmüyor değilim.
n burda kalasım ne istanbula gidesim geliyor bazen.
yastık dolu yatağım ve ilaçlarımın eşliğinde biraz uyku sanırım işe yarayacak.
siz siz olun dikkat edin bu dengesiz havalara karşı özellikle benim gibi ıhlamurdan nefret ediyorsanız çok çok dikkat edin.
tüm kemiklerim ayrı ayrı ağrıyor

yinede size iyi yeni haftalar dilerim :)

22 Ocak 2011 Cumartesi

Artık Yeter! Hasdal Skandalı




hasdal rehabilitasyon merkezinde olanlardan çoğunuzun haberi vardır.hayvanlara yapılan kötü muamelenin işkence boyutunda olması tüyler ürpertici.konuşan gönüllüler bir bir işlerinden oluyor.

Let's Adopt un facebook sayfasından gönüllülerin konuştuğu 3 videoyu izleyebilirsiniz.
ben izmir de olacağım için katılamayacağım ama elimden geldiğince yaymaya çalışıyorum bu eylemin bilgilerini.sizde sessiz kalmayın.gidebiliyorsanız gidin.biz karşı çıkıp reddedebiliyoruz ama onların böyle bir şansı yok.onların sesi biz olalım sessiz kalmayalım.
onlar oy veremiyor diye hırpalanıp işkence görmesinler. dindar diye geçinen yönetim her şeye günah dedikten sonra işkencenin en büyüğünü savunmasız hayvanlara yapıyor. kafir olarak nitelendirilen bizler onların yüzüne dinsizliklerini vuralım!

23 ocak 11.00-14.00 Taksim Gezi Parkı

21 Ocak 2011 Cuma

Ho ho ho


bugün son finalime de girdim ve tatatataaam tatil bugün başladı,pazartesi günü istanbula gidiyorum.aslında gitmek isteyip de istemiyorum yanıma izmir ide alıp gitsem keşke.
deli danalar gibi arka plan değiştiriyorum.düzgün bir şeyler bulabildiğim zaman sabitleştiricem söz.çok siyah kullanıp buhranlı blog yapmak istemiyorum ve evet perşembe tariflerinin perşembesini aksattım yine yarın söz yazacağım.
düşük tansiyon yüzünden vücudum yorgun ya da tam tersi.şimdi uyumaya gidiyorum tek temennim 15-20 saat sürmesi.böyle uzun ve huzurlu sevgiliyle uykuları 3 hafta özleyeceğim.
mutlu günler.

seni seviyorum.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Soğan Ağlatır


ortada koskoca bir soğan ağlatır gerçeği var ya da hep ben ağlatan cinsleri seçiyorum. şu soğanın beni ağlattığı kadar acılı ne ağlattı bilemiyorum hiç.hem can yakıyor hem burnum akıyor hem gözlerimin görüş alanı 0 a düşüyor. bildiğin işkence gibi bir şeymiş bu meret.
bugün kuru fasulye yapmayı deniyorum.yemek ocakta ama benim gözlerim deli gibi acıyor acımakla da kalmayıp kaşınıyor. akşamda cheesecake yapıcam yarınki programa götürücem.hani hep bahsettiğim şu radyo programı yarın konuk olup olmayacağım hakkında bir fikrim yok. ama yinede siz dinleyin birileri benim cheesecake imi anlatır.hem eğlenceli oluyor güncel ve gençlere dair konular ve program hakkında bilgi bu linkte saat 7 de programı dinleyebilirsiniz. :)

18 Ocak 2011 Salı

Dikkat! Facebookda izleniyorsunuz

evet yanlış okumadınız İstanbul ve Ankara internet polisleri tarafından facebook hesabınıza sık sık giriliyor,kontrol ediliyor.

hesap ayarlarından hesap güvenliğine girin.eğer varsa sonlandırın.
sık sık hesabınızı kontrol edin.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Golden Globe

SİNEMA
  • En İyi Film (Drama): The Social Network
  • En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Colin Firth (The King’s Speech)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Natalie Portman (Black Swan)
  • En İyi Film (Komedi-Müzikal): The Kids Are All Right
  • En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal): Annette Bening (The Kids Are All Right)
  • En İyi Erkek oyuncu (Komedi-Müzikal): Paul Giamatti (Barney’s Version)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Bale (The Fighter)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Melissa Leo (The Fighter)
  • En İyi Yönetmen: David Fincher (The Social Network)
  • En İyi Senaryo: Aaron Sorkin (The Social Network)
  • En İyi Yabancı film: In A Better World (Danimarka)
  • En İyi Animasyon: Toy Story 3
  • En İyi Müzik: Trent Reznor, Atticus Ross (The Social Network)
  • En İyi Şarkı: ''You Haven’T Seen The Last Of Me'' — Burlesque


