28 Şubat 2011 Pazartesi

Son Dakika! Bloguma Dokunma


okuduğum şeyin yalan haber olmasını diliyorum ama sizide haberdar etmeyi borç biliyorum kendime.
diyarbakır bilmemne mahkemesinin kararıyla blogspota erişim engellenmiş. ttnet ve superonline kullanıcıları DNS değişikliği yapmadığı sürece bloglarına ulaşamayacakmış. twitter'da #blogumadokunma adlı bir hareket başladı.facebook'da da herkes kendi çapında bir yayma yapıyor. bir şekilde durdurulmalı bu yobaz hareket.
bende detaylı bilgiyi bu siteden öğrendim.
http://www.gelecekonline.com/metin/blogspot_com_erisime_engellendi_10679 

Florence + The Machine




Aslında tek başına şarkıcı olan Florence müziği için bir desteğe ihtiyaç duymuş ve bu desteği The Machine grubundan alarak çok hoş bir birleşim ortaya çıkarmışlar.uzun zamandır içinde hem moda hem müzik bulunan hemde kliplerinde ciddi bir emek ve sanat bulunan bu kadar iyi bir grup karşıma çıkmamıştı. klipleri de
hemen albümünü edinmeye karar verdim. benim favori parçam Dogs Days Are Over ama Cosmic Love ve Rabbit Heart, You've Got The Love  da çok hoş şarkılar.sanırım tüm şarkılarını sevdim. :)
bu resmi sitesi buradan daha fazla bilgi edebilirsiniz ayrıca klipleri ve şarkıları orada var.
 yazıyı bitirirken bir klibi ile kapatayım sizde fikir edinin. :)

27 Şubat 2011 Pazar

toplanın kızlar bir keşfim var



bu benim elim değil önce söyleyeyim ama bunun nasıl yapıldığını çözdüm hatta yaptım çok değişik duruyor :) daha sonra araştırınca bir blogda videosunu buldum.izlediği yolla hemen yaptım tek fark o ıslatmak için vodka kullanıyor ben su.
(vodkayı o şekilde harcamak yerine içmeyi tercih ederim :) )

her neyse anlatıyorum. önce ojenizi sürüyorsunuz.genelde açık renkler kullanmak daha güzel oluyor hemde yazılar belirgin duruyor.

oje kuruduktan sonra bir kahve fincanına su doldurun. ben soğuk suyla yaptım ama sıcak ya da ılık sunun etkisi daha fazla olabilir zamanla deneyip haberdar ederim.

gazeteyi tırnağınızın eni ve boyuna göre hatta biraz daha uzun parçalarda kesip hazır edin ki uğraşmayın.

yarım dakika su da beklettiğiniz tırnağınıza kurumadan gazete parçasını yapıştırın.fazla bastırmadan gazetiyi yerleştirdikten sonra tırnağınıza denk gelen kısmın tamamen ıslanması gerek.ıslandıktan sonra 15 saniye bekleyin ardından gazeteyi yavaşça çıkartın.

bu işlemi duruma göre değişiklikler yaparak diğer tırnaklarınıza da uygulayın.

kıt anlatımımla anlamadıysanız bu adreste fotoğraflı anlatımını bulabilirsiniz.

Dikkat: üstüne tırnak cilası sürün yoksa el yıkayınca çıkabilir.
iyi denemeler :)

