27 Eylül 2012 Perşembe

30 Eylül 14.00





Bu tasarı geçerse evinizdeki iki kedinizden birini devlet gelip zorla alarak ölüme yollayacak.
Şayet tasarı geçerse; örneğin 20 kilonun üzerindeki binlerce masum köpek vahşi diye etiketlenip, sahiplerinden zorla alınarak katledilebilecek.
Sanki sokaktaki hayvanlar ile onlar ilgileniyormuş gibi onları alıp bir ormana atıp ölüme terk edecekler.

Sessiz kalmayın.

20 Eylül 2012 Perşembe



Kayanın ucunda oturup usul usul yelelerini sevsem, çok değil sadece kendimi iyi hissedinceye kadar.

18 Eylül 2012 Salı

Frida kadar güçlü olmak


Beni birazda olsa seviyorsun değil mi panzon ?


Sevdiğim ressamlar arasında Frida yeri değişmeyecek şekilde ilk sırayı alıyor.
Resimlerine, hayatına, kişiliğine, duygularına karşı özel bir ilgim var. Sanki onunla aramda bir bağ ortak ufacık bile olsa bir şey varmış gibi hissediyorum. İmkanım olsa yapıtlarının sergilendiği her müzeye gitmek isterdim.
Kimse bana bak bu benim en sevdiğim ressam ya da bak bu da Frida demedi kendi kendime keşfettim onu. Keşke evimin bir odasını Frida odası yapabilsem. Gücüne, dayanıklılığına, pes etmeyişlerine hayranım.
Diego'ya göre girdiği her ortama canlılık katıyormuş. Sevmemin başka nedenlerinden biri de renkleriyle ruhuma renk katması.

   

Filmi izlemediyseniz bile kesinlikle haberdarsınızdır. İzlemediyseniz de izlemenizi öneririm. Konu Frida olduğunda yeni şeyler öğrenme isteğim doyumsuz. Bir de 2005 yapımı onun hakkında bir belgesel var. Hayal meyal izlediğimi hatırlıyorum ama tekrar izlemekte fayda var.

*
Geçen yıl İstanbul'daki Frida Kahlo & Diego Rivera sergisinde bir sürü fotoğraf çekmiştim fakat harddisk çökünce hepsi gitti.Onun acısını hala yaşıyorum.Elimde sergiden birkaç fotoğraf kaldı.





16 Eylül 2012 Pazar

Ben bunları kimseye anlatmadım




video



Dün Bülent Ortaçgil'in Sen'fonik konserindeydik. Konser bilet saatinden sadece 15 dakika sonra başladı.
26 kişilik yaylı grubu ve onların sempatik orkestra şefleri dışında davul,bas,klavye ve elektro da değişmez isimleri vardı. Konuk sanatçıları ise Erkan Oğur ve Birsen Tezer vardı.
15 dakika mola vermeleri de dahil konser neredeyse 12 ye kadar sürdü. Şarkılar senfoniyle birlikte inanılmaz bir hal almıştı. O kadar alışmışım ki Ortaçgil'i bilgisayardan dinlemeye sesini canlı duymak çok garip geldi en başta. Sanki gerçekte orada değilmiş başka birisi onun sesine playback yapıyor gibi hissettim. Bir sese vücut bulduramamak bu olsa gerek diye düşünüyorum.
Şarkılar sabaha kadar sürse kimse kalkmadan dinlerdi diye düşünüyorum.
Konser Fuar'daki açıkhavada yapılması nedeniyle her şarkı bitiminde düğün sesleriyle birlikte Bülent Ortaçgil gülmeye başlıyordu. Bir arada önündeki kağıtları düşürüp "her şeyi de düşürdüm." diyerek kendi kendine söylendi. Bazı insanlar pamuk gibi olur ya işte o da öyleydi. Anılarını anlattı, şakalaştı, söylendi, güldü.

ve tabi bir de Birsen Tezer geldi.
"Kimseye Anlatmadım" ve tabi ki  "Çığlık Çığlığa" yı söylediler.  Her iki şarkı da inanılmaz oldu. Ama Çığlık Çığlığa' da Birsen Tezer elektro soloları eşliğinde coştu yükseldi ve şarkı sonunda yere indi. Muhteşem bir performansı olduğuna inanıyorum bu şarkıda.
Tek başına çıktığında izlediğimize oranla bu sefer saçlarını sımsıkı toplamıştı ve kan kırmızı elbisesi vardı daha genç ve şarkı söylemek için daha heyecanlı duruyordu.

