29 Eylül 2011 Perşembe

bodrum eylül'de güzeldir











eğer bodrumda tatil yapma düşünceniz varsa ya mayıs ya da eylül ayını seçmelisiniz. bu tarihte conconlar bodrumu terk etmiş oluyor.kafanızı dinleyebileceğiniz kadar güzel olmasıyla birlikte bu tarihte gelen insanlarda bir başka oluyor. ciyaklayan çocukların olmamasıyla birlikte bir kilo makyaj ve takı dükkanı şeklinde deniz kenarına inen değişik tiplerden de arınmış bir bodrumda daha mutlu ve huzurlu olunuyor. eylülde hafif yağmurlar gelip geçiyor, daha bir güzel,güneş altında uzanmak için daha az kızgın oluyor.
yazın en sevdiğim yanlarından biri ise tuzlu su yüzünden değişik şekil alan saçlarımı karman çorman toplamak.

eğer eylül de bodruma gitmediyseniz bir gidin derim.

eylül akşamı 

27 Eylül 2011 Salı

2 gün 2 serum

en son pazar günü girdiğim posttan sonra başıma neler geldi.bugün sağlıkla gözümü açabildim.
pazar günü zaten kötü olan midem pazartesi sabahki dersimden çıkartacak kadar kötü oldu. dersten çıkıp hemen eve gittim. evde durum daha beter bir hal aldı.yediğim midemde durmaz hale gelinceye kadar dayandım ama nafile.son çare yine acil oldu.
sanırım izmir'in en boktan acil servisine gittim. bir üniversite hastanesi olan 9 eylül'ün acil servisinin tırtlığından bahsedeceğim biraz.
pazartesi çok kötü olunca artık gözü karartıp gittik hastaneye. doktor! denen o tepeden tırnağa mor giyinmiş bayana şikayetlerimi anlattığımda e bir şeyin yok dedi. reflüm olduğunu sorunca reflüdendir dedi.mide bulantısı için serum takın bari deyince serum takmak aklına geldi. serumun takılması da ayrı bir cümbüş. sanırım son sınıf öğrencisi olan beybiler birbirinin üzerine attılar bu görevi. neyse ki cümbüş bitti de bilen gelip taktı.
neyse bir şansla taburcu oldum 1 - 1.5 saat içinde. akşam evde yalnız kalamayacak durumda olduğum için arkadaşımda kaldım. akşam her şey güzeldi .midemi dizginlemiş huzura ermiştim.
sabah gözümü açmamla her şey yeniden başladı. bu sefer şifa nın polikliniğine gittik. önce doktor muayne etti. ardından gıda zehirlenmesi  teşhisiyle bugünde bir serum yedim.
izmirin en iyi yerlerinden birinde yemek yiyip zehirlenen bir ben varım herhalde. mide mide değil hassas dedektör. 3-4 gün sadece patates ve yoğurtla beslenip su ve emedur takviyesi yapacakmışım.
şükürler olsun ki şuan iyiyim.

ortadan kaybolduğum süre içinde fiziksel olarak bunları yaşadım. bunların 2 katı kadar da ruhsal bunalım yaşadım.

25 Eylül 2011 Pazar

hastalıklı pazartesi sendromu



neyse ki midem ve gribin daha iyi durumda. çok şanslıyım ki muhteşem arkadaşlara sahibim. bir telefonla hemen koşup geliyorlar. minnettarım ,özellikle de Fatih' e :)

eğer midem hastaysa geçirebilecek en süpersonik gıdalardan ilki patatestir. hemen haşlanmış patates yerim.biraz rahatlatır. bugünde patatesten sonra kendime geldim.

bugün pek tv karşısındaki koltuktan kalkmadım neredeyse hep tv izledim. bu ara favorim programım runway project.kendisi showplus ta yayınlanıyor. heidi klum'un sunduğu hoş bir moda yarışma programı.

yarın sabah 8.30 da dersim var çok mutsuzum. sabahın 8.30 unda hemde pazartesi tamamen insanlık dışı uzakta oturan insanları düşünmeden yapılan program çok sinir. en azından 9-9.30 olsa. yarım saatten ne olur demeyin o yarım saat uyku en tatlı uyku.bu akşam 11 de uyusam anca yeter uykum herhalde.