26 Şubat 2011 Cumartesi

sövüşken cumartesi

yine sövüşken bir gün başı. lanet bulaşık makinasının yarıım yamalak yıkadığı bulaşıkları yıkamaya çalışırken tık tık yönetici lütfen sağ taraftaki lavaboları kullanmayınız tadilat bla bla bla.
itinayla banyoya taşınarak çile içinde yıkanan bulaşıklar canıma tak üzerine tak etti.
beni bu bulaşık makinesi bu hale getirdi.kapağı açıyorum o da ne yine yine yine yıkamamış işte o an geliyorlar.evdeki bütün tabak çanağı at camdan caddeye diye dürtüyor beni oturup konuşuyoruz anlaşıyoruz atmıyorum bulaşıkları camdan yıkıyorum.heyheylerim ara sıra bazen de sıksık olmak üzere uğruyorlar.karşımdaki ayıymış gibi ölü taklidi yapsam sonra uyuya kalsam uyandığımda ev tertemiz bulaşıklar pırıl pırıl olsa.
temizlik yapmak en iyi stres atma aracı aslında ama bazen katlanılmaz olmakla birlikte her şeyi sokağa fırlatma isteği doğuruyor.
en sevdiğimse çamaşır asmak.o vernel kokusu içimde garip bir his uyandırıyor.aroma terapi yazıyordu üstünde belkide terapi etkisi budur.
siz siz olun profilonun hiçbir ev eşyasını almayız mazallah ben gibi olun istemem.
ellerim ve ben gerildik.
iyi günler

Anadolu'nun İsyanı

Anadolu'nun İsyanı from Anadoluyu Vermeyecegiz on Vimeo.



geçen gün izledim bu videoyu. doğrusunu söylemek gerekirse her hücremle etkilendim gerek ruh halim gerek izlediklerim ağlama hissi uyandırdı. durup düşündüm eğer gidip bir şeyler yapamıyorsak elimizin altında oyuncak misali oynadığımız internetten bir şeyleri paylaşıp yaymaya çalışabiliriz. orası bizim topraklarımız biraz duyarlılık kimseyi öldürmez.
video 20 dk sürüyor silkelenip neler olduğunu tekrar ve tekrar anlamak için 20 dk feda olsun.

Duymadım, görmedim, bilmiyorum diyenler için Anadolu’daki dere ve doğa katliamı belgelendi…
Enerji ve kalkınma politikalarının doğa ve akarsular üzerindeki olumsuz etkisini ve halkın bu yatırımlara karşı tepkisini gözler önüne seren ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı film rekora gidiyor.

Herhangi bir kar amacı güdülmeden konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanan film, HES’lere karşı Anadolu’da verilen mücadeleyi bizzat onların ağzından anlatıyor.

Hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve kırsalda yaşayan insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES yatırımlarına karşı verilen mücadeleleri anlatan ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı kısa film gönüllü desteklerle ve kolektif bir çalışma sonucu ortaya çıkarıldı.

Anadolu’nun dört bir yanında devam eden HES çalışmalarının yıkıcı etkisine dikkat çeken film Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar 20 bin kilometre yol kat edilerek çekildi.

İnternet üzerinden indirilebilen, çoğaltılmasına ve dağıtılmasına, festival ve toplu gösterimler için özel izin alınmasına, kullanılmasına herhangi bir kısıtlama konulmayan film, Anadolu derelerinin özgür akması için mücadele edenlere adandı.

Üç gün içerisinde 50 bine yakın izleyiciye ulaşan filme dileyen herkes sosyal paylaşım sitelerinden,

anadolunehirleri.org/​tr.html,
anadoluyuvermeyecegiz.net
vimeo.com/​vermeyoz/​film adreslerinden ulaşabiliyor.

Filmin en kısa sürede 7 dilde çevirisi bekleniyor ayrıca, önümüzdeki aylarda filmin uzun metrajlı halinin de yayınlanması söz konusu.

Filmle ilgili yapılan açıklamada, şunlar söylendi:
“Bizlerin doymak bilmeyen tüketim alışkanları ve ihtiyaçlarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün biraz daha artıyor. Hiç haberimiz olmasa da, umursamazsak da, gitmesek de, görmesek de bizim bu yaşam biçimimizin bedelini birtakım canlılar, insanlar ödüyor. Bu film; bir yandan Anadolu nehirleri ve doğası için verilen mücadeleleri anlatırken, bir yandan da şehirlerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam eden insanlara ayna tutmak ve bu soruna ortak etmek için hazırlandı. Unutmamız gerekiyor ki, bu ateş sadece düştüğü yeri değil tüm canlı yaşamını yakacak. Bu gerçeğin fakına varanlar Nisan ayında tüm Anadolu’dan Ankara’ya doğru yürümeye başlayacak. Bu yürüyüşe katılmak ve destek vermek hepimizin yaşama karşı ortak sorumluluğudur.