Eğer bu konser şehrinize gelecekse kaçırmamanızı tavsiye ederim. ve imkanınız olursa kesinlikle Birsen Tezer'i dinlemeye gidin diyorum. 

13 Eylül 2012 Perşembe

Zonk Zonk

Uzun zaman sonunda midemle alakası olmadığı halde en çok midemi etkileyen faranjit günleri yaşıyorum. Mide bulantısı yapacak bir hastalıkmış ama bendeki biraz işin suyunu çıkarmak oldu. 
Her insanın bir hassasiyeti vardır. Benim ki mide. Eğer midem kötüyse iyileşmek için güç bulmak da bir o kadar zor oluyor.Psikolojik olarak da hemen yıkılıyorum. Midem iyi olsun öksürüğü çekmeye razıyım. Azıcık daha zorlasalar serçe parmağımla yarışacak ebatta bir ilaçla cebelleşiyorum 12 saatte bir.
İlaçların mg ının fazlalığından mıdır hastalıktan mıdır bilemiyorum sürekli bir huzursuz mide,ağrılı beden ve kötü mide günlerine dönmemek adına yediklerimi içimde tutmakla savaşıyorum.
Cumartesi bir konser var ve yine hastalık yüzünden konser kaçırmak istemiyorum.

Bu arada hastayken tv de Tina Turner'ın biyografisini izledim tavsiye ederim. 

7 Eylül 2012 Cuma

Hoş geldin bebek



Ailemizin en yeni üyesi 3,5 saatlik. :)
Tıpkı abisinin bebekliği gibi . Mert'in doğduğu gün dün gibiyken
şimdi onun için abi diyoruz çok değişik bir his.
En minik ve yeni üyemiz seni seviyorum.
Sağlıklı,mutlu,şanslı ve tabi ki hep birlikte güzel bir ömür diliyorum.

Hoş geldin melek sefalar getirdin.

6 Eylül 2012 Perşembe

beni gıcık tuttu

Bir haftaya yakın şiş kalan bademciklerim geçti diye sevinirken ardında kalbim çıkacakmış gibi hissettiren öksürük bıraktı.

Evde işim olmadığı zamanlarda giysi dolabımı tekrar düzenledim ayıklamalar yaptım. Odadaki dolabı giyinme odası olarak kullandığımız ufak odaya taşıdım. Neyse ki belimi sakatlamadan taşıma işlemini hallettim.
Giysi dolabım topluyken çok iyi hissediyorum fakat bozarken hiçbir vicdan sızlaması hissetmiyorum.
Dün uzun zamandır geçerken gördüğümüz kordondaki hem kitap evi hemde kafe olan yere gittik.
Çayın tadının güzel olması çok önemli bir özellik bence. Çayda yudum alır almaz bergamotlu çay olduğunu fark edince beni kazandılar.
Kışları orada oturup çay içerken sakin müzik eşliğinde kitap okumayı hayal ettim.

Dün fotoğraf sergisinden sonra o kadar yürüdük ki fiziksel olarak işe yaramasa bile ruhsal olarak sıkılaştığıma inanıyorum :)

Ailenin minik yeni üyesinin doğmasına çok az kaldı. Bu aralar rüyamda onun doğduğunu görüyorum.

Eve taşınalı çok uzun zaman olmasına rağmen yeni yeni düzen oturuyor.
Bir mutfak kaldı onun içinde koçtaşa istediğimiz rafın gelmesini bekliyoruz ardından her şeyiçime sinen bir hal alacak.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...