şimdilik bu kadar.
az pazartesi sendromlu bir pazartesi dilerim.
http://fizy.com/s/3f6jti 

24 Eylül 2011 Cumartesi

izmir e dönüş

artık okul başlıyor.aslında başladı ama ben gecikmeli olarak bu hafta başlayacağım . bugün izmir e döndüm.
bir anda evde tek kalmanın verdiği mutsuzlukla beraber birde griple beraber garip bir mide rahatsızlığına tutulmam son nokta oldu.

böyle hasta zamanlarda gidecek kimsemin olmaması izmir den nefret etmem için bir sebep oluyor.
iyileşip azıcık uyuyabilmeyi diliyorum kendime.

iyi hafta sonları

22 Eylül 2011 Perşembe

İFW ' den sanal notlar

İstanbul Fashion Week'e çoğumuz gitmek istedi ama bazı nedenler dolayısıyla gidemedik.
bende fotoğraflarla takip etmeye çalıştım ama yinede defileleri izlemek gibi olmuyor diye kara kara düşünürken markafoni'nin blogunu gördüm. defileler 10-15 dakikalık parçalarla ayrılmıştı.

Şuana kadar  ; Gamze Saraçoğlu (ki favorim ) , Tuvana Büyükçınar , Cengiz Abazoğlu , Koton , Studio Kaprol  
defilelerini izleyebildim. Daha izlenecek en az bunlar kadar defile var.

Bunlar İFW 'nin en iyi ayakkabıları

İFW 'nin sokak modası


moda ayrı bir zevk benim için.rengarenk giyinmek , neon renkte ojeler ve ayakkabılar ,çantalar. sanırım bu birazda tutku. izlemek,kumaşlara dokunmak bile bir başka haz veriyor. ne kadar çok çeşitli stil görsem bir yenisini görmek için daha da çok hevesleniyorum. renkler , giyinmek sanki bir rahatlatma ritüeli benim için.
daha yeni şeyler öğrenene kadar en yenileri bu. :)

şimdiden iyi hafta sonları  :)

20 Eylül 2011 Salı

kurtarıcı bilgi

yeni bir pratik bilgi öğrendim denedim doğruluğunu onaylıyorum.aklımdan çıkmadan sizinle de paylaşayım.

yeni aldığınız topuklu ayakkabılarınızın ayaklarınızı vurmaması için ayakkabılarınızın içine vazelin ya da koyu kıvamlı krem sürün. yakın zamanda denedim vuracağından emindim ama işe yaradı. umarım sizde de yarar. :)

17 Eylül 2011 Cumartesi

tatil güncesi vol.4

bir haftayı geçkin süredir bodrumdayım ama kendimi tatilde hissettiğim 1. günüm şu  yazımda anlattığım gündü. bugünü ise tatilimin 2. günü ilan ediyorum.

şuan balkondayım baya rüzgarlı burası.sandalyemi havlularla ekstra rahat hale getirdim.ayağımı uzatacağım rahat bir sandalyem daha var. sırtıma ufak bir pike örttüm rüzgar çarpmasın diye. bir çikolata yedim,gülümsedim. başımı biraz sağa çevirdiğimde denizi izliyorum.
en sevdiğim dizilerden biri olan the big c izledim. şimdi yerimden hiç ayrılmadan filmler izleyeceğim. belki birkaç dilim kek yerim.

planım annie hall,factory girl ve coco chanel in filmlerini izlemek şimdilik.

arada bir durup gözlerimi kapayıp denizi dinliyorum sonra birkaç hayal kurup kaldığım yerden devam ediyorum. bugünü sevdim.kendimi iyi hissediyorum.
kalabalık arasında yalnız hissetmekten daha iyi yalnız olmak. kendimi 3. şahıs hissedebileceğim kadar bile insan yok şuan çevremde.

şimdi şarkı zamanı tıktık. şarkıyı açın gözlerinizi kapatın şarkı boyunca. ben gözümü kapadığımda denizin ortasında bir deniz yatağı üzerinde hayal ediyorum kendimi.su kendimi iyi ve ılık hissettirecek sıcaklıkta. parmaklarımı suya değdiriyorum sanki hiç bitmeyecek bir çikolata kadar güzel bir hayal.

15 Eylül 2011 Perşembe

lanet olsun içimdeki okuma sevgisine

şuan okulumdan nefret ediyorum. ders seçme günü sistemi yeniliyorlar bir  de deneme yapıyorlar sonra site çöküyor. bense izmirde bile değilim.olağanüstü bir durumda hemen toplanıp gitmem gerekecek.
resmen bunaldım. 1 gün yaşadığım tatilim burnumdan geliyor şuan.

keşke hiç bu okulu tercih etmeseydim.daha iyi okulları seçebilecekken bu okula gelmem tamamen mallığımdandır. ilk kez okulu bırakma fikri bu kadar tatlı ve mantıklı geliyor.
bu konuyu ciddi ciddi düşüneceğim sanırım.

derslerim sağolsun okuduğum bölümle uzaktan yakından alakalı değil.belki seçmeliler. daha 2. sınıfa başlayacağım hiçbir şey için geç değil.

tanrım lütfen hayallerimi gerçekleştirebilmek için bi kapı aç bana.

