29 Ağustos 2013 Perşembe

kalp atışlarım yüzümde beliriyor

Daha uzun zaman görmediğim günlerimizde olmuştu 16 gün sonunda sadece fotoğrafını görmek bile kalbimin heyecanla çarpmasına neden oluyor. Yüzü asık olunca aklıma herkesin söylediği şey geliyor. Geldiğinde dedikleri gibi daha mı sakin olacak merak içindeyim. Gözüme her zamankinden daha yakışıklı geldi. Onu özledim. Rüyamda sürekli onu görüyorum. Gelmesine neredeyse 1 hafta kaldı ve heyecanım artmış durumda.

Terapi niyetine yaptığım çılgın temizliğin acısı sonunda çıktı. Kollarım neredeyse tutmuyor. Artık durmamın vaktinin geldi. Bundan sonra çarşamba sabahı çıkacağım yolculuk için hazırlanmaya başlayacağım.

Bugün için çok sıcak olacak deniyordu ama şuan cam kapalı oturuyorum çılgın bir rüzgar ve kara bulutlar var. Dışarda işlerim bitene kadar havanın böyle serin olması dileğiyle.

27 Ağustos 2013 Salı

temizlik diye yanıp tutuşuyorum

Dün ilk kez dışarı çıktım ve Kadıköy'e gittim. Kadıköy'ün yeri bende hep bir başkadır en çok orayı severim İstanbul'da. Avucumun içi gibi bilirim her yerini tabi ki uzun süreli İzmir'de yaşama zorunluluğundan dolayı geldiğimde dükkanlar değişiyor yeni insanlar gelip gidiyor ama sokaklar hep aynı. En çok bahariye, moda taraflarının sakinliğini seviyorum. Sürekli gittiğim dükkanlar vardır. Yaz kış es geçmeden giderim bir şeyler alırım. Bunlardan biri de  liman kart postal. Belli başlı insanlar var bir tek onlara oradan hediyeler alıp hazırlıyorum.

Pazartesi olmasına rağmen yine de kalabalıktı bir de üstüne bir haftayı geçkin süredir evden çıkmadığım için insanların çokluğu fazla geldi. Ama İstanbul'un koşturmaca temposu içime işlemiş hala hızlıca yürüyüp insanları sollayabiliyiorum.

Aslında çok garip hissediyorum kötü değilim ama çok iyi de değilim. Bugün ananemin evinde pılı pırtı atmaya başladım.Bu temizlik olayı gerçekten insana terapi oluyormuş şimdi anladım. Kışın İzmir'de de son senenin verdiği gazla bir sürü şey evden çıkacak gibi gözüküyor. Sanırım benim bu ruhsal karmaşamın nedeni bu yaz o kadar sık şehir değiştirdim ki kendimi kaybetmiş olabilirim. Zaman mekan karmaşaları yaşıyorum. Bazen kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum. O kadar çok evim var ki hangisi gerçekten benim evim anlayamıyorum. Sanırım son senenin de verdiği garip ruh hali de bir etken oluşturuyor.
Elbette hepsi geçecek ama kendi kendime boş ver dalgana bak diyemiyorum. Sanırım bu karakter meselesi birazda.

Neyse ki hala hayal kurabiliyorum

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Yelena Bryksenkova








Pinterest sayesinde keşfettiğim illüstrasyon sanatçısı.
bu blogu tıktık
bu da internet sitesi tıktık

22 Ağustos 2013 Perşembe

bu aralar limondan da ekşiyim

Geldiğimden beri İstanbul'da hava şahane. Evden sadece bir kez çıktığım için mi yoksa yüksek katta oturduğumuz için mi bilmem ama burada hava ara ara kapalı ve hep rüzgarlı.
İzmir'den bir an önce ayrılmak için alelacele hazırladığım bavuluma fotoğraf makinemi koymayı unuttuğum için fotoğraf çekemiyorum. Onun yerine evdeki filmli makineyi kullanıyorum. Henüz dino'dan başka hiç kimsenin fotoğrafını çekmedim.
Ev temizliğiyle kendimi avuttuğum günlerden bugün balkonu temizleyip toparladım ve eşyaların yerleriyle oynadım. Kendi odam, oturma odası, salon, küçük tuvalet ve balkon dışında sanırım geriye elden geçirebileceğim bir tek annemin odası kaldı. O da bitince durumun vahimliği devam ederse sırada ananemin evi var.
İnternetimizin kotası ve benim hard diskimi unutmam yüzünden şuan sadece tv de verilen filmler ve cnbce ile idare ediyorum. Kitabımı tüketmemek için her gün bir bölüm okuyorum. Kısa bir süre içinden evden çıkmam zorunlu hale gelecek.
O zamana kadar İstanbul'un yorgun kalabalığına ve sıcağına karışmayı reddediyorum.

20 Ağustos 2013 Salı



Cumartesi sabahı İstanbul'a geldim ve o gündür odamı temizliyorum topluyorum bir şeyleri atıp ayırıyorum. Bugün anneme odamın duvarlarını mı silsem dememle fark ettim ki olay sanırım kendimi oyalamadan ibaret.
Bir de üstüne okulun son yılı olmasıyla eve geri getireceğim bir sürü kıyafeti odaya sığdırma telaşı sardı.
Giymediğim her şeyi ayırdım, biblolar ve ıvır zıvırları attım. Kitaplarımı sahaflara götürmek üzere ayırdım. Hala odam kalabalık geliyor ve eminim ki ben yarın odamda kendime yeni bir iş çıkarıcam.
Neyse ki günler bir şekilde geçiyor. Gündüzüm odamla uğraşırken akşam ise yemek,bilgisayar,kitap okumak ve çayla geçiyor. 1 hafta geçti bile. Kendimi daha iyi hissetmekle birlikte odamda köklü değişiklikler yapmaya devam ediyorum.

Annemin benim için dolapta biriktirdiği çikolatalar olmasa hayat çok daha zor olurdu.

17 Ağustos 2013 Cumartesi

yüz yıllık sessizlik gibi bir şeydi




ağlamama güçsüz görünmeme çok kızar sanırım gözümden yaş bile gelmemesinin sebebi bu. aylarca uzak kaldığım bloguma dönmem için iyi bir zamanlama. yazarsam belki içimdeki düğüm daha kolay çözülür.
yüzlerce kilometre öteden başlayıp tekrar kilometrelere direniyoruz. ilk kez telefonumun sesi bu kadar uzun zamandır açık. bu kadar çabuk özlememeliyim ama bir yarımın eksik olduğu hissinden bir türlü kurtulamıyorum. sevgiliyi sevmek ayrı ama o kişiyi aynı anda insan olarak bu kadar kalpten sevmek hayatımda ilk kez hissettiğim bir şey. kalbimin sınırlarını aştım bazen boyundan da büyük seviyor insan. 

ilk cumartesinde paylaşacağını söylemiştin. şimdi senin adına ben paylaşıyorum. bugün burada da cumartesi sevgilim. 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...