2 Nisan 2015 Perşembe

kafam olmuş tarihi salı pazarı

Uzun bir zamandır blogumda aktif olmamakla birlikte onu sadece içimdeki sıkıntıları apaçık olamasa da dökmek için kullanıyorum. Kafam çok karışık olmakla birlikte insanlara sürekli dert yanmaktan artık utanıyorum. Bu aralar kendimi dünyanın en problemli insanı gibi hissediyorum. İnsanları dertlerimle sıkmak istemedikçe, sustukça içimdekiler dağ gibi büyüyor kafamı bulandırıyor. Bir önceki gün aldığım kararı bozduruyor, canımı sıkıyor. Muhtemelen bu aralar herkes böyle hissediyor. Herkes kendi derdine batarken bir başkasının derdini omuzlayacak takati bulamıyor. Gelecek konusunda pesimistim, kendime güvenemiyorum. Minicik bir umutla gözünü karartır İzmir'e giden 18 yaşındaki Banu'nun gücünü, enerjisini kendimde bulamıyorum. 5 yılda bir insan ne kadar yıpranabilir ki diyorum. Abarttığımı da düşünüyorum. Sonra onca güzel şeyin yanında bambaşka bir şehirde 4 kez zehirlenmek, manyak bir doktora denk gelip kansersin diye korkutulmak, bağışıklık sistemi çökertmek bir ay boyunca yataktan çıkamadığım sağlıklı olmak için ağladığım günler geliyor aklıma. Aslında en çok çökerten de bu sürecin çoğunda yalnız olmaktı belki de. Şimdi yeni bir şehir fikri en çok da bu yüzden korkutuyor beni. Yeniden yalnız olmak fikri.
İşin öbür kötü  yanı ise burada da yapamıyor olmam. İzmir'deki son aydınlık yalnız ama mutlu evimi özlüyorum. Kafam olmuş tarihi salı pazarı. Herkes ayrı telden çalıyor. Kafamın içindeki seslerden kendi sesimi duyamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Enerjisizlikten her işimi erteliyorum.
Dünkü güzel hava ve haberlerden sonra yağmurla çöküyorum. Bu kış gerçekten de çok üzün sürdü yetmedi bir de yıprattı, mahvetti.Kafamdaki kara bulutların gideceği güneşli günleri bekliyorum.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...