19 Nisan 2015 Pazar

Bahar fotoğraflarda kaldı



Baharı özlemle fotoğraflarda yaşıyorum. 3 gün bahar yaşıyorsak 1 hafta kış yaşıyoruz. Bu yıl Kanada bile bizden  fazla güneş görüp bahar yaşadı. Şaşırtıcı derece kendimi iyi hissediyorum şuan bu havaya rağmen. Nisan ayında şubat yaşıyoruz. 2015 bu zamana kadar hep kötü bir yıldı. Baharın bile gelmekte direnmesi kalan kısmınında güzel olacağına dair umutlarımı öldürüyor. Umarım yanılırım da kalan 8 ayı güzel yaşarız.

18 Nisan 2015 Cumartesi

bu bahar karışık bir kafadan ibaret*




Yapmak istediğim bir ton şey var. Fakat aylardır hiçbirini yapmak için adım atacak takatim yok. Burada sabahlar çoğunlukla sırt ağrılı ve yalnız. Kahvaltı yapmak eskiye oranla daha bir zorunluluk haline geldi. Yalnızken yalnız oluşuma söylenir dururdum. İnsan söylendiği günlerini bile özlüyormuş günü gelince. Geçmişe özlem duymadığım tek şey o kaba komşular. 
 
Bahardan mıdır nedir hep bir yorgunluk, isteksizlik hali. Hep sıkıntılı günler. Elbet geçecek ama geçerken yarımı da alıp götürecek yaprak dökümü misali. İnsanlara ve enerjilerine hayranım. Aylardır ertelediğim şeyler var, kim bilir daha ne kadar erteleyeceğim. Öğrenci olmayı değil de İzmir'in ruhsal halini özlüyorum belki de.Yalnız olup da aslında yalnız olmamayı. Sabahın köründe enerjik uyandığım günleri, sevdiğim dizileri sabahtan akşama kadar izlemeyi, sahilde yürümeyi. Güneş mayışmasıyla gelen öğle uykularımı, limoni renkli evin duvarlarını, arkadaşlarımı. Sütlü türk kahvelerini. 

Bu şehir enerjisini alıyor insanın ya da sadece benim. Paslanıyor gibi bir his bu. Yağmurda unutulan demir merdiven gibi. Hiç tam olunmuyor. Bir şeye sahipken hep öbürü özleniyor. 
Hayat bu günlerde yıpratıyor ve üstüne bir de yaz geliyor.

8 Nisan 2015 Çarşamba

benim hala umudum var



Bu son düzlük engellerin, özlemin ve ayrılığın olduğu. 
Bu son düzlük iç çekişlerle dolu.
Güzel günler hiç öyle kolay havadan inmiyor. Öncesinde bir batırıp çıkartıyor, çökertiyor, sınırları zorluyor sonra tam ohh rahata kavuştum derken bu süreci birkaç kez tekrarlatıyor. Bu aşamalar sonunda hala hayatta kalabiliyorsak elde ediyoruz bir şeyleri. Keşke böyle olmasa hep mutlu olsak, bu yılda kötü geçti demesek. Maalesef geçiyor. En son ne zaman bu yıl çok güzel geçti hiç bitmese dedim hatırlamıyorum. Ama asilik de yapmıyorum sevgili karma en azından hasta olmadım, tekrar o hastane günlerime, suratı Tim Burton karakterine dönen banu ya dönüşmedim.
Kenardan köşeden şükredecek bir şey bulmak lazım.

İnternetten yoga yapmakla ilgili şeyler araştırıyorum. Farklı bir düzene geçmeden önce kendimi psikolojik olarak arındırmak ve bir şeylerin üstesinden gelebilmek düşüncesindeyim.

Bu yazının da sonunda dünyanın tüm oksijenini içime çekiyorum.

...

https://youtu.be/EymAJQ-Ki3U

2 Nisan 2015 Perşembe

kafam olmuş tarihi salı pazarı

Uzun bir zamandır blogumda aktif olmamakla birlikte onu sadece içimdeki sıkıntıları apaçık olamasa da dökmek için kullanıyorum. Kafam çok karışık olmakla birlikte insanlara sürekli dert yanmaktan artık utanıyorum. Bu aralar kendimi dünyanın en problemli insanı gibi hissediyorum. İnsanları dertlerimle sıkmak istemedikçe, sustukça içimdekiler dağ gibi büyüyor kafamı bulandırıyor. Bir önceki gün aldığım kararı bozduruyor, canımı sıkıyor. Muhtemelen bu aralar herkes böyle hissediyor. Herkes kendi derdine batarken bir başkasının derdini omuzlayacak takati bulamıyor. Gelecek konusunda pesimistim, kendime güvenemiyorum. Minicik bir umutla gözünü karartır İzmir'e giden 18 yaşındaki Banu'nun gücünü, enerjisini kendimde bulamıyorum. 5 yılda bir insan ne kadar yıpranabilir ki diyorum. Abarttığımı da düşünüyorum. Sonra onca güzel şeyin yanında bambaşka bir şehirde 4 kez zehirlenmek, manyak bir doktora denk gelip kansersin diye korkutulmak, bağışıklık sistemi çökertmek bir ay boyunca yataktan çıkamadığım sağlıklı olmak için ağladığım günler geliyor aklıma. Aslında en çok çökerten de bu sürecin çoğunda yalnız olmaktı belki de. Şimdi yeni bir şehir fikri en çok da bu yüzden korkutuyor beni. Yeniden yalnız olmak fikri.
İşin öbür kötü  yanı ise burada da yapamıyor olmam. İzmir'deki son aydınlık yalnız ama mutlu evimi özlüyorum. Kafam olmuş tarihi salı pazarı. Herkes ayrı telden çalıyor. Kafamın içindeki seslerden kendi sesimi duyamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Enerjisizlikten her işimi erteliyorum.
Dünkü güzel hava ve haberlerden sonra yağmurla çöküyorum. Bu kış gerçekten de çok üzün sürdü yetmedi bir de yıprattı, mahvetti.Kafamdaki kara bulutların gideceği güneşli günleri bekliyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...