TV
  • En İyi Dizi (Drama): Boardwalk Empire
  • En İyi Erkek Oyuncu - Dizi (Drama): Steve Buscemi (Boardwalk Empire)
  • En İyi Kadın Oyuncu - Dizi (Drama): Katey Sagal (Sons Of Anarchy)
  • En İyi Dizi (Komedi-Müzikal): Glee
  • En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal): Jim Parsons (The Big Bang Theory)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal): Laura Linney (The Big C)
  • En İyi Mini Dizi: Carlos
  • En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi): Al Pacino (You Don’T Know Jack)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi): Claire Danes (Temple Grandin)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Drama, Müzikal-Komedi ya da Mini Dizi): Chris Colfer (Glee)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Drama, Müzikal-Komedi ya da Mini Dizi): Jane Lynch (Glee)


    Golden Globe ödülleri belli oldu.final haftam olduğu için izleyemedim ama kesinlikle ödül almasını beklediğim belli başlı film ve diziler vardı.
    bunlarda tabiki ilki Natalie Portman - Black Swan'dı. gerçektende Natalie Portman'ın performansı enfesti.çıkmasına daha var fakat aylardır beklediğimiz için internetten izledik dayanamayıp ama sinemadan izlemek ayrı bir güzel olacak eminim :)

    Dizilerde ise ödül beklediğim The Big C ve Glee idi tabiki. The Big C tek sezonluk çok güzel bir dizi öleceği haberini alan bir kadının hayatını nasıl değiştirdiğini neler yaptığını anlatıyor.

    Glee ise kesinlikle herkes tarafından izlenmesi gereken müzikal dizi.oyuncuların yeteneği tartışılmaz. benim favorim Kurt :) bilenler hemen hatırlayacaktır.
    lisede bir müzikal topluluğunun coverları var.bildiğimiz o popüler şarkıların nasıl değiştiğini görünce şaşırıyorsunuz.






16 Ocak 2011 Pazar

İlk modifiyelerr

ilk modifiyelerimi yapmış bulunmaktayım.o kadar heyecanlıyım ki fotoğrafları alel acele çektik bu yüzden bulanık ve bacaklarım roberto carlos gibi (aslında o bu kadar kalın değiller ) :)
çekim için tabiki hazırlanamadım.yarın işletme finalim olduğu için pek zaman ayıramadım ama en yakın zamanda daha güzel halleriyle çekip tekrar yayınlayacağım.
şimdilik kusuruma bakmayın.

bunlar bizim eski,lekeli ve giymediğimiz kıyafetlerimizdi.erkek arkadaşımın sweetshirt'üne yaptık. onunkinin farklı renk olmasının nedeni çamaşır suyuna birazda yağ çözücü karıştırmış olmamdan kaynaklanıyor.

kesinlikle denemelisiniz.ceketime şuan bayılıyorum.en yakın zamanda (havalar elverdiğinde) giyeceğim :)







15 Ocak 2011 Cumartesi

Yazılacak Çok Şey Var !

öncelikle deli danalar gibi sürekli arka plan değiştirmem blogsal sorundan kaynaklanıyor.renkli yazamıyorum bi garip şeyler oldu bir benim blogumda mı oluyor anlamadım.
oturup photoshop da kasıp güzel bir arka plan ya da resim yapıcam brushlar indirdim,kararlıyım :)

geçen hafta sınavlarıma rağmen sürekli yemekteyiz izledim çünkü şefler yarışıyordu.ve de iyi ki izlemişim bir sürü pratik şey öğrendim.keşke hep profesyoneller yarışsa hem seviyeliydi hem eğlenceli.ilk kez 10 puanı gördüm bu yarışmada :)
bu ara bir sürü yemek tarifi araştırdım kendime güvendiğim ve kararla tarifleri denemeye karar verdiğim zaman bir yemek blogu açma düşüncem var.şimdilik düşünce ama nolur bilmiyorum.

geçen hafta sevgilimin radyo programına konuktum perşembe günü.o kadar eğlendik ki.aslında ben konuk değildim asıl konuk Yiğit geç kalınca apar topar yayına girdim :) sonra 5 kişi bir program yaptık ardından 3 kişiye düştük.tekrarı yarın sabah 10 da www.radyoeko.org 'da.
haftaya perşembe de program var ama ona konuk olup olmayacağım hiç belli değil :) ama yinede siz dinleyin güzel programlar oluyor.

