31 Mayıs 2012 Perşembe

Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak



Oğlunu da arkasında bırakarak kendisini terk eden kocasından sonra eve hiçbir erkeği almayan Sinyora Enrica bu özelliğiyle ün salmıştır. Öyle ki kapısında erkekler ve köpekler (kedisini korkuttukları için) giremez yazar. Odalarını sadece kız öğrencilere verir. Bir yanlış anlama sonucu kapısına gelen yeni Türk öğrenci Ekin için kuralı bozar.Önceleri Ekin'e karşı katı davranan Sinyora Enrica daha sonra Ekin'in onu serseri oğluna karşı savunması üzerine onunla bir bağ kurar. Bu iyiliği karşılığında tek kelime italyanca bilmeyen Ekin'e italyanca öğretmeye başlar. Aralarındaki bağ iyice güçlenir. Bir süre sonra Sinyora Enrica , Ekin'i değiştirmeye tam bir italyana dönüştürmeye başlar. Enrica'nın oğlu Ekin ve onun bu denli yakınlaşmasından rahatsızdır. Çünkü Enrica Ekin'e eski kocasının adını takar ve ona onun eski eşyalarını verir.Aslında onu bir şekilde hayalindeki kocasına dönüştürür.Ekin başından beri aşık olduğu Valentina'yla bir gece geçirir ve her şey değişmeye başlar.

Film bir Ali İlhan tarafından 2010 da çekilmiş. Türkiye - İtalya arasında geçiyor ama çoğunluk İtalya'da.

Filmi izledikten sonra İtalya ya bir kez daha hayran kaldım. Hatta kendi kendime italyanca öğrenmeye çalışıyorum.Şimdiden birkaç cümle ve kelime öğrendim.

Herkesin hoşlanabileceğini düşündüğüm bir film umarım sizde seversiniz :)

daha fazlası için

Filmden kareler ;


27 Mayıs 2012 Pazar

Procrastination Günleri





Çoğumuz finalleri başladı hatta bazılarımızın bitmek üzere. Bu dönem aslında hepimizin en verimli dönemi. Kimimiz temizlik yapıyor, kimimiz yemek, kimimiz dolabını düzenliyor hatta odalarımızdaki eşyaların yerlerini değiştirip yenilikler yaratabiliyoruz. Ders çalışmamak adına yıllardır yapılmayı bekleyen şeyler yapıyoruz. Bende hep spora başlayacağım diye kendime söz veriyordum ki yarın ilk finalim var.Daha hiç ders çalışmadım hatta saat 22 den sonra 1 saat spor yaptım. Şimdi blog yazıyorum ardından facebook, twitter, pinterest i bir kez turlayıp çıkıp notlarımı okur ardından da ne hikmetse erkenden yatarım.

Blogumu uzun süredir takip edenler hatırlayacaktır ki biz her yaz taşınırız. İzmir'de 3 yılım ve 3 kez taşınıyoruz. Yine finallerle aynı tarihlere denk geldi.Adeta göçebe hayatı yaşar gibiyiz ama önceki yazılarımda söylediğim gibi bu evi sevmiyorum ve daha belli olmayan yeni evim hakkında bir sürü planım var.
Artık ufak ufak paketlemelere başlayacağız. Zorlu sürece az kaldı umarım içimize sinen ve seneye bu tarihlerde taşınmayacağımız bir ev bulabiliriz.

Şarkısız son yapmayayım hatta iyi geceler şarkısı olsun bu.

"Bu" kamu malı değildir! Bununla ilgili verilecek kararlar yalnızca bana aittir!




26 Mayıs 2012 Cumartesi

Ayşalar Tecavüze Uğramasın !!!!!!



Bugün twitter sayesinde haberdar olduğum "Ayşa" adlı köpeğin kaçırılarak tecavüze uğramasının 2. duruşması 31 mayısta. İnsanın kanını donduruyor bu olay. Nasıl bir insan masum bir canlıyı kaçırıp bunu yapar. Ülkemizde hayvanlara istismar ve şiddette cezalar hala çok hafif. Bugün o masum canlılara böyle bir pisliği şerefsizliği yapan yarın bizlere tüm insanlığa yapacak. Artık buna bir dur denmeli.Böyle insanlarla aynı ülkede yaşayıp aynı nefesi solumak bile insanın içini eziyor, insanı korkutuyor. Bunlar elbette ortaya çıkıp da bir şekilde cezalandırılmaları için uğraşılan sapıklar bir de bunun haberdar olamadığımız kısmı da var. Bu yüzden eğer o gün müsaitseniz Ayşa 'yı ve onun tüm destekçilerini yalnız bırakmayın.
Durum her geçen gün daha vahimleşiyor ve sıra bizlere geliyor.
Suça sessiz kalmak ortak olmaktır!! Bu suça sessiz kalmayın.
Tecavüze dur denmeli !