Filmin indirilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında hiç bir sakınca yoktur.

Anadolu'nun tüm canlılarına armağan olsun..''

24 Şubat 2011 Perşembe

gecikmeli alışveriş postu

erken uyandım bugün birkaç şeyle oyalandım ama yinede nafile sonunda aklıma istanbuldan aldıklarımı fotoğraflı paylaşacağım gecikmeli post geldi.hemen elime makinayı alıp arka odada çektim her şeyi :)

bu sefer çok bir şey almadım.özellikle terkosdan aslında elim kolum dolu çıkabileceğim o pasajdan 2-3 parça şey aldım.pişmanım daha fazlasını alabilirdim.sanırım konsantre olamadım ya da çok acele ettik.bu yüzden içimde ukte hala daha :/

neyse bu aşağıdaki minik kurdeleler benim 1 tl ye aldığım sevgili küpe ve yüzüklerim. yüzük küpe takımı 3 tl tuttu.gerçekten de müthiş o mağaza.bencillik yapmıyorum tabiki hemen nereden aldığımı anlatıyorum.
kadıköyde bahariye caddesinde collezione var tam onun yanında minik ve sürekli tıklım tıklım olan dükkan.off kalabalık demeyin girin :)


bu terkosdan aldığım birkaç parça şeyden biri yüksek bel fermuarlı hoş bir etek.yüksek bel etekleri pek seviyorum. ama olurda ben hiç bulamıyorum derseniz.size önerim bu straplez bluzlar var pazarlarda falan satılıyor.içimize giyiyioruz genelde düz işte onların kalın kumaşlılarını alın ve etek olarak giyin.yok artık demeyin ben uzun tişörtlerle giyiyorum hem güzel toparlıyor hemde uzun tişört altına hoş duruyor.benden söylemesi :)




bu da tiffany den 3tl ye aldığım H&M orjinal ceket.hönk nasıl 3 tl derseniz hafif renk defoları var.halledilmeyecek boyutlarda değil.ara ara böyle şeyler oluyor sanırım tiffany de.


bu mango indiriminin sonuna yetiştiğim için bulabildiğim ve pek hoşuma giden ceket.sanırım 20tl idi. mango indirimleri dışında afroditin müthiş indirimleri oluyor.belki hala devam ediyor olabilir izmir de olmadığı için bilemiyorum ama ben önceki yıllarda afroditten şok fiyatlara uzun hırkalar almıştım.


bu da uzun zamandır hevesle beklediğim ayakkabım. oxford tarzı ayakkabılar çok hoşuma gidiyor.gerçi şimdi adım başı satmaya başladılar :) sanırım fotoğrafı biraz yakın çektim sanki ayakkabılar 40 numara gibi durmuş :)

bu son iki fotoğraftaki ayakkabıları izmir'den aldım.bayılıyorum bu ayakkabılara. birini 25 birini 30 tl ye aldım.
baya uygundu hemde hem gece hemde gündüz giyilebilecek bir tarzda olmalarını seviyorum :)


fotoğrafların arka planında çıkan garip nevresim misafir odasının nevresimi :) tek o oda uygundu ışık açısından o yüzden orda çektim hemen.

bu da izmir-istanbul karışık alışveriş günlüğü gibi oldu :)

bulabildiğimiz kıyafetleri alabilmemizi diliyorum :)

içimde bir blazer ceket alabilme umudu var :)


22 Şubat 2011 Salı

flu fotoğraflı güzel akşamım


pek mutluyum bu akşam.yorgun argın eve geldiğimde benim için hazırlanmış bir yemek süpriz olarak da 2 çiçek vardı evde :)