eskiyen ve lekeli kıyafetlerimize modifiye yaptık bugün.Deniz Berdan'ın blogunda gördüğüm bu teknik çok yaratıcı ve gerçekten atmak yerine bir şeyleri değerlendirmek ekonomikte.kıyafetler çok güzel oldular şuan ıslaklar kuruduklarında hemen giyip fotoğraf çekip blogda yayınlayacağım. ihtiyacınız olan tek şey çamaşır suyu ama dikkatli olmak gerek.hem çok yoğun koku rahatsız edebiliyor hemde sıçrama ihtimali yüksek. bu yüzden ekipman olarak eski kıyafetlerimiz,güneş gözlüğü ve eldiven kullandık.ardından evi havalandırdık.kıyafetleride balkonda beklettik bir süre.tabiki hepsine deydi.yavaş yavaş daha farklı şeyler de deneyeceğim.

24 ocak'ta İstanbul'a gidiyorum artık final dönemi bitiyor tatil başlıyor.çılgınlar gibi ucuz ve çeşit çeşit alışveriş yapmak istiyorum.ama İstanbul'un asıl güzel yanı ise ailemin,kedimin,arkadaşlarımın yanına gidecek olmam.

şimdilik aklımdakiler bu kadar.
herkese iyi hafta sonları ve öpücükler
:)

14 Ocak 2011 Cuma

Perşembe Tarifleri 9

Portakal Sulu Kek




Malzemeler

  • 3 yumurta
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı portakal suyu
  • 1 su bardağından biraz az sıvı yağ
  • 1 kabartma tozu
  • 1 vanilya
  • 2,5 su bardağı un
  • tarçın ve portakal kabuğu (isteğe bağlı )

Hazırlanışı

yumurta ve şekeri iyice çırpın ardından malzeme listesindeki gibi sırayla malzemeleri koyup karıştırın.her koyduğunuz yeni malzemede tekrar karıştırın.
isteğe bağlı olarak portakal kabuğu ve tarçın da ekleyebilirsiniz.
170 derecede 30 - 35 dakika pişirin.

:)


12 Ocak 2011 Çarşamba



her şey geçip gidiyor yetişemiyorum uçuşuyorum...

11 Ocak 2011 Salı

Müthiş Fikirler

Ciltli Kitap Kabından Çanta Yapımı




Proje için gerekenler;
    kalın ciltli bir kitap,
      2 adet tercihen bambu çanta sapı,
        cildin iç tarafını kaplama için astar kumaş,
          kalın kurdele yada onun işlevini görebilecek kumaş parçası,
            sıcak silikon yada yapıştırıcı.





            Öncelikle kitabın cildine zarar vermeden kapak kısmını ayırıyoruz.

            Kurdeleyi aldığımız çanta saplarının halkalarından geçirip, cildin iç ve dış yüzeylerine yapıştırıyoruz.

            Sonra çantamızın açık kalan yan taraflarını ve iç yüzeyini kaplamak için uygun ve tercihen kalın bir kumaş ile (kot kumaşı da iyi olabilir) kitap kapağının içini kaplıyoruz. Bu kaplamayı yaparken silikon kullanmak daha doğru olur, çünkü yapıştırıcı kumaşın yüzeyinden dışarı çıkabilir, güzel bir görüntü oluşturmaz doğal olarak.



            Fotoğrafı tıklayarak büyütebilirsiniz.



            Bu fikri bir siteden buldum sitede daha neler neler var çok yaratıcı bir site kesinlikle göz atmalısınız. ayrıca hepimizin evinde ya da kilerlere kaldırılmış meydan larousse ansiklopedilerinin değerlendirilme vakitleri geldi.dışlarını beğendiğiniz bir kaplama, yapışkan duvar kağıdı ya da kumaşla kaplayabilirsiniz.
            ağzı çok açık kullanışlı olmaz diyorsanız en azından kitap defter taşımak için kullanabilirsiniz.
            nasılsa artık Türk filmlerindeki gibi çarpışıp aşık olma durumlarına pek rastlamıyoruz.
            bir deneyin sizde derim.ben İstanbul dönüşü evde ansiklopedilerin içini çıkarıp getirmeyi planlıyorum. bu arada askısını bambu değilde deri ya da kullanmadığınız kemerlerden,dayanıklı kumaşlardan yapabilirsiniz.
            silikon tabancasını Koçtaş gibi yapı malzemeleri satan yerlerden bulabilmek mümkün olacaktır.