Diğerleriyle kıyaslandığında bir avuç olarak tabir edilebilecek olan hayvan hakları savunucularından Tülin Elmasoğlu adlı gerçek insanın sokakta bakıp gözettiği, can güvenliğini naçizane sağlamaya çalıştığı sahipsiz sokak köpeği ayşa'nın geçtiğimiz aylarda ş.ş. adlı, hukuk gereği adında kısaltma yapmak zorunda olduğumuz, ama şahsen kanımca, zaten tatmin edici bir ceza almayacağından, en azından toplum vicdanında yargılanabilmesi ve hem can dostlarımızın, hem de savunmasız çocukların bu sapık zihniyetin şerrinden korunabilmesi için adının tam olarak yazılmasında herhangi bir sakınca olmayan sanık tarafından uğradığı tecavüz sonrası, ayşa'ya bakıp gözeten can dostunun şikayetçi olması ile yargılamanın başlamasına neden olan, her zamanki gibi nas-ı ızrar* davasının 31 mayıs'a ertelenen ikinci duruşması. 

ilk duruşma 21 şubat'ta yapılmış ve 31 mayıs'a ertelenmiştir. bu yavrucağın can dostu gerçek insanın şikayetinde ısrarcı olması ve davayı yakından takip etmesi, özetle bilinçli bir hayvansever olması hasebiyle dava vuku bulmuştur



İkinci duruşma:
 
31 Mayıs 2012
Saat: 10:30
Yer: Kadıköy 6. asliye ceza mahkemesi

(kadıköy nikah dairesi karşısı)


24 Mayıs 2012 Perşembe

çok güzel kadınlar görüyorum.elleri güzel,yüzleri güzel,bacakları güzel,saçları güzel. sonra sayfayı kapayıp kendi hayatıma devam ediyorum.

Burada hava çok garip sabah her yer sel oldu aktı,biraz önce güneş çok parlaktı şimdi o da gitti.

the kooks - love it all

23 Mayıs 2012 Çarşamba

yine kahverengi koliler yine yapışkan bantlar

Şu şehre geldiğimden beri her sene taşınıyorum ve artık o kadar bezdim ki kendi kendime lanet etmelere başladım.Sürekli problemli taşınma aşamaları,ödenecek paralar,kontratlar,koliler,taşımacılar...

Üstümde beni bile rahatsız eden bir bıkkınlık hali oluştu her final dönemi hem finaller hemde taşınma işlemlerinden kaynaklansa gerek. Artık çıkmak istemediğim düzgün bir ev bulmak istiyorum.

Şimdiki oturduğum evi oldum olası hiç sevemedim.Zorunda kaldığımdan taşınmam gerekti üstüne tek başıma çok zor günler geçirdim.Bu yüzden her baktığım yerden uzaklaşma isteği duyar hale geldim.
Bu evde eskisi kadar yemekte yapmadım çünkü öyle berbat hallerdeyken kendime yemek yapmak zorunda kaldığım o günlerden sonra bir daha asla mutfağa girmek istemedim.
Umarım İZmir hayatım boyunca bundan daha kötü ruh halleri ve enerji yıkımları yaşayacağım bir yıl geçirmem.

Taşınmak cidden zor şey. Ev yine çöp poşetleri,koliler,bantlarla dolup taşacak.
Şimdiden tüm bu taşınma işlerinin yoruculuğu stresi üzerime çöktü.
Bir an önce taşınalım ve bitsin bu tantana istiyorum.

Bugünkü yazı dertli banu yazısı oldu resmen.

duruma uygun bir şarkı leona lewis - homeless

16 Mayıs 2012 Çarşamba

17 Mayıs




Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü
olan 17 Mayıs tarihi,Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelimlerle ilgili tüm fiziksel, ahlaki veya

sembolik şiddetlere karşı eylem ve karşı durma günüdür.

