26 Ocak 2015 Pazartesi

Titiz beyin sendromu tadında günler



Beni uzun tanıyanlar bilir 2013 ün yaz sonu (yani hasan askere gittiğinde ) etrafı temizleme, toparlama, fazlalıkları atma hatta eşyaların yerini değiştirme gibi kendime yeni uğraşlar bulup kollarımın iflahı kesilene kadar bunları yapıyordum. Bu ara sanırım  döngü tekrarladı. Yine evin olmadık dolaplarını karıştırıyor nerede ne var, anne bu kullanılmaz atalım, dolabımı toplayayım, çekmece düzenleyelim döngüsüne girdim. Terziye verilecek kıyafetlerimi bile dolapların dibinden çıkartım. arada geliyorlar bana. Muhtemelen psikolojide hopaktuslopaktus adında bir içimdekileri dışa vurmamla ilgili bir şeydir bu. Kendi kendimi çözmekte zorlandığım bir dönem. Her şeyi zamana bırakmış gelecekten de umudumu kesmemiş bir durumdayım. Umarım her şeyi zamana bırakacak kadar zamanım vardır.

Not: Fotoğrafın yazıyla bir alakası yok. Hatta yaz tatilimden  kalma. Sadece tatili, güneşi, az da olsa güneşlenmeyi, sıcak çikolatayı ve gün aşırı pancake yediğim, odamda müziği açıp ağaçları ve gökyüzünü izlediğim günleri özlediğimden hepsi.

14 Ocak 2015 Çarşamba

Kedi, hastalanmak ve nazar üzerine bilimi ağlatan yazım

Kuzuların kuzusu yavruların yavrusu dinom hasta. Dün bir maceraya atılıp bir karıştan büyük ip yemiş. Neyse ki kustu. Dün geceden beri midesi limoni. Keyifsiz ara ara kusuyor benimse panikle kanım çekiliyor. Veteriner endişelenecek bir şey olmadığını paniklemememiz gerektiğini söylese de panik içindeyim. Ananem nane limon bile önerdi. Sonra onunda bazen hastalanabileceği kanısına varsak da bir kenarda nazar değdi fikri ağ8r bastı. Karaburunlu mavi bebişkoma kessin kez nazar değdi. (Bilim şuan yerlerde) Şimdilik kalorifer üstünde şekerleme yapsa yazınız sonunda hangi kenafir gözlünün nazar değdiyse ona yollayarak yazımı noktalıyorum.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Karmakarışıklardayım





Yapacak hiçbir işim olmamasına rağmen kimseye ayıracak vaktimin olmamasını anlamıyorum. Günler çok hızlı geçiyor hiçbir şeyden haberdar olamıyorum. Kendime yetememenin dışında hiç kimseye hiçbir şeye yetemiyorum. Bazen diyorum ki sanırım yaşam için savaşacak gücüm yok. Bu yarışa pek uygun değilim. Fazla duygusal ve narinim. Kırılganım. Her gözeneğimden adeta mutsuzluk, kafa karışıklığı, yalnızlık fışkırıyor.Kendimi kalabalıklar içinde yalnızlık klişesinin tam ortasında buluyorum. Yapmam gerekenleri yapmak için güç bulamıyorum. Doğrusu hiçbir şey yapmak için güç bulamıyorum. İzmir deki sosyal hayatımdan sonra İstanbul'daki asosyalliğime alışamıyorum. Yollar tarafından hırpalandığım için öbür yakadaki ulaşamadığım insanlara. uzaklığa, yalnızlığa alışamıyorum. Kendi evimde yataktan çıkmayı reddettiğim, sadece dizi izlediğim, salonda uyuduğum, bütün gün umarsızca televizyon izlediğim, yemek yaptığım yalnız ama patronun ben olduğum günlerimi özlüyorum. Komşularımdan nefret ettiğim tüm evlerimi, evde yaptığım lattenleri arka arkaya içmekten olan çarpıntılarımı, battaniyelerimi özlüyorum. Ben aslında kendime vakit ayırabildiğim, yalnızlıktan ağlasam bile kafama göre yaşadığım günlerimi özlüyorum... 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...