            bu da sitenin linki birçok ilginç şeyle karşılaşmak mümkün :)

            10 Ocak 2011 Pazartesi

            Final haftaları





            tam 8 saat 45 dakika sonra ekonomi finalim var.böyle yazınca sanki geç kalacakmışım gibi geliyor.aman allah korusun diyeyim de nolur nolmaz.
            final haftalarının en sevmediğim özelliği ilk hafta genelde 2 gün sınavsız geçiyor alışıp rahatlıyorum. ama kabus gibi bir 2. hafta geliyor birbirinden alakasız sınavlar arka arkaya heır gün boyunca insanın kafasını düdüklüyor.çarşamba bilgisayar sınavım var cuma hem türk dili hem inkılap 2si bir arada.
            hazırlığı boşuna okuduk ıyy sıkıcı derken 1. sınıf da sıkıcı oldu.lanet de bir seçmeli ders aldım başım yandı.
            bir an önce 2. sınıf olup bölüm derslerimi alasım var.artık ekonomi işletmeden baydım yıllardır gördüğümüz türk dili ve inkılap da aynı şekilde. inkılabı severim ama dozunda kalsın artık. kendimi bildim bileli okuyorum.ne hayallerle seçmiştim bu bölümü.film,senaryo kurgu hayali kurarken amortisman,para fonksiyonlarını kafama sokmaya çalışıyorum.
            1. sınıf kötü bunu anladım.adı afilli medyalı toplumlu seçmeli dersiniz olursa aman diyeyim sakın almayın.arkanıza bakmayan kaçın gidin.
            artık uyusam iyi olur.
            herkese iyi geceler ya da günaydın.
            final haftası olanlara başarılar :)

            8 Ocak 2011 Cumartesi

            90



            eveet çok mutluyum çünkü 90 izleyicim var artık. nerden nereye kendi kendime günlük misali yazarken iyice keşfettim ve her türlü yeniliği uyguladım bloğuma.işe yaramış ki 90 izleyicim oldu.
            nedendir bilmiyorum ama izleyici sayımın artması komik bir mutlulukla dolduruyor içimi.
            bunu hep söylüyorum :)
            umarım izleyicim hep artar hiç azalmaz ve hep ilgi çeken şeyler yazmayı sürdürebilirim :)
            bu arada bilgisayarıma kavuştum ama salı finallerim başlıyor. herhangi bi dersten 60 dan aşşağı alırsam kalırım o yüzden tehlikeli.garip bi sistem var bizim okulda vizede kaç alırsan al finalde 60 altı alırsan kalıyosun.bu yüzden biraz dişimi sıkıcam bu 2 hafta.

            hepinize bol izleyiciler,sınavlarınızda başarılar dileyip.sanal donut ve bir fincan kahve gönderiyorum.
            :)

            6 Ocak 2011 Perşembe

            Perşembe Tarifleri 8


            bu sefer bir farklılık yapıp yemek tarifi paylaşıcam.aslında bu çoğu kişinin bildiği bir yemek ama ananemin tarifi.üstelik ananemin yaptığının tadı nedense çok daha güzel ama 1 gün dinlendikten sonra tadı baya hoş oluyor.birçok kişiye denetip onay aldım. :)

            Ananemin Barbunya


            öncelikle herkes farklı bir çeşit yapıyor bu yemeği.benim yaptığım sulu yemek gibi değil de biraz daha meze vari oluyor şimdiden söyleyeyim.

            Malzemeler

            • yarım kilo ayıklanmış barbunya ya da konserve barbunya( konserve baya kolaylık sağlıyor ama tadı mükemmel olmuyor)
            • 1-2 kaşık sıvıyağ
            • 1 ya da daha az yemek kaşığı domates salçası
            • 1 soğan
            • 1 havuç
            • 2-3 diş sarımsak1.5 tatlı kaşığı şeker ve tuz
            • üstüne süslemek için maydanoz

            Hazırlanışı

            önce barbunyalar haşlanır koyu renk suyundan kurtarılır.
            ardından yağ kızdıktan sonra doğradığınız soğan ve sarımsakları pişirin. salçayı ekleyip iyice karıştırıp erittikten sonra havuçları da içine katın.havuçları renkleri değişene kadar pişirin.
            havuçlarda piştikten sonra barbunyayı ekleyip tüm malzemeleri iyice birbirine karışacak kadar karıştırın.birbirine karışan malzemelere 1.5 tatlı kaşığı şeker ve tuzu ilave edip tekrar karıştırın.
            kaynamış suyu barbunyalarla aynı hizzaya gelecek kadar koyun.
            duruma göre göz kararı suyu hatta malzemeleri ekleyip azaltabilirsiniz.

