29 Ağustos 2011 Pazartesi

hop oradayım hop şurada

bugünüm çok  hızlı geçiyor. birkaç saat sonra 24 saat içinde 3. farklı şehire gidiyor olucam. gezelim görelim programları gibiyim. ekspres otobüsler gerçekten ekspresmiş bunu kanıtladı.6 saat 15 dakikada istanbuldan izmire geldim yollar bomboştu.sadece bir kaza yapan araba gördüm onda da umarım kimseye bir şey olmamıştır. emniyet kemeri hayat kurtarır.
sanırım sadece 3-4 saat uykum var ama kendimi biraz yorgun hissediyorum. eve geldim bavulumu boşalttım sonra topladım hatta blog bile yazacak vaktim var otobüs saatime kadar :)) anneme arayıp raporumu da verdim :)
vakum torbalarım yalan oldu hiçbir işe yaramamakla birlikte düzenli ve katlı koyduğum her şey kırış kırış. :/
birinin yanında olabilmek için diğer birine veda etme olayından nefret ediyorum ama hep öyle oluyor.


sanki yeni sevgili olmuşuz da ilk kez görüşecek kadar heyecanlıyım.sanırım uzun süre farklı şehirlerde kalmak özlemi doruk noktalarına çıkartıyor.
sanırım şimdilik bu kadar herkese tekrar iyi bayramlar.

28 Ağustos 2011 Pazar

ve şafak atar


bu gece yollara düşüyorum artık.önce izmir aynı gün bodrum. burnum çeşme gibi akıyor,öksürüyorum yani hala giribim iyileşmiş değil.1 bavul 1 sırt çantası hadi hayırlısı. aktarma yapmamın  düşündürücü sebebi istanbula gelirken yanımda doğru düzgün bir şey geitrmediğim için izmir de yeni bir bavul hazırlama macerası.4-5 saat içinde kahvaltı yapıp,bavul boşaltıp dolduracağım ve tekrar otobüse bineceğim. sonra bir 3-4 saat daha yol.ölümcül yorgunluğun ceremesini pazartesi gece çekerim herhalde. her şeye rağmen gece onunla uyuyacak olmanın heyecanı tatlı :)

şimdiden iyi tatiller,iyi bayramlar :)

27 Ağustos 2011 Cumartesi

aşk , hayatında asla kabullenemeyeceğin şeyleri kabullenmeyi,yer yer gururundan ödün vermen gerektiği çok acıtan ama çok da mutlu eden kimyasal bir olay.

26 Ağustos 2011 Cuma

aşk*



yeni ve yarı sağlıklı bir güne başladım.gecem berbat ve çok hasta geçti ama sabah daha iyiydim.hastalıktan mıdır nedir sabahın köründe uyanıyorum.hemen kahvaltı  yapıp doktora gittim. daha zehirlenmenin üzerimdeki etkisini atlatamamışken bir de grip oldum. sanırım son 1 aydır çeşit çeşit hastalıklar kapımı çalıyor.
sanırım istanbul bana yaramıyor hemde hiç.
istanbulda son 3 günüm. halledilecek birkaç iş var.bavulumu hazırlayacağım,saçlarımı kestireceğim.bunca tantanadan sonra onlarında değişikliğe ihtiyacı var.
kapanmayan bavullar için sonunda bir çözüm buldum.
vakumlu poşetler.6 tane aldım.bavulumla yer açacakalrı konusunda hiçbir şüphem yok. sonunda kapanan yarı hafifi bir bavul olacak diye umuyorum.
ajandam bitmek üzere bitince kararlaştırdık en baştan okuycaz.(yanımdan hiç ayırmadığım aklıma geleni yazdığım minik kurtarıcım )
aslında uygun fiyata birçok şey aldım ama fotoğraf makinemin kablosunu kaybettim evin içinde bu yüzden paylaşamıyorum.
sanırım şimdilik bu kadar. hasta olmamanız ve güzel tatil geçirmeniz dileğiyle :)