Sümbül ; benim hem görüntüsünü hemde kokusunu en sevdiğim çiçeklerden biridir. uzun süre öncesine kadar ismini bilmeden özel duygular besliyordum bu çiçeğe.sağolsun Rezzan teyzeciğim ismini öğretti bana :)
hep hayalimdi evimin camının önünde sıra sıra ufak saksılarda sümbüller.
kokuları öyle güzel ki hem de mütevazi çiçekler.sırayla diğer renklerini de evlat edinmeyi planlıyorum.
ama bu ilk sümbülüm göz bebeğim ona çok özel bir isim bulup ilk göz ağrım yapacağım :)



bu da 2. süpriz çiçeğim nergis :)
yemek masasında yemekte bize eşlik etti. mis gibi kokmakla birlikte gülümseyip durdu bana.
tombul minik çiçekleriyle pek zarif oldu ikea bardağı içinde :)

böyle güzel çiçekli süprizler mutluluk bombası gibi düşüyor içime. hepimizin böyle hoş çiçekli süprizlerle ara ara şımartılması dileklerinde bulunmadan bitirmeyeceğim elbette yazımı :)

ayrıca bana böyle güzel çiçeklerle süpriz yapan sevgili sevgilime öpücükler.

seni ç o'su sonsuz k seviyorum.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Pera günü

kablomu unuttuğum için yükleyemediğim Pera günüm.
:)



frida,diego ve ben









Çarlık Rusya



20 Şubat 2011 Pazar

insan ol(a)mamak


bugün bir çift gözlemledim.bir golden ve sahibi.çift diyorum çünkü aralarında çok güzel bir bağ vardı özendim,gülümsedim çok mutlu oldum. kordon da yine bir sürü köpek oyun oynuyordu.hayvanları da onları izlemeyi de çok seviyorum.
her neyse. adam nargile içiyordu köpeği de yerde kemiğiyle oynuyor yatıyordu.çok büyük değildi. taş çatlasa 1 yaşında falan.adamın boğazına duman kaçtı öksürmeye başladı.köpek hemen ayaklandı sahibine baktı ta ki ondan "iyiyim,sakin ol" komutunu alana kadar sahibinin gözlerine baktı.düşündüm insanlar bile birbirlerini bu kadar umursamazken bir köpek sahibi için nasıl bu kadar endişelenip ilgili olabilir.bazen kazalar oluyor insanlar çarptıkları insanları bile yerde bırakıp giderken bir köpek kadar insan olamamak ne acı verici...

bir pazar günlüğü

sabahtan alsancağa gittik.6 saat falan deli gibi ordan oraya gittik yürüdük kmlerce. keyfi yapılmış bir şey değildi bu aslında ama yinede kötü sayılmazdı.bir ayakkabı daha kattın ufak ayakkabı aileme.görünce dayanamadım çok da uygundu fiyatı.
karnımız doyup,güneşi de kemiklerimize alınca eve gelince mis bir uyku çektik.asla uykusuzluğa gelemem uyumayı çok seviyorum.tv,dizi,film izlerken en sevdiğim bile olsa uykum varsa acımam uyurum bulduğum yerde :)
fb-beşiktaş maçına gittik.ilk golde gayet sakin sevinirken sonlara doğru yenilme olasılığıda ortaya çıkınca her golde sandalyeden fırlayarak coştum. insanların şaşkolozca bana bakıp şaşırmalarını çok seviyorum. bi kere de kahvehanede izlemiştim maçı sonra küfür ettim sevgilim bi daha nbeni götürmedi kahveye :) daha düzgün mekanlarda ya da evde izliyoruz artık.
bugün aldığım sıvının haddi hesabı yoktu heralde böbreklerim iş başı yaptı.
yarın okul başlıyor :/ aslında geçen hafta başladı ama ben anca yarın başlıyor uyuşukluğumdan.
ilk okul günü peeh gidesim yok.
kalan yufkalardan yemek yapmayı denedim.daha doğrusu hamur yapmak istedim aklımda ne vardı bilmiyorum ama sıvı oyun hamuru gibi bir şey oldu.şimdi çöpte farklılığıyla hava atıyor olmalı.
bu hafta istanbuldan aldığım her şeyin fotoğrafını çekip fiyatları ve adresleriyle yayınlıycam.çatlatma ojelerimi de :)
ve frida da çektiklerimi :)

okulun en sevdiğim yanlarından biri kendi ülkelerini kurmuş kadar çok sayıda kedi ve köpeğin birarada olması. ve sabah kahvaltım salam,domates,kaşar ve biberli sandaviç :)

