14 Mayıs 2015 Perşembe

Huzur sen ne güzel bir hissin



Aslında her şey güzeldi sonra üst üste gelen sorunlar seline kapıldım. Kapılmak ki ne kapılmak. Neden hep ben diye asileşip ağladım elbette. Çoğu zaman bunu yaparım. Bazen sorunlar o kadar çok ardarda geliyor ki dayanamıyorum. Kendimi ölecek gibi hissediyorum. Ruhumu ruh emiciler emmiş gibi. Bazı zamanlar sorunlar karşısında soğuk kanlı olabiliyorum ama bazı zamanlar sadece. Bu üstünden tsunami geçmiş ruhum elbette son zamanlarda gelen sorunlara karşı hiç soğuk kanlı olamadı. Hep neden diye ağladı. Sonra dedim ki tanrım gerçekten bir küçücük bir sorunu daha kaldıramayacağım. Lütfen acı. Bu kadar da güçlü bir kadın değilim. Sanırım tanrı dedi ki bu sefer durma vakti. Durdu ve ben küçük küçük iyileşmeye başladım. Ardarda gelen incir çekirdeğini doldurmayacak ama benim parça pinçikliğimi yapıştıracak güzel şeyler oldu. Şaşkınım. Onca şey üstüne böyle sakin ve iyi hissetmek gerçekten garip. Uzun zaman sonra kardeşlerimi gördüm, ailemi gördüm. Aylardır kemikleşmiş rutinimin dışında, kızgınlığıma bir kova su döküp babama gittim. İyi ki gittim. Güzel şeyler oldu. İçimi döktüm sakinleştim. Ona hayatımla ilgili çok önemli şeyler anlattım. Elbette kucak açıp ah çok sevindim demedi ama karşıda çıkmadı. Korumacı davranmasını anlayabiliyorum. Sorular sordu cevapladım. Sanki arınma gibiydi. Ya da ben içimde kendimi o kadar sıkmıştım ki bir şeyleri paylaşmak iyi hissettirdi. Kardeşlerim anneleriyle bir aylığına babuşka' yı ziyarete gidiyorlar. Babam bir süreliğine yalnız olacak. Evle ilgili yapacağı duvar kağıdı kaplama vs. gibi  işlerde ona yardım edebileceğimi söyledim. En son ne zaman sadece ikimiz bir şeyler yaptık hatırlamıyorum. Kim bilir kaç yaşındaydım. Ortak bir şeylerimiz olmasına mutlu oldum. Üstüne internet yüzünden başımıza gelenler var. Onlarda halloldu. Garip bir sakinlik var içimde. Uykuya dalmadan önceki o tatlı his gibi, huzurlu. Bu ruh halimin artık  değişmemesini dileyerek bugünü kapıyorum. 

8 Mayıs 2015 Cuma

it must be something psychological



Aslında blogumu çok seviyorum. Onunla ilgilenmeyi, arka plan bulmayı, renkleriyle oynamayı, detaylarıyla dakikalar geçirmeyi. İzmir'de blogumla daha ilgiliydim. Perşembe tariflerim vardı, hafta sonu doğa gezilerim, alışveriş günlüklerim, özel günler ve daha bir sürü şey. Sanki İstanbul'a geri dönene kadar enerjimi gittiğim şehirlerde, evlerde bıraktım. Şimdi sevdiğim şeylerden bahsetmek yerine hep şikayet ediyorum bloga. Çok üzücü. Sanki yaşam enerjimi, neşemi kaybetmiş gibi hissettiriyor bazen. Aylardır hayatımda düzenli olan şeyler kursum ve son iki haftadır her gün 20 dakika boyunca yaptığım sıkılaştırma egzersizleri.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Ve bugün yine içimden keşke astronot olsam diyorum.

İnsanların en sevdiği şey soru sormak. Hayat kurcalamak. Bazı şeylerin cevabını kendin bile bilemezken üstüne bir de meraklarını gidermek için bir ton soru sorarlar. Sen bilmiyorum dedikçe daha da üstüne gelirler. Daha benim bile cevapları hakkında tahmin yürütemediğim sorular var. Üstüne bir de muallak geleceğim var. İnsanlar neden bu kadar meraklı. Herkes böyle sorularıyla, bencil beklentileriyle üstüme geldikçe asosyal olma isteğiyle dolup taşıyorum. Bütün gün evde oturup herkesten uzakta sessiz sakin yatağımda yaşamak istiyorum. İnsanlar bencil, insanlar meraklı bense sadece yorgunum. Dünyada kaçıp başka gezegenlere tatile gitmek istiyorum.

Ve bugün yine içimden keşke astronot olsam diyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...