25 Ağustos 2011 Perşembe

kara bahtım kör talihim

bir günde bir sürü post girerken bir anda ortadan kayboldum. nedeni tabiki midem. insanlar 1 tl lik döner yiyor,at eti,eşek eti yiyor her şeyi yiyor turp gibi maşşallah.ben bilinmiş bir yerde minik bir lahmacun yiyiorum ve hastanelik oluyorum. bende bu şans bu baht bu mide. eğer bir gün mide aldırma ameliyatı falan çıakrsa olmayı ciddi ciddi düşünüyorum.
istanbuldan geldiğimden beri hastalıklar peşimi bırakmıyor. önce bayılma olayı ardından da bu zehirlenme.
bahtsız bedevi bile benden faha bahtlı sanırsam.
bazen öyle yoruluyorum öyle bitkin düşünüyorum ki hastalıklardan ölsem daha mı iyi olurdu diye düşünüyorum. şimdi herkes bana kızacak haklısınız da.en ufak şeyde böyle düşünmek ne hadsizlik.ne kendini sevmezlik ama hastalıklardan öyle bitkin ve zayıf düştüm ki bazen dayanma gücü bulamıyorum kendimde.
istanbul da son 4 günüm ve ben daha fazla hastalanmamak için dua edip dilek diliyorum.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

don't worry,be happy


kendime huzurlu bir gün hayal ediyorum. koyu renk yfak bir iskele.rahat bir şezlong.hasırdan ufak bir şemsiye.biraz müzik.dalgalı bir deniz.biraz rüzgar.tonbalıklı sandviç.birkaç meyve.bol soğuk su.tek başıma insandan uzak bir yerde sakin ve serin bir gün benim için huzur getirecektir.

insanlar mı aptal ben mi bilemedim.insan ilişkilerinde hep vermemek gerek.insanlar bencil ve kırıcı kadını erkeğiyle. insan ilişkilerinde bir parça bencil olmak daha az kırılmada yarar sağlayabilir.

http://fizy.com/s/1ofx0v

alpitim

en başlarda beni çok korkutmuştu kardeş fikri.üstelik 18 yıl sonra bir de iki tane birden.
ilk kucağıma aldığımda miniminnacıklardı.ödüm patlamıştı babam kucağıma verdiğinde apar topar.
şimdi 2 yaşını doldurdular ve ben onlara hediye almaya bayılıyorum :)

19 Ağustos 2011 Cuma

R.D.

evlenip çocuk sahibi olmak bu blogu izlemeden önce bu kadar sevimli duran bir fikir değildi.
bazen sadece fotoğraflarına bakıyorum.kendimi onların hayatına dahil edip bir köşeden izliyorum.
böyle güzel çiftlerin olduğunu görmek pek güzel pek mutlu edici.
özellikle anne hatun.ona bayılıyorum sanırım bir gün çocuğum olduğunda idolüm olabilir :)

18 Ağustos 2011 Perşembe

last day first day


İstanbul da son 10 günüm.
kafam karmakarışık.sevinç,korku,umutsuzluk,mutluluk.hepsi bir arada.
içimden dilekler dileyip dualar ediyorum lütfen üzülmiyim diye.
aslında yıpranıklığım hala devam etmekte.
bu halim tam da şöyle anlatılabilir : "saçınızı kırıklar yüzünden kestirirsiniz sonra bir de boyatırsınız. ama tüm işlemlerden sonra ne kadar kesilirse kesilsin kesinlikle birkaç kırık saç kalır içinde. "
işte bende öyleyim.bazılarını hallettim,üstünü boyadım ama geriye kalanlar.
endişeliyim biraz korkuyorum ve aslında bir parçada umutsuzum.
her şey bu kadar berbat değil elbette.mutlu olduğum şeylerde var hayatta.
yinede küçüçkken bu kadar çok büyümeyi istemeseydim diyor insan.o kadar da güzel bir şey değilmiş.
büyüdükçe daha kolay kırılıp daha zor onarılıyor.

dinlemeden olmaz



17 Ağustos 2011 Çarşamba


hayat berbat,bok gibi,sıkıcı,mutsuz edici. hiçbir şeye hazır değilim,bitkinim,kırgınım,umutsuzum,dalgınım.

"özledim. -imkanın varsa kaç gel sana ihtiyacım var- demektir. bu yüzden "özledim" diyen bir kadına "bende" denmez."

sabah facebook da okudum bu cümleleri. evet doğru mu denir hayır yanlış mı denir bilemedim. ama hoşuma da gitmedi değil. bilmem siz beğendiniz mi ?

şarkısız olmaz.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

kanatları olan bulut gibi



salıncaklar çocukluğumun büyük bir kısmını kaplardı.öyle çok severdim ki sallanmayı şimdi de seviyorum.hatta şimdi bile sallanıyorum kimselerin olmadığı parklarda.

tüm gücümle sallanırdım hıphızlu.gözlerimi bulutlara dikerdim.bulutların geçişini izlerdim. yavaşlayınca tekrar hızlanıp havalara uçardım.sallanmak özellikle de hızlı sallanmak özgür hissettirirdi beni.

en çekindiğim hayvan kuş iken yinede bir kuş olmak isterdim.yorulana kadar uçmak.