16 Şubat 2011 Çarşamba

öldüm öldüm dirildim


bu ara hayatımda hiç yaşamadığım kadar karmaşık duygular yaşadım.ve bir kez daha ağlarken uyuya kalarak sabah huzurla uyandım.

cuma akşam izmir'e geldim.ölümcül yorgunluğumla 4 kat belime kadar gelen bavulu savaşarak çıkardım.anahtarı çevirdim eve girdim ışığı açmak için düğmeye bastım yanmadı.şalterler kapalıdır dedim.kalbim gümbür gümbür atarken şalterin kapalı olmadığını aslında elektriklerimizi kestiklerini anladım. akşam karanlığında kala kaldım.
kalabalık herkesin üstüme titrediği aydınlık ailemin yanından ayrılıp geldiğim evimde elektrik yoktu.zaman dursun istedim resmen.şarjım bitmek üzereydi ve kontörüm yoktu.hani şu korku filmlerinde olur ya.kimseye ulaşamazsınız.
hemen telefona sarıldım aradığım kimse evde yoktu. oturdum ağladım hem sinirimden hem üzüntümden.koca şehirde bir başımaydım annemi ailemi özlemiştim.

lost adasına düşmüş gibi sabaha kadar aç sadece su içerek ve ağlayarak uyumayı bekledim.neyse ki cumartesi kalkıp bodruma gittim.moralim yerine geldi birkaç gün orda kalıp evimize döndük dün.insanın evi olması ayrı güzel bir şey.her şeyini sizin yaptığınız kimsenin karışmadığı.koyduğunuz eşyayı sadece sizin bildiğiniz bir şey değişmeyen düzen. evimi gerçekten de bir ayrı özlemişim.

okulum başladı ama daha hiç gitmedim. yarın gidip bir uğrayacağım.belki ordan ikea ya gider evimize bir şeyler alırız. birkaç tarifte edindim. onları da sizle paylaşacağım.
keyfileşen perşembe tariflerimde paylaşacağım. ardından paylaşamadığım frida ve çarlık rusya resimleri,istanbuldan aldığım birkaç şey ve yeni favori ayakkabılarımı :)

haftasonu gezmek istiyorum eğer olur da bir yerlere gidersek güzel eğlenceli bir haftasonu paylaşımı yaparım :)

10 Şubat 2011 Perşembe

3nokta

benim için bahtı kara mı denmeli yoksa elini attığı yeri kurutuyor mu bilemiyorum.
n zaman bir şeyi çok istesem olmaz.bir plan yaparım umutsuzca gezme planları kurar,programlar yaparım sonuç daan asla olmaz. sorun çıkar,iş olur,para olmaz.
böyle anlar yüzünden umutsuz oluyorum sanırım.
ani değişen bir kararla biletimi çoktan aldığım için 3 gün yalnız olacağım.yalnız olmaktan da kötüsü boşuna erken döneceğim görüşmediğim insanlar var çok sinir bozucu bir durum.
her zaman ki gibi bana patladı.
sinirliyim,üzgünüm,kızgınım ve bir ton bir şeyler var.
bazen dünyayı kolundan fırlatıp atmak istiyorum yapayalnız kalayım ya da o sik ve dar merdivenlerden 4 kat bavul çıkarırken ışıklar sönsün yuvarlanayım apartmandan fırlayıp gideyim.
umutsuzum planlarıma,hayallerime ve kursağımda kalan gezmelere kibrit suyu döküp yarım bırakan.bakıp özendiğim görmek isteğim yerlere camekan dışından bakmaya zorlayan aptal şansım mı demeli ne demeli işte o böyle yaptı. umutsuz yaptı.
bok ye şansım,bok içinde boğul mümkünse!