14 Eylül 2011 Çarşamba

tatil güncesi vol.3 (en eğlencelisi)



bir haftayı geçkin süredir bodrum da olmama rağmen tatilim neredeyse dün başladı. sabah 1 saat güneşlendim.ne zaman güneşlensem kendimi gerçekten tatilde hissediyorum. güneş kemiklerimi ısıtınca bir yandan da deniz kokusu.
tabi öğle güneşinden kaçmak lazım.o saatlerde güneş tehlikeli ve sağlık emici.

öğleden sonra şnorkel takımlarımızla denize girdik.ben hem suyun altını görüp hemde nefessiz kalmamanın verdiği mutlulukla balıkların üstünde yüzdüm,onlara el salladım ,ojelerimi gösterdim.
tahmin bile edemeyeceğiniz şekilde kendimi balıkları izleyerek yüzmeye kaptırmışım.sadece aşağıya bakıyordum ki bir anda bir şeye çarpıp çığlık çığlığa bağırmaya başladım. o an aklımdan geçen çarptığımın vatoz falan olduğuydu. şnorkelimden çığlık sesleri yükselirken kafamı kaldırdım ve çarptığımın aslında bir duba olduğunu gördüm. dubalarla kıy arasında baya mesafe var nasıl kaptırdıysam oraya kadar gitmişim.tabi bu baya komik bir anı olarak bizimle sonsuza dek kalacak.

akşam ise bodruma indik.geldiğimden beri ilk kez iniyoruz.artık sakinleşmiş tadı daha çıkarılabilir halde.kalabalığı pek sevmeyen biriyim. önce sünger de yemek yedik. sonra sahilde yürüyüp kitapçıya gittik. 3 kitap aldım içlerinden biri fono nun 6 dilde konuşma kılavuzu. ardından delmar a gittik orda pretty woman diye bir şey içtim müthiş değildi ama sevdim. konuşma kılavuzumun verdiği heyecanla italyanca ve fransızca cümleler okudum komik aksanlar yarattım. aslında baya eğlendik.ardındansa bodrumun en en en gereklisi ve gidilesi yeri veli bar a gittik. can ceyhun yine ve yeniden enfes ve çok eğlenceliydi. eğer bodruma gelirseniz veli' yi es geçmeyin asla.

anlayacağınız dünüm aslında çok güzel geçti.

bugünde nostalji günüydü. lou bega dinledik.resmen çocukluğumdan bazı sahneler canlandı kafamda. yarn nostalji parçalarımı paylaşacağım.

şimdi iyi geceler şarkısı klikklik

13 Eylül 2011 Salı

yeni izleyicim Orhun'a benden hediye gitsin bu klip :)



12 Eylül 2011 Pazartesi

11 Eylül 2011 Pazar

alışılmadık yerler

birkaç gündür ortalıklarda yoktum yeni yerlere gittik ama çok da güzel bahsedemeyeceğim kendi adıma buralardan.

bir düğün için ödemişin ilerisinde olan kiraz diye bir yere gelin almaya gittik. yani böyle bir merasim varmış.meğersem orada bir de düğün yapılıyormuş ödemişte bir otelde kaldık.
insanları çok garipti.özellikle gelinin anne ve babası n hoşgeldiniz dediler ne de güle güle. tabiki eleştiremem onları herkesin yabancılara karşı yetiştiriliş tarzı ayrı.
köy içine indiğimizde neredeyse köy pavyon ve kahvelerden oluşmaktaydı.kadınların aralarına giremediğim için erkeklerle kahvede çay içmek zorunda kaldım. tabiki bu köy ahalisi tarafından garipsendi.
daha garibi ise gündüz olmasına rağmen sokakta kadın neredeyse yok denecek kadar azdı.belki birkaç kapalı teyze gördüm onun dışında pavyonda çalışan kadınlar ağırlıktaydı.
tuvalet olayı ise benim için tamamen kabustu. geldiğimiz gün pişman olup neredeyse ağlayacaktım.
yere her basışımda birkaç böcek ya da sinek koşuşturdu. düğünde çocuklardan birkaçı yavru kediyle oynama adı altında gereksiz mıncırmalarda hayvanı bunaltıyorlardı. onca garipliğe rağmen insanlara karşı tedirginliğimi bir kenara atıp çocukların yanına koştum ve bağırdım.çocuklar sanırım bu zamana kadar böyle bir tepki görmemişler çünkü şok içinde bir süre bana bakıp koşarak kaçtılar. neyseki kimse gelip benimle kavga etmeye kalkmadı. ve son trajediyse düğünde kuru sıkı bile olsa silahla havaya ateş açmalarıydı. her silah sesi geldiğinde sıçrayıp hasanın koluna yapıştım.
alışkın olanlarsa bana bakıp gülümsüyorlardı.