            afiyet olsun :)

            3 Ocak 2011 Pazartesi

            Bu aralar olacaklar



            New York City‘de yaşayan dört arkadaşın ( gay bir avukat olan Will; onun en iyi arkadaşı kendi iç mimarlık firmasına sahip Yahudi ve heteroseksüel Grace; sosyetik zengin Karen ve son olarak da aktör olmak için çabalayan efemine gay Jack) hayatları üzerine kurgulanan Emmy ödüllü bir komedi dizisidir.

            önce hemen kısa bir açıklama yazayım üstteki yazı alıntıdır.bazı kelimelerin altının çizilmesi benim homofobik bir insan olduğum anlamına gelmesin.naparsam yapiyim düzelmedi.

            Will&Grace benim sevdiğim dizilerdendir.baya eski bir dizi.yanlış bilmiyorsam 8.sezonunda şuan. ben TNT sayesinde öğrenmiştim bu diziyi.şimdi en baştan izlemeye başlıycam.
            bu ara baya dizi izliyoruz :)

            bu hafta okul çarşambadan sonra vize tatiline giriyor.çarşambada okula gidicem ardından bir haftadan biraz fazla bir süre evdeyim.
            bu süre içinde evde yemekler pişicek ve yeni tarifler denenecek :)

            bu ara fena okey ve iskambil oynamaya takıldık.saat 2 ye kadar toplanıp okey ardından da pis7li ya da dost kazığı falan oynuyoruz :)
            fena olmadı hoşuma gitmiyor değil :)

            cuma günü çok sevimli bir misafirimiz gelecek.
            adı mikrop ve o bir cocker cinsi çok sevimli hafif orta yaşlı birköpek.arkadaşımız şehirdışına çıkacağı için bizle kalacak birkaç gün.
            en eğlencelisi de onu yıkayacağız.baya eğlenceli ve bol fotoğraflı bir haftasonu olacağa benziyor bizim için.
            mikrobun gemesiyle birlikte onu gezdirebileceğimiz yeşil alanlar arıyoruz resmen.ve farkettim ki oturduğumuz yerde yeşillik pek az ya da bize uzak.kötü bir şeymiş bu yeni farkettim.

            digiturk yılbaşı dolayısıyla kıyak geçti.moviemaxler açık filmler izliyoruz hep.

            laptop'um daha tamirden gelmedi çarşamba günü gidip çemkiricem.bilgisayarsızlık canıma tak etti!

            yeni yıl güzel başladı seviniyorum ve 2011 i seviyorum :)

            alakası yok ama bu sefer yazımı Bon Appetit diyerek sonlandırıcam.içimde kalmıştı çok sevimli bir aksandan duyunca eğlenceli geliyor.

            1 Ocak 2011 Cumartesi

            Solucanlı Yeni Yıl


            bu yılbaşı (aman nazar değmesin ) çok güzel geçti.geçen sene evde ve çok sinir bozucuydu.bu sene hep sevdiğim insanlarla dışarıda kutladım.10 kişiydik.gittiğimiz yerin yemekleri pek iyi değildi.sadece ara sıcak tabağı güzeldi.bir de rakı :)
            bu solucan ne alaka diye elbette merak ediyorsunuz.ortaya geşen salatamızın üstünde kımıl kımıl bir solucan vardı.salata gitti bir daha salata yenmedi ve iştahlar kapandı.bize rakılar ve kokteyl geldi.normalde çirkefleşirdim rezalet yüzünden ama yeni yıl dolayısıyla sessizkalmayı tercih ettim.bunlara rağmen o kadar eğlendik ki.sürekli rakı içtim ve dans ettim.
            bileklerimize,boyunlarımıza ve saçlarımıza şu yılbaşı süslerinden bağladık,şapkalar taktık.hatta şuan bileğime taktığım pembe şeyin izi çıkmamakta direniyor. ama her şeye değdi.
            herkes çok mutluydu ve birsürü fotoğraf çektik.
            gerek burcumdan okudumlarım gerek hislerim yüzünden 2011 den çok umutluyum.
            umarım böyle güzel girdiğim tatlı 2011 benim ve sevgili izleyicilerm için hep güzel devam eder.

            hepimize mutlu,huzurlu,sağlıklı,paralı,aşklı ve her şeyli yıllar :)


            Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...