7 Şubat 2011 Pazartesi

ruh burukuntumdan anılar

çift katlı otobüsün üst katında en önde oturmayı severim taksim dönüşünde.bir ayrı o ön koltukların yeri.15 dk erken bindiğim otobüsün en önündeyim.zaman öldürmek için kitap okumaya karar verdim "korkma ben varım". gökyüzünde bir şeyler oluyordu önemsemedim sonra farkettim durumu sanırım yüzbinlerce kuş vardı gökyüzünde bir sağa bir sola uçuyorlardı bazen şekiller oluşturdular.herkes hayretle izliyordu ben üstüme alındım bu tatilimin son taksim gezisinden dönüşte bana veda ediyorlardı.
bu sefer buruktu taksim'de içimde.
seninle gittiğimiz o yere gittik nereye bakarsam seninlebir anım vardı o köşede. kilise,burger,barcelona,sultanahmet,boylu boyunca istiklal... bir keresinde bana çok hoş bir yüzük almıştın.bir anda istiklalin ortasında diz çöküp yüzüğü bana uzatmıştın herkes gülümseyerek bakmıştı bize ben noluyo napıyosun diye afallamışken.
bir keresinde de tünelin ordaki uzun taşların üstüne oturuyorduk.biz öpüşürken genç bir çiftin farlarıyla aydınlanmıştık.pek utanıp gülümsemiştim onlar bize el sallamışlardı sende onlara gülümsemiştin.en güzel taksim anılarım senleydi.
otobüse bindiğimde bir an gözüm bir yere takılmıştı. daha biz yokken kıvılcımlarımız varken beni o otobüse bıraktığında ağlamıştım.bu kadar özel birinin hayatıma girmesi ne müthiş olurdu.sesli itiraf edemedim sana baktım gözlerini siliyordun.
işte dedim hayatımda yanından ayrılmak için sular seller gibi ağlayacağım o adam ve göz yaşlarımın hiç biri ziyan olmayacak ne mutlu yaşayacaklarıma.
kuşlar beni çılgınca uçuşup yolcularken bunlar geldi aklıma.gülümsedim.hüngür hüngür ağlayabilirdim dudağımı büzüp... bu ara garip bir duygusallık çöktü üstüme hani dokunsalar ağlarım derler ya işte öyle dokunsalar ağlarım...
pangaltının oralarda bir durakta durdu otobüs o sokağa baktım çocukken birçok kez gelmiştim diye düşünürken kuşlar bir kez daha göründü.şekiller yaptılar kuş oldular uçtular gülümsedim emin onlarda gülümsedi.insanlara baktım herkes gökyüzüne dikmişti gözünü kimse kuşların beni yolculadığını bilmiyordu.
ben gülümsedim onlar uçtular...

6 Şubat 2011 Pazar

alışveriş ruhun gıdasıdır

öyle güzel yüzük ve küpe aldım ki hatta ikisini takım yaptım.1 tl ye 3.5 tl ye neler buldum çok mutluyum hep kolyem olmadığı için ağlar dururdum bir madalyon gibi bir şey aldım güzel.

dün çatlatma ojeyi denedim pek güzel.sadece pembesini bulabildim ama diğer renkleri de araryıp bulacağım izmire dönmeden.orada bulmak bazen zor oluyor sanki öyle bir şey yokmuş da ben kafamdan atıyomuşum gibi bakıyorlar.

çok güzel bir tişört aldım annem olsa asla ona 10 tl vermezdi."incecik şeye bu kadar verilmez derdi"

hastalıktan başımı yeni kaldırdığım için mangoda pek bir şey kalmamıştı.çok değişik bir ceket aldım.onunda tek bedeni xxxs idi nasıl sığdım bende bilmiyorum.içine ince bir şeyle giymezsem hayatta sığamam sanırım.

yarın terkosa gidicez.bakalım sanırım deliler gibi alışveriş yapabiliriz.her yeri gezmeyi planlıyoruz.umarım güzel şeyler bulabilirim.

hepsinin fotoğraflarını izmire gidince çekip paylaşırım.kablomu getirmediğim için böyle kalakaldım fotoğraflarım ve ben.

cuma izmir yolcusuyumm.
özledim keratamı :)