bugün yine boş bir parkta sallandım.gökyüzüne baktım,hayaller kurdum. artık çocukken gibi değil her şey. şimdi bir sürü tilki dolanıyor insanın kafasında.en huzurlu anda bile bir şeyleri düşünmek gerekiyor.
hayat yeterince zorken daha da zorlaştırmamak lazım.

alışveriş çılgınlığı

pis bir illet alışveriş.içine içine çekiyor insanı doyumsuz yapıyor.bende bu canavarın kurbanıyım ama tek farkım aynı ürünleri çok uygun fiyatlara bulup almam ve kredi kartı kullanmamam sanırım.
kredi kartıda başka bir illet.
istanbulda son 2 haftam.aslında bir sürü şey aldım ama sanki hiçbir şey almamış gibiyim.sanırım bavul hazırlarken ortaya çıkacak her şey.yarın alışveriş duraklarımın son durağında olucam salı pazarı.
birçok enfes şey almışlığım var oradan uygun fiyata.yine birkaç bir şey bakacağım beğenirsem son alışverişimi yapacağım.

kendime ufak çaplı bir ekonmi planı hazırladım.paramı bitirmiyim diye o plana göre hareket edip ekonomimi güçlü tutuyorum :p  fotoğraf makinemin kablosunu odamda kaybettiğim için aldıklarımı fotoğraflayıp paylaşamadım.

dip not : kesinlikle ucuz alışveriş için kurtköydeki viaporta gitmelisiniz.özellikle mangoya.

14 Ağustos 2011 Pazar

13 Ağustos 2011 Cumartesi

1 hafta

zorlu bir hafta sonunda bilgisayarım tamirden geldi. garip bir koşuşturma içinde geçmesine rağmen güzel bir hafta geçirdim.ilk zamanlar bilgisayarsızlık ufak titremeler halinde belirdi.

tabiki bu haftam alışverişsiz geçmedi.yine çok ucuza pek güzel şeyler aldım.

jackie collins in hollywood kadınları kitabını bitirdim.
eskiyen telefonumu ojeyle boyadım.
yeni kararlar aldım.
kendimi güçlü hissettim.
mutlu ettim mutlu edildim.
bol bol kardeşlerime hediye aldım.
sabahları haziran gecesi izledim.
kedimle bol bol vakit geçirdim.
bol çizgi film izledim.
istanbuldaki son 2 haftamı bir plana sığdırdım.

ama en çok dinlediğim bu şarkı içime işledi.

5 Ağustos 2011 Cuma

olmalı mı olmamalı mı ?


kafam karışık.önümde seçenekler var.hangisini tercih etmem gerektiği hakkında en ufak bir fikrim yok. . her seçenek için bir fedakarlık yapmam gerek. n zor şey.

http://fizy.com/s/1ajbuc

4 Ağustos 2011 Perşembe

bu adam gitti gider


demir demirkan şarkısı başlık olsa da buradaki asıl konu teoman. asparagas olmasını diliyorum ama değil. işte burada duyurmuş teoman bırakıp gideceğini.teoman aslında hep bu mehmeturgut un fotoğrafladığı o adamdı.
o şarkı sözleri. yaptığı hiçbir taşkınlığı görmememe yetecek kadar iyiydi. kimbilir kaç kez şarkılarıyla kendimden geçip hayaller kurdum.o kış günlerinde okul yollarını eğlenceli hale getiren o adam şimdi gidiyor müziği bırakıyor.olacak şey mi ? ne yazacağımı bilemiyorum.panik içindeyim. müzik dinlemekten sıkıldığım anda teoman koşardı imdadıma.mp3 teomanla dolar taşardı ve ben hayaller kurarark kendime gelirdim. şimdi olana bak.. son daikaya kadar bunun asparagas ya da pr kampanyası olmasını diliyorum.

ben bu şarkıyla çok hayaller kurdum.uzun saatlik yolculuklar bir çırpıda geçti.başım cama yaslıyken hep gülümsedim denize doğru.

şu birkaç gündür dayanılmaz,dinmez baş ağrıları çekiyorum.az uyusamda ağrıyor çok uyusamda.
ilaçlar fayda etmiyor. sanırım beni bu havalar mahvetti ya da stres. hastalıklı gibiyim.bu ara midem ve başım alarma geçtiler. bitkisel bir şeyler denemeliyim belki de.

sakin enfes bir şarkı dinliyorum.şuan huzur içinde bir su kenarında bir yandan güneş bir yandan rüzgarla şarkı söylemek isterdim içimden. isteklerim ve yapmam gerekenler var.

şimdi derin bir nefes alıp yüksekten kendimi boşluğa bırakırmışçasına kendimi şarkıya bırakıyorum.
hands up baby
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...