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün, 17 Mayıs 1990’da eşcinselliği “Uluslararası Hastalık

Sınıflandırması”ndan çıkardığı günden bu yana 20 yılı aşkın bir süre geçtiği halde, eşcinsellere

ve translara yönelik damgalama ve ayrımcılık hâlâ devam ediyor...

http://fizy.com/#s/1gu8gt

11 Mayıs 2012 Cuma

The Avengers


The Avengers (Yenilmezler) ı dün izleyebildik.
Şayet  Marvel kahramanlarını seviyorsanız kaçırmamanız gereken bir film ama  ne seviyorum ne sevmiyorum diyorsanız yine de izlemenizi tavsiye ederim.
Film 3 boyutluydu. Nedense gözlükler bende baş ağrısı yapıyor bu yüzden 3 boyutlu filmler benim için biraz çileli geçebiliyor. Bunun yanında gözlükler yüzünden film renklerinde kayıplar oluyor bu yüzden filmden aldığım haz biraz düşüyor.3 boyutlu filmlerde daha iyi bir gözlük üretilene kadar çok sanırım bu böyle devam edecek.
Filmin ilk yarısı karakterlerden hakkında bilgi verir şeklindeydi. Bu yüzden baş ağrım ilk yarıda biraz rahatsız etti.Fakat filmin ikinci yarısında baya güldük gülmenin dışında da ilk yarıya göre çok daha ilgi çekiciydi.
Filmde kahramanların diyalogları çok eğlenceli.
Filmin 2. yarısında gözlük rahatsız etmesine rağmen pek farkına varmadım.

Bu da filmin fragmanı vizyondan çıkarılmadan izlemenizi tavsiye ederim.

8 Mayıs 2012 Salı

leyleğin havada gördüm









Haftasonu sınavların bitmesi etkisiyle bodrum kaçamağı yaptık. Deniz sezonunu açtık açmakla da kalmadık. Deniz içinde oynanmayacak kadar biraz soğuk.Mayıs sonu saatlerce oynanacak hale gelir muhtemelen. Teknelerin etrafta olmamasıyla her yer tertemizdi tabi sezonun açılmamış olması da etken.
Denizden çıkıp duş almadan güneş altında oturunca baya bir yandık. Hatta ilk günlerde baya ıstakoz kıvamında ve acı çeker  haldeydik.Neyse ki şimdi acılar hafifledi.Tuzlu su ve rüzgarla birlikte haşlandık resmen.
Uzun zaman sonra tekrar deniz yıldızı gördüm bu sefer elime de aldım.Öyle değişikti ki.Sonra işkence olmasın hayvancağıza diye hemen suya geri bıraktık ama güzel bir tecrübe deniz canlılarına temas etmek.(zehirli olmadıkları takdirde.)
Gittiğimiz hafta hıdrellezmiş. Güzel bir tesadüf oldu bahaneyle ateş yakıldı üstünden atladık :)
Keyifli bir haftasonu ardından yine sabah dersleri yine okul biraz ani oldu.
Bu aralar baya geziyoruz perşembe günü de İzmir'in meşhur doğal yaşam parkına gidiyoruz :)

Şarkısız son yok.

3 Mayıs 2012 Perşembe

yeni nesil çocuklar korkak




Bir süre önce bir yerden geçerken bir çocuk gördüm.4-5 yaşında bir kız çocuğuydu. Ailesi yemek yerken oda kenarda oynuyordu. Birkaç masa ileriden gelen köpeği gördü. Köpek dünyalar tatlısı sahipli sakin bir golden dı. Köpek sakince önünden geçerken kız inanılmaz bir şekilde korktu. O kadar saçma bir andı ki.Köpek kızı farketmemişti bile. Nedense çok sinirlendim. Ben o yaşlardayken kediden köpekten hiç korkmazdım. Sürekli onların peşinde dolaşırdım. Hiçbir zaman annem sevme pirelidir,sevme ısırır gibi cümleler kurmadı bana beni korkutmadı,bende hiç korkmadım. Zaten çocukların bazı şeyleri deneme yanılmayla öğrenmesi gerektiği taraftarıyım. Benim etrafımda büyüyüşüne tanık olduğum hiçbir çocuk hayvalardan soyutlanarak büyümüyor. Tam tersi benim korktuğum birçok gagalı hayvanı mıncıklayabiliyor gagalansa bile. 
Sanırım bu biraz çocuğu yetiştirme tarzından da kaynaklı. Ama kediden köpekten korkan,hoşt pist diyen,aman pirelidir dokunma diyen o tarz her türlü insana uyuz oluyorum. 
Bir gün çocuğum olursa onu asla sokak hayvanlarından mahrum etmeyeceğim.



Üstteki çocuğun aksine bu çocuk çok sevimliymiş .
şarkısız son olmaz.





















Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...