1 gece kalmamıza rağmen köy yaşamının hayatım boyunca bana asla uygun olamayacağını anladım.
istanbulun trafiğine ya da tüm olumsuzluklarına kurban olunur.

7 Eylül 2011 Çarşamba

tatil güncesi vol.2

bu başlıkla bu yazıyı bu kadar çabuk yazabileceğim asla aklıma gelmezdi. muhteşem bir yer keşfettik.öyle heyecanlıyım ki. hastane için gittiğimiz muğla da beklememek için tavsiyelere uyduk ve akyaka ya gittik. mrmarise giderken marmarise 20 km uzaklıkta bir belde akyaka. ama enfes. ne çok gelişmiş ne gelişmemiş.çoğunlukla turistler var. çoğu yerde kredi kartı bile geçmiyor öyle bakir bir yer. otopark ücreti 3 tl. yiyecek ve içecek fiyatları gayet normal.apartları dışarıdan enfes gözüküyordu. yemyeşil bahçeler içinde kedili köpekli.pek sakin tatlı bir yer. orada apple house adında bir yere oturduk. öyle hayaller kurdum ki tek kelimeyle enfesti.
otruduğumuz yerde çıt bile çıkmıyordu tamamen kafanızı dinleyebileceğiniz bir belde. tatlı bungalovlar vardı. insanlar sevecendi.
dediğim gibi bilinçli gitmediğimiz için yanımızda ne mayolarımız ne de fotoğraf makinesi vardı.ama kararlıyız fotoğraf makinemizle tekrar gidicez.

gittiğimiz mekanın menüsünden birkaç tatlı söyledik.tatlıları yokmuş.ben emen hayallere daldım. onlara çeşit çeşit tatlılar yaptığımı hayal ettim. hayatımı hayal ettim.
1 saat kalmamıza rağmen kendimi şuan mutlu hissediyorum.sanki huzur yüklendim.olur da yolunuz marmarise düşerse  akyaka ya uğramadan geçmeyin.

6 Eylül 2011 Salı

tatil güncesi vol.1

bodrum yarı yarıya boşalmış durumda ama o hayallerdeki sessiz sakin huzurlu tatil için birkaç günü  var.
burada herkes kendini dünyanın en tarz insanı sanmakla birlikte ikoncan falanda sanıyor. kömür karası bronzlukla beraber denize girip çıkmaktan boyanamayan yüzler adeta ürkünç.
dozunda güneşlenmek en mantıklısı. öğle saatlerinde güneşlenmemek belki cilt kanserini engellemez ama geciktirir eminim. hem artık bronzluk eskisi kadar muhteşem bir şey değil gibi.
aşırı bronz ten bana ekmek kızartma makinesinde unuttuğum evi duman altı yapana kadar yanan ekmekleri hatırlatıyor.
birkaç gün daha sakinledikten sonra tekne turu planımız var ama bakalım.bu tatil sanki daha güzel.
etraftaki "pislikler" mevsim bitimiyle çöplüklerine dönüyor.mutluyum. :)

bodrumdan sevgiler.

4 Eylül 2011 Pazar

bir süredir bloga ne girebiliyorum ne yazabiliyorum.geçenlerde çarçabuk hemen bir önceki postum olan videoyu paylaştım. burası çok sıcak ve kalabalık.denize daha bir kez girebildim.yapılması gerekenler olduğu için onlara yoğunlaşmak zorunda kaldık.
tabi ki sıcak ve kalabalık yine  hasta ediyor beni.dün yine bir kalabalık,sıcak ve yorgunluk 3lüsünü buldum mu affetmedim ve hasta oldum.
artık kendimi biraz daha geri çekmeyi planlıyorum en azından gerçekten sağlıklı ve öksürmeyen biri olana dek.
internet başında çok zaman geçirmiyorum.aslında hiçbir şeyde çok zaman geçirmiyorum. dün 2 tane film izleyebildik sadece.zombieland ve soul kitchen. ikisi de güzeldi eğer vaktiniz olursa izleyin derim.
başka yazılacak kadar süpersonik bir durum yok buralarda.

umarım güzel bir bayram tatili geçirmişsinizdir.

http://fizy.com/s/1l6b61 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...