5 Şubat 2011 Cumartesi

kel kafanın beyni soğuktan donmuş

Bu sabah gazeteyi okuduğumda ateş püskürdüm resmen. Savaş Ay, Hıncal Uluç'un Defne'nin ölümünden sonra yazdıkları ahlak dışı olmakla beraber ucuz haber kokan ucube bir yazıydı. bu yazıya ünlülerin ve halkın yorumları vardı.Türk halkının bu kadar yobaz ve geri kafalı olmasına çok üzülüyorum belki de özellikle öylelerini seçip soruyorlar.
Hıncal Bey
! demiş ki gözü yaşlı arkada kalan koca oğlu büyüdüğünde annesini nasıl ona anlatacak ve demiş ki su testisi su yolunda kırılır. o testi kafanda kırılsın kırıkları da her bir deliğinden sana girsin.
Bir ölümün ardından böyle ucuz,ahlak hatta insanlık dışı haberler yapmak anca öyle yaşlı tekelerin işi! kendi reşit olan olmayan herkesle fingirdemekle kalmadı ne boklar yedi.kendi çok düzgün biriymiş gibi bir de etrafa saldırdı. Kİ! insan olan kim olursa olsun vefat eden kişiye saygısından dolayı böyle bir haber yazmaz hatta yazmayı da aklından geçirmez.
aynı durumda onun 1. dereceden akrabası ya da bir erkek olsa bunları yazar mıydı?
bazı sözde yazarlar da bu durumu laikliğe bağdaştırmış.nasıl bir hayal gücü bu durumla bir bağlantı kurmuş bilemiyorum.
ama basının böyle ucube haberlerle seviyesizleşmesi gerçekten iğrenç.

yazımı Biricik Suden'in Hıncal Uluç için söylediği sözle kapamak istiyorum.

" flarını gevşetelim beynine oksijen gitsin."

3 Şubat 2011 Perşembe

neler oluyor ?

hastalıktan yeni kalktım gibi bir şey.yanımda peçeteler,silmekten kuruyan burnuma krem,boğaz spreyi ve ilaçla geziyorum.

yarın uzun zaman sonra ilk kez dışarı çıkıcam. yarın eylül günü :) çay içip ısınacağız ardından Rezzan teyze,Pamuk anane ve Şekeri de göreceğim sanırsam sevimli bir gün olacak :)

cumartesi sanırım kençle buluşacağım aklıma gelmişken bir mail atayım.

pazar dinlenme pazartesi nianla terkos a gidiyoruz :)

İzmire dönmeme az kaldı.sanırım taşınacağız kesin bir şey yok ama olası bir ihtimal var tabiki.küçük mağazalar gibi kapıya bir arka sokağa taşındık diye assam ne komik olurdu :)

sanırım şimdilik bu kadar.özlenen bir sevgili var ama ben döndükten bir süre sonra gelecek.onsuz olmayı sevmiyorum.

bu aralar izlediğim hoş bir filmi tavsiye ederim.adı Miss Pettigrew Lives for a Day bir bakın sevebilirsiniz.

hastalıksız tatiller :)

2 Şubat 2011 Çarşamba


anneme gelen telefonla uyandık biri Defne ölmüş diye annemi aradı.biz yok artık gerçek değildir derken bir anda televizyona saldırdık sonra gerçeği öğrendik. hala şoktayım.daha pazar günü canlı yayında sapasağlam herkesi kırıp geçiren,eğlendiren Defne Joy Foster bir anda veda edip gitti.ölüm nedenini tam olarak bilmiyorum her yerde farklı bir şey yazıyor ama minik oğlu ve ailesine sabırlar dilemek lazım. ölüm kolay atlatılamayacak bir şey.kabullenmek de zor kabullenmemek de.
ilk Defne'yi sanırım bir dekorasyon programıydı o zamanlar izlerdim. ardından 5 sorulup ufak bir sokak bilgi yarışması tarzı bir program sunmuş ve tabi diziler.
inanabilmiş değilim sanki bir yerlerden çıkıp şaka yaptım diyecek gibi.
elbette sevende sevmeyende var fakat nihayetinde o bir insan bir anne bir eş ve bir evlat.
ruhun